Kıymetli olmak

Bizim medya sektöründe ayakta kalmanın ne kadar zor olduğunu en iyi sektörün içerisinde bulunanlar bilir.

Hoş yaşadığımız dünyada her sektör zor.

Bugüne kadar baba parası yiyenler hariç “Benin işim kolay” diyen bir Allah kuluna denk gelmedik.

Ancak yazımızın başında da belirttiğimiz gibi medya sektöründe daha da önemlisi matbuat aleminde işler her sektöre göre daha zor.

Bir taraftan sahibi bulunduğunuz yayın kuruluşunu yaşatabilmek için ekonomik zorluklar ile mücadele edersiniz.

-Kira

-Elektrik

-Su

-Isınma

-Personel maaşları

-Vergi SGK ödemeleri

-Yayın kuruluşunuzun okuyucuya ulaşması için gereken kağıt ve boya başta olmak üzere gerekli yüzlerce kalem ihtiyaç listesinin tedariği

Diğer taraftan yazdığınız yazı, yaptığınız haber dolayısı ile nerede ise müdavimi olduğunuz adliye koridorları.

Ancak bir kere matbaaya inip mürekkep kokusunu almışsanız.

Yada bilgisayarın başına oturup toplumu rahatlatan ve fayda sağlayan birkaç köşe yazısının haberin karşılığını almışsanız.

Yukarıda sıraladığımız giderlerin hiçbir önemi kalmaz.

Bizde bu düşünceler içerisinde boğuşup dururken baktık ki nerede ise 40 yıl geçmiş.

Binlerce köşe yazısı.

Sayısını unuttuğumuz kadar haber.

Son dönemde bir biri ardına yazdığımız dört kitap.

Çarşıya her çıktığımızda bizimle birlikte çalışan ve mesleği tüm zorluklarına rağmen devam ettirme başarısı gösteren meslektaşlarımız.

Bizimle birlikte başladıkları gazetecilik serüvenini o gün bu gündür devam ettiren evine ekmeği bu sektörden götüren arkadaşlarımız mevcut.

“Gazeteciliğe başladım ancak buradan ekmek bana ekmek çıkmaz” diye başka iş alanlarına yönelen çok sayıda arkadaş.

Her iki şekilde de hayatına devam eden kitle mevcut.

Gazetecilik bizim için artık bir hayat biçimi.

Tüm yaşantımıza gazetecilik penceresinden bakmaya ve hayatımıza o pencereden yön vermeye çalışıyoruz.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi mesleğe başlayalı nerede ise 40 yıl olmuş.

Başka bir sektörde bu karar koşuşturmuş olsak belki ekonomik olarak çok daha rahat bir pozisyonda olabilirdik.

Ancak son 10 yıldır okuyucularımızın , dostlarımızın bize olan pozitif yaklaşımlarını görünce “iyi ki bir kültür insanı olmuşuz” diye keyifleniyoruz.

Bu duygu bize daha çok çalışma azmi veriyor.

Ama ondan daha da önemlisi son derece ağır sorumluluklar yüklüyor.

Değer görüyoruz.

Kıymeti bilinen kişi olarak hürmet görüyoruz.

Bize de düşen toplumun her kesimine hürmet göstermek.

Bize kıymetli olma keyfini yaşatan okuyucu kitlemize layık olmak.

Bundan daha büyük bir vazife olabilir mi?

{ "vars": { "account": "G-W4QZM0WZP2" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }