Oku!




Sessiz sedasız geçip gidiverdi bir gün yine; geride yaşanmışlıkları bırakarak... Kim doğmuş, kim ölmüş; hiç birine aldırmayarak... İşte yine bir kaç günce öncesinde bir 25 Temmuz daha kopup gitti takvim yapraklarının arasından; diğer günler gibi o günü de kimseler umursamadan geçip gidiverdi.
Oysa bir başka 25 Temmuz'da önemli bir adam, hem de dünya genelinde bilinen, tanınan bir adam da geçip gitmişti aramızdan... 2016 yılının 25 Temmuz'unda Tarihçilerin Kutbu diye anılan bir büyük adam da Tarih olmuştu.
Gerçi aradan on yıl geçse de 25 Temmuz 2026 günü yine anılmış, çünkü o unutulmamıştı. Pek çok dernek ve kuruluşun yanı sıra özellikle de Cumhurbaşkanı Erdoğan; aramızdan ayrılışının onuncu yılında sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla Prof. Dr. Hali İnalcık'ı rahmetle andı.

Tarihçilerin Kutbu diye anılan bu büyük adamı Tarih olduğu bu günde, bir başka deyişle ölüm yıldönümünde saygıyla anıyorum, Mekanı Cennet olsun. Her genç "Halil İnalcık" kitaplarını okusun!
İnsanın öldükten yıllar sonrasında saygıyla, sevgiyle anılması ne güzel! Gerçi İnalcık hocamız ardından bıraktığı çok değerli kitaplarıyla ölümsüzlüğe ulaşmıştır.
İşte bu değerli bilim adamımız Prof. Dr. Halil İnalcık sağlığında demişti ki:


Osmanlı torunuyum dedemin mezar taşını bile okuyamıyorum diyen güzel kardeşim;
"Senin köylü dedene mezar taşı dikmek Osmanlı'da kimsenin aklına gelmez idi. O hat işi mezar taşları Saray, çevresi, devşirme paşalar ya da mollalar içindir. Anadolu köylüsünün çoğunun bırakın mezar taşı, mezar yeri dahi bilinmezdi. Kim bilir hangi cephede, hangi siperde can verip kefensiz defnedilirlerdi? İmparatorluğun askeri yükünü çekerdi onlar."

Değerli hocamız bu sözleriyle de en önemli Tarih dersini vermişti; yeter ki onu anlayabilsinler ve "Atatürk'ün harf devrimiyle bir gecede cahil kaldık" diye yaygara koparanlar, onun anlatılarından, onun derslerinden gerçekleri öğrenebilsinler

Belki o Tarihçi kimliğiyle ülke genelinde İlber Ortaylı gibi "popüler" olamamıştı, ama dünya genelinde tanınırlığı ve bilinirliğiyle; Tarihçilerin Kutbu olarak anılmıştı.

İşte bu değerli Tarihçimiz'i bir kez daha saygıyla anarken ölüm günü nedeniyle; derim ki Tarih bilmek çok önemlidir. Ey Türk halkı; Tarih öğrenmek için öncelikle "Halil İnalcık" kitaplarını oku!

Ama okumanın geri çekildiği yerde bilgiyi değer değil, görünürlük belirlemeye başlıyor. İşte tam da bu nedenle ülkemizin yolu uzun zamandır düşünceden değil, magazinden geçiyor.

Dolayısıyla sıkça vurguluyoruz: Ne Kemalizm, Ne Marxizm. Tek Yol Magazinizm.

80 sonrasında apolitik bir toplumsal yapı oluşturma amacıyla; tarikatlarla birlikte futbolun yanı sıra bulaştırılan bir üçüncü virüs türü oldu şu "magazin" olgusu… Toplumsal yapının dolgusu da yapı taşları da giderek yoz, yobaz ve aymaz duruma getirildi
7 gün, 24 saat enjekte edilmekte çok, çok taze magazin dozu ve giderek kalmıyor toplumsal yapımızın saygınlık ve değerler bağlamında tek bir kozu…Öyle ki kimilerinin yere göğe koyamadığı Yılmaz Özdil adlı köşe yastığı bir kaç önce demiş ki:

Ne diyelim?

Demek ki ÖNEMLİ arkadaşlarını yanına alarak yola çıkmış.



Ne var, ne yok; araştırıyorum, okuyorum. Bu kadar okumak gözlere mi zarar, yoksa beyni mi yorar; hiç aldırmıyorum.
Ama ne işe yarar? İşte bunu çok iyi biliyorum.
Çünkü bilgisizliğin, bilgiye ilgisizliğin ve de cehaletin egemenliğinin kol gezdiği bir ülkede; giderek yaşamak zorlaşıyor.
Çünkü gelecek dediğimiz günler; çoktan geldi bile...
Robotlar çalışanları işsiz...
GDO'lu yavan besinler, insanları aşsız...
Ve dijital dünya da okurları kitapsız, gazetesiz, dergisiz bıraktı.
Ve bu düzene "ancak ve ancak" uyum sağlayanlar, sağlayabilenler sağ kalacak diyorlar. Ama biliyorum; gerçek öyle değil, her koşulda güçlü olanlar ancak ve ancak sürekli okuyanlar, bilgiyle donananlar olacaktır.
Bu nedenle kendime de sürekli diyorum ki OKU!

{ "vars": { "account": "G-W4QZM0WZP2" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }