Güneydoğu'ya yaptığımız geziden bir kesit
Yaşanmışlığın ve zirveden bakmanın getirdiği o eşsiz olgunlukla birleşince 66 yaşın bilgeliğiyle, gecenin zifiri karanlığında başlayıp Nemrut’un zirvesinde güneşin doğuşuyla taçlanan o anı kelimelere dökmek çok kolay olmasa da...
Nemrut’un Doruğunda Zamanı Durdurmak
Hayat, geriye dönüp bakıldığında kilometre taşlarıyla dolu uzun bir yolculuktur.
Bu yolculuğun en anlamlı durakları ise bazen fiziksel olarak en yüksekte, dünyanın çatısında bekler bizi.
İnsan belli bir yaşındayken, ömrün olgunluk döneminde, sabaha karşı saat üçte Nemrut Dağı’nın o dik yamacına doğru yola çıkmak, sadece bir coğrafyaya tırmanmak değil; geçmişe, zamana ve insanın kendi içine yaptığı bir varoluş yolculuğudur.
Zifiri karanlığın içinde, adımların sessizce, uçurumların eşiğinde taşa toprağa basışı ile;
Soğuk bir rüzgar yüzünüze çarparken, binlerce yıl öncesinin devasa taş heykelleri, adeta tarihin sadık birer nöbetçisi gibi karanlığın içinden yavaşça belirir.
İnsan o an anlar ki, zaman ne kadar akıp giderse gitsin, bu zirvede duran tarih hep aynı vakarla beklemektedir.
Karanlıktan Aydınlığa; Bir ömrün özeti gibi
Saat tam gecenin üçün de başlayan o tırmanış, insanın kendi hayat hikayesine benzer.
Zorluklar, belirsizlikler ve karanlık… Ancak bilirsiniz ki yolun sonunda, o doruk noktasında sizi bekleyen bir ödül vardır:
Güneşin doğuşu.
Nemrut’un tam tepesinde, Kommagene Krallığı’nın mirası olan o muazzam mitolojik heykellerin arasında durup ufka bakarken, gökyüzünün siyahtan kızıla, kızıldan altın sarısına dönüşmesini izlemek kelimelerle tarif edilemez bir duygu.
Güneş, doğunun bu en büyüleyici zirvesinde yükselirken sadece dünyayı değil, insanın içindeki o eski, iyi kötü günlerin anılarını da aydınlatır.
"66 yılın yorgunluğu, o ilk ışık hüzmesinin yüzüme çarpmasıyla bir anda yok oldu.
Anladım ki, hayatın neresinde olursak olalım, her yeni gün yeni bir uyanıştır."
Zirveden Geçmişe Bakan;
Bu nostaljik yolculuk, bana sadece doğanın mucizesini değil, heyhat, geçen yılların kıymetini de bir kez daha hatırlattı.
Nemrut’un doruğunda güneşin doğuşuna tanık olmak, geçmişin tüm tatlı anılarını yanınıza alıp geleceğe umutla bakmanın en güzel yoluydu.
O tepede, zamanın ötesinde bir yerde, yaşın verdiği o dingin ve huzurlu gururla güneşe selam durdum.
Çünkü bilirdim ki, bazı anlar sadece yaşanmaz; belleğinize kazınır ve siz nerede olursanız olun, o zirvedeki güneş içinizde doğmaya devam eder.