Kentsel Dönüşümden Sonra Sırada Ülkesel Dönüşümler mi Var?

anklar geri çekiliyor, ekskavatörler öne sürülüyor.

Ne yazık ki günümüzde uluslararası diplomasiyi diplomatlar değil; müteahhitler yürütüyor.

Gazze’ye yardım ulaştıran ülkeler, aynı anda onun enerji altyapısını, su kaynaklarını ve dahası gelecekteki ekonomi politikasını da biçimlendirmeye aday... Suriye’de yeniden yapılanma için masaya oturanlar, yalnızca yapıları, konutları değil; rejimleri, ideolojileri ve halkları da “yeniden dizayn etmeye” hazırlanıyor.

Günümüzde bir ülkeyi dönüştürmenin tek yolu silahla, tankla, topla saldırmakla gerçekleştirilmiyor. Bu dönüştürmenin kurşunsuz ve kansız biçimi de var; örneğin o ülkeyi borçlandırmak, altyapıyı üstlenmek, dijital veri akışını kontrol etmek ve güvenlik protokollerini yazmak gibi... Sonuçta alın size “dönüştürülmüş” bir ülke... Evsiz ama telefonlu, yoksul ama QR kodla erişilebilir. Pasaportu varsa da bağımsızlığı yok.

Ne diyordu eski bir Ortadoğu özdeyişi?

Kentsel dönüşüm, mahalleleri yutar, kentli halkı mutsuz eder. Ortadoğu'da gerçekleştirilecek yapılaşma çalışmalarıyla ülkesel dönüşüm sonrasında da bölgesel tarih, kimlik ve irade yutulabilir, yok olabilir, halklar mutsuz olabilir. Ama kime gam? Bölgeyi bir tatil, bir dinlence yöresine çevirmek istiyor Trump agam; eh ne de olsa o bir emlak imparatoru...