ÖĞRENMENİN NEDEN ve SONUÇLARI.

Öğrenme, yaşama tutunmanın en kısa yoludur. Var olmanın sürdürülebilirliği öğrenme ile olanaklı hale getirilir. Evrimsel açıdan: İnsan beyni, hayatta kalma gereksinimlerini karşılamak için gelişti. Dil, alet yapımı, sosyal iş birliği hep yaşamsal ihtiyaçlardan doğdu.

Psikolojik açıdan: Öğrenme motivasyonu genellikle ihtiyaçlarla tetiklenir. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi de bunu gösterir: önce fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçları, sonra sosyal ve kendini gerçekleştirme.

Toplumsal açıdan: Eğitim sistemleri bile çoğu zaman ekonomik ve kültürel gereksinimlere göre şekillenir. Örneğin tarım toplumunda öğrenilen bilgi ile dijital çağda öğrenilen bilgi farklıdır.

Öğrenme bir “doğal yasa” ise, o zaman bilgi de su gibi: önce susuzluğu gidermek için içilir, sonra bahçeleri yeşertmek için kullanılır. İnsanın zihni, ihtiyaçla açılan bir kapıdır. İhtiyaç, öğrenmenin tabanında yatan neden ve insanı harekete geçiren itici güçtür. Ama o kapıdan girildiğinde yalnızca ihtiyaç değil, merak ve hayal de devreye girer. Yani ana üretim yan ürünlerle beslenir. İşte bu noktada öğrenme, yaşamı sürdürmenin ötesine geçip yaşamı dönüştürmenin aracı olur ki; olması gereken budur. Bilmek, isteyerek değiştirmenin anahtarıdır. Yaratıcılık denen şey, bu noktada devreye girer.

İhtiyaç öğrenmeyi başlatır, merak büyütür, hayal ise onu aşka dönüştürür.

Kendimize soracağımız bir üçleme var—ihtiyaç, merak, hayal—birbirini tamamlayan bir döngü mü, yoksa insanın yaşamında farklı dönemlerde ayrı ayrı mı ortaya çıkıyor?

Soruların üretkenliği, yeni sorular ürettiğinde yararlı olur. İnsan beynini körelten nedenler nelerdir?

İnsan beynini körelten başlıca nedenler; tekdüzelik ve zihinsel tembellik, stres ve kirli çevre koşulları, yetersiz beslenme ve uyku, sosyal izolasyon ve sürekli hazır bilgiye bağımlılık olarak öne çıkıyor. Beyin, kullanılmadığında veya sağlıksız koşullarda çalıştırıldığında esnekliğini (nöroplastisite) kaybetmeye başlıyor. Beyni Körelten Nedenler:

1. Zihinsel Tembellik ve Tekdüzelik

  • Beyin yeni uyarıcılarla gelişir. Tekrarlayan, monoton işler zihinsel kapasiteyi daraltır.
  • Bulmaca, yeni dil öğrenme, farklı düşünsel uğraşlar beyni canlı tutarken, bunlardan uzak durmak körelmeye yol açar.

2. Stres ve Çevresel Faktörler

  • Uzun süreli stres, kortizol hormonunu artırarak hafıza ve öğrenme merkezlerini (hipokampus) zayıflatır.
  • Kirli hava ve toksinler beyin hücrelerini olumsuz etkiler; oksijen ve glikoz beyin için temel enerji kaynaklarıdır.

3. Yetersiz Beslenme ve Uyku

  • Beyin yalnızca oksijen ve glikozla çalışır. Dengesiz beslenme, aşırı şeker veya yetersiz vitamin alımı zihinsel işlevleri köreltir.
  • Uyku eksikliği, öğrenme ve hafıza süreçlerini doğrudan bozar.

4. Sosyal İzolasyon

  • İnsan sosyal bir varlıktır. Etkileşim eksikliği, empati ve iletişim becerilerini zayıflatır.
  • Sosyal bağların kopması, zihinsel esnekliği ve yaratıcılığı azaltır.

5. Hazır Bilgiye Bağımlılık

Sürekli hazır cevaplara yönelmek (örneğin internetten anında bilgi almak) beynin problem çözme ve sorgulama kaslarını zayıflatır. Beyin soru üretmediğinde körelmeye Beynin körelmesi aslında insanın soru sormaktan vazgeçmesi ile başlar. Sorular üretken olduğunda yeni sorular doğurur; bu zincir kırıldığında beyin paslanır. Beyin, sorularla nefes alır; nefes kesildiğinde körelir. Tekdüzelik zihinsel kapasite daralmasına neden olur. Stres, kapasite kullanımını olumsuz etkiler. Kirli çevre, hücrelerin hasar almasına neden olabilir. Yetersiz beslenme ve düzensiz uyku, hafıza kaybı ile sonuçlanır. İçine kapanma, dış etki ve uyaranlardan yoksun kalma ile yetersizliklere neden olur. Hazır bilgi alışkanlığı, sorgulama duygusunun azalmasına neden olur.

Tekrarlı yaşam değişimin ve gelişimin tabutuna son çiviyi çakar! “Tekrarlı yaşam” dediğinde aslında monotonluk, alışkanlıkların zinciri ve sorgusuz tekrarın insanı körelten yanını işaret ediyorsun. “Değişimin ve gelişimin tabutuna son çiviyi çakar” ifadesi ise, bu monotonluğun yaratıcı düşünceyi ve dönüşümü öldüren nihai darbe olduğunu söylüyor.

Çözümleme

  • Tekrarlılık: Beyin ve ruh için güvenli ama aynı zamanda uyuşturucu bir alan.
  • Değişim: Yenilik, öğrenme ve gelişim için zorunlu.
  • Tabut metaforu: Yaşamın canlılığını yitirmesi, potansiyelin gömülmesi.
  • Son çivi: Geri dönüşsüz bir kapanış, yani tekrarlı lığın yaratıcılığı tamamen öldürmesi.

Tekrar, öğrenmenin tohumu olabilir; ama sorgusuz tekrar, gelişimin mezarıdır.