Nefret kavramı diğer birçok kavram gibi Arapçadan Türkçeye girmiştir, iğrenme, tiksinme anlamında kullanılır.
Yakın kelimesinin anlamı uzaklığı az olan, dostluk ve akrabalık ilişkisi anlamına geliyor.
Kardeşler arasında bile zaman zaman bu iki duygu arasında gelgitler olabiliyor.
Makalemde işlemek istediğim bu iki çelişkili duygu İslâm ve Hristiyan dinleri arasında geçiyor.
Kaynak olarak başvurduğum (ZEIT-Geschichte) Zaman Tarihi (Christentum und İslâm) Hristiyan ve İslâm dergisi 1400 yıllık bir dönemi ele alıyor.
İslâm kutsal kitap Kuran-ı Kerim’de Hristiyan dininin temel kurallarından alınmış çok bilgiler, anlatılar vardır. İsa Peygamber ve Meryem ana saygıyla anılır.
Prusya Kralı Büyük Friedrich 1775 yılında mektup dostu Voltaire yazdığı bir mektupta “İslâm Prusya’ya aittir”, der.
Müslüman göçmenlerin bütün ihtiyaçları karşılanmalı. Barınacakları yurtlar, dini inançları için camiler inşa edilmeli, diye yazıyor.
Daha önce dini kötüye kullanarak haçlı seferlerinde savaşa çağrı yapan Papa vardı. Osmanlı İmparatorluğu 1529 yılında Birinci Viyana Kuşatmasında, 1453 yılı İstanbul’un alınmasından sonra Avrupa’da ikinci şok yaşanmasına sebep olmuştu. Martin Luther gibi öncü din adamları, düşünür aydın sınıf düşmanlığı, nefreti körüklemiştir.
1683 yılında İkinci Viyana Kuşatmasına küçük beylikler olan, parça parça hareket eden Avrupa Hristiyan dünyasının birleşmesiyle engel olunmuştur.
Esir alınan Osmanlı kumandan ve askerleri nefretin son haddini yaşamış. Hayatta kalabilenler Hristiyan dini kabul ederek sarayda ve bahçelerinde hizmet etmiş, asıl kimlikleri kaybolmuş, asimile olarak çoğunluk toplumda erimiştir.
İslam’a karşı nefret, İslâm’ın İspanya’ya kadar uzanan altın yıllarında sanat, ilim, tıp, edebiyat ve tarihte insanlığa hizmeti bastırmış, gölgelemiştir. Bilgi, bilim insanları tarafında muhafaza edilmiş, geliştirilmiş ama halka ilk kaynak ulaştırılmamıştır.
Prusya Kralının hoşgörü sözünden 250 Yıl sonra geriye kalan hiç değilse duraklamada bekleyen nefret duygusu, 9 Eylül 2001 tarihinde ABD’de kulelere yapılan terör saldırısıyla, yeniden hortlatılmıştır.
Terörde ölen 3000 insan Amerika Birleşik Devletine şok yaşatmıştır. ABD o tarihe kadar Amerika dışında savaşlara sebep olmuştu, ama terörde ilk defa ülkesinde canı yanmıştı.
Zamanın ABD Başkanı W. Bush balkon konuşmasında, Haçlı Seferleri başladı, diyerek yıkılan komünizmden sonra yeni düşman İslâm’ı belirlemiştir. Dini kötüye kullananlar da Allah adını kullanarak geri kalmadı ve Ortadoğu 2002 Irak savaşından sonra cehenneme çevrildi. Milyonlarca insan hayatını, ailesini kaybetti ve hayatta kalanlar göç yollarına düştü. Akdeniz dünyanın en büyük mezarlığı oldu. ABD’yi destekleyen Avrupa da sığınmacı istemiyor.
O tarihten itibaren Türk, İran, Irak, Tunus vatandaşı kalmadı, hepsi tek kimlik olan Müslüman oldu. Her polisiye ve terör olayında genelleme yapılarak, Avrupa’da ve dünyada yaşayan tüm Müslümanlar suçlandı, suçlanma düşmanlık devam ediyor.
Bilim, sanat gibi olumlu konularda Osmanlı, negatif olay ve durumda Türk denirdi, artık yalnız Müslüman var. Müslüman eşittir terörist, şiddet uygular, geriye dönük yaşar, fanatik, kadınlara kötü davranır, yaşadığı Avrupa toplumlarına uyum sağlamaz.
Halifeliği geri getirmek isteyen İslâmcıların sokak gösterileri negatif nitelikleri teyit eder gibi etkiler. Böylece sağcı, ekstrem kuruluş ve partilere düşmanlık için fırsat vermiş oldular. İslâm ile İslamcı arasında ayrım yapmadan Avrupa Halkı korkutularak, sağ tutucu partileri seçmeleri amaç edilir.
Bahsettiğim dergi 122 sayfa, üç ana bölümden oluşuyor. Ana bölümlerde detaylı olarak tarihi olaylar yorum ve resimlerle anlatılıyor.
Merak eden okuyucular için derginin sonunda bu konuyla ilgili kitap listesi verilmiş.
Tam 244 yıl sonra Prusya Kralı Büyük Friedrich’in hoş görü sözünü “İslâm Almanya’ya Aittir”, diyerek tekrarlayan Christian Wulf (CDU) Almanya Cumhurbaşkanlığı görevinden ayrılmak zorunda bırakıldı.
Dergi, Avukat Seyran Ateş ile yapılan söyleşiyle sona eriyor. 2017 yılında Ibn-Rushd-Goethe-cami kurdu.
Daha önce kadın haklarını koruma, zoraki evliliklere karşı mücadele etti.
Kurduğu camide çeşitliliği esas alıyor. Başka yapılan insanlar, kadın erkek birlikte dua ediyorlar.
Adından belli olduğuna göre İslâm ve Hristiyan dinlerinin aslında birbirlerine yakın olduğunu izah eden etkinlikler düzenliyor. Söyleşide İslâm ile İslâmcı arasındaki fark için uyarıyor. Müslümanları kötü amaçlarına alet edenlere karşı halkı uyarıyor.
Halkın imanını politika amacı için alet eden İslâm ülkeleri idare edenler de İslâm dinine en fazla zarar veriyor.
Lâik sistemde yüz yıllık deneyimi olan Türkiye diğer ülkelere örnek olacaktır. Aktif umudun bunu sağlama gücü vardır, zaman gösterecektir.
Batı ülkelerinde silah tüccarları, dini kötüye alet ederek seçilme amacı güden politikacılar İslâm’dan başka yeni bir düşman bulana kadar her birey üstüne düşen görevi yerine getirmelidir ki, barış olsun.
Hoşça kalın!
Kaynak: ZEIT GESCHİCHTE, 6/2025, Christentum und İslam