Küreselleşme


Bilindiği ya da göz ardı edilmemesi gerektiği gibi şu KÜRESELLEŞME denilen kavram; sömürü düzeninin önünde en büyük engel olan ULUS DEVLETİ'n, gerçek düşmanıdır.

Neden mi? Küreselleşme; ticaret ve sermayenin önündeki engellerin kaldırılmasıdır, sömürü düzeni için ulus devletin sınırlarının kaldırılmasıdır. Bu sürecin gelişmiş ve "bizim gibi" gelişmekte olan ülkelerin zenginleşme kaynağı olabileceği iddiasının yanında, olumsuzluklar getireceği iddiası da vardır.
Sen ulus devletini korursan, yıkılmasın diye karşı çıkarsan; Dünyanın Efendisi, sever mi hiç seni?
İşte bunun yakın geçmişimizden örnekleri... ECEVİT-ERBAKAN Hükümeti; Amerika'nın karşı çıkmasına rağmen, Kıbrıs Barış Harekatı'nı başlattı, yıllarca ambargo ve ekonomik kriz yaşandı... Henüz dünlerde ERDOĞAN "sınırlarımda terörist barındırmam" dedi, Amerika'ya rağmen Afrin'e girdi, sonucunda da işte Dolar bazlı yaşadığımız ekonomik yıkım yıllardır sürüp gidiyor. Küreselleşme kavramına ters işler bunlar, böylesi turum ve davranışlar Dünyanın Efendisi'nin canını sıkar. Bu durumda Küresel Efendi ne ister?
1)Siyasal kutuplaşmaların olmamasını ister. Soğuk savaş dönemindeki SSCB ve NATO ülkeleri arasında yaşanmış olanlar gibi... Dolayısıyla Amerika'nın karşısında bir güç olmayacak; Dünyanın Efendisi dünyaya tek egemen kalacak, hiç kimse onun sömürü düzenine dur demeyecek...
2)Liberal eğilimlerin güç kazanmasını ister... Ki bizde Turgut ÖZAL dönemindeki Liboşlar bunun için az mı uğraş verdiler? Bugünkü toplumsal yozlaşmada, yitirilen ahlaki değerlerde, hızla kirlenen toplumsal yapımızda yaşanan olumsuzluklar neyin eseri ve etkisiyle oldu sanıyorsunuz?
3)Kültürel yapıda ise tek düzelik olmasını ister. Ki bu bağlamda bizim geleneksel yapımız müzelik olacak, her yeni yetme kendisini Amerikan veledi sanacak, ulus devletin en önemli gücü olan kültürel yapısı çökecek, çökertilecek...
Dolayısıyla Küreselleşme ile amaçlanan dünyanın "küresel bir köy" olmasıdır. Bunun için de ne gereklidir? Uluslararası etkileşimi sağlayacak bir iletişim ağı, bir örümcek ağı, İngilizcesi ile WEB... Bunun için de karşınızda bir araç; INTERNET. Herkes takılmalı bu örümcek ağına, sonucunda da herkes; küresel köyün köylüsü olmalı, istediği gibi güdebilsin diye onları Dünyanın Efendisi, Dünyanın Çobanı... Uyandırmamak, gözlerini açtırmamak, onları düşüncelere yöneltmemek için de bu küresel köylülere yeni uğraşlar kazandırmalı... Örneğin; demokratikleşme, hukukun üstünlüğü, liberalleşme, insan hakları, hayvan hakları, terörle mücadele, çevre sorunları "küresel köylüyü uyutmak için, uyuşturmak için, oyalamak için türetilen yeni hapların adları... Haydi küresel köylüler; yutun hapları! Kapatın bütün hesapları ! Görmeyin ulus devletiniz üzerine kurulan tuzakları !
Küresel Efendiniz; size ne buyurduysa onu yapın !
Onun buyurduğu gibi beslenin, giyinin, en önemlisi de onun yönlendirdiği gibi düşünün ve bunun için de örümceğin ağında kendinize iyi bir yer kapın; internette olsun sağlam bir arsanız ve adınız. Gitse de altınızdan sınırları şehid kanları ile çizilmiş ülkeniz; olmasın hiç tasanız.
Öylesine vurdumduymaz... Öylesine ulusal kimlik bilincinden uzak... Öylesine ülkesine ve ülkesinin değerlerine yabancılaştırılmış olunuz ki... Kendinizi halkınızdan koparınız ki...
Gün olur da ülke satılırsa haraç, mezat ya da entegrasyon, federasyon dayatmalarıyla paramparça... Hiç umursamayın !

Ne yazık ki bu ülkede ulusalcılar, milliyetçiler 80'li yıllardan beri; "Ulus devlet, ulusal kimlik, Türklük bilinci, Vatan- Millet-Sakarya" dedikçe, bu küresel köylüler "boş ver hepsi fasarya" dediler. Ama isteseniz de, istemeseniz de; bizimle birlikte vurgunu onlar da yediler. Bazıları da ülkeden kaçıp Okyanus Ötesi'ne iltihak ettiler.
Bu durumda acaba ne yapmalı?
Elbette ki zararın neresinden dönülürse kardır diyerek; köylü yabayı, sabanı kapmalı ! Kentli; fabrikaların kapısını açmalı ! Yeniden üreten bir ülke, üretken bir halk olmak için yeni bir KURTULUŞ SAVAŞI başlatmalı ! Bu Küresel Efendi'ye karşı koyabilmek için, ona boyun eğmemek için özveriyle EKONOMİK KALKINMAYI YENİDEN GERÇEKLEŞTİREBİLECEĞİMİZ BİR SAVAŞ BAŞLATMALI!
Ve bu ulus; Kurtuluş Savaşı sonrasında, Cumhuriyet'in ilk yıllarında bunu gerçekleştirdi ATASI'nın önderliğinde... Neden bir kez daha gerçekleştirmeyelim ki diye içtenlikle sorun yurtsever yüreklerinize!

Ve bu gerçeği kesinlikle unutmayalım; 400 yıl Osmanlı Devleti'nin egemenliğinde kalmış olan Ortadoğu topraklarını "petrol paylaşım kavgaları" sonucunda ölümcül bir bataklığa çevirenler karşısında güçlü olmak için elimizdeki tek ve en güçlü silahımız; ulusal devletimizin varlığıdır.