Neşet Ertaş’ın “Kadın insandır, biz erkekler insanoğlu” sözü
8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinliklerinde alıntı olarak çok söylendi.
İnsan kavramı Arapçadan Türkçe’ye alınmıştır. İnsan olabilmek bir sanattır, bunu her kadın başaramaz.
İnsan üstün zekâlı, düşünme yeteneği olan, dil öğrenen canlıdır. İnsan iyi huyludur, sever, iyilik yapar. Öleceğini bilen tek canlıdır, ama hiç ölmeyecek gibi yaşamada inat eder.
Kendi amacı için diğer insanlara zarar veren, kıskanç, vicdansız ve merhametsiz olan canlı insan olamaz.
Her şeyde olduğu gibi, olumlu söz ve alıntılarda da genelleme doğru olmaz.
Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi insandır, kendisi insanoğludur. Yaptığı reformlarla Türk kadınlarına haklarını birçok ülkeden önce vermiştir. Dünya’nın neresinde yaşarsak yaşayalım, Cumhuriyet ve Laik sisteme sahip çıktığımız müddetçe özgür yaşarız.
Gerek Türkiye’de gerekse yaşadığımız Almanya’da bugün kadınların ulaştığı kazanımlar, alınan haklar bizden önce yaşayan insanların mücadelesi neticesinde alınmıştır.
İnsanoğlu olan erkekler olmadan şu anda hâlâ mücadele edilmesi gereken haklar elde edilemez. O halde bugün kutlama, eğlenme günü değil, mücadele, savaşa devam etmeyi işaret eden bir gündür.
Kadın erkek aynı şansa, eşit hakka sahip ve eşit değerde olmalı, çalışma hayatında, politikada ve günlük yaşamda.
Sorun küreseldir, o halde çözüm ve sorumluluk da küreseldir. Tüm Dünya’da insan olan kadınlar insanoğullarıyla birlikte dayanışma içinde mücadeleye devam etmelidir.
Ailede doğumundan başlayarak, yuvada, ilkokulda çocukları eğiten anne, eğitmen ve öğretmenler bugün nerede hata yaptıklarını sorgulamalıdır. Tertemiz doğan bir bebek, nasıl oluyor da yetişkin olunca şiddet uygular ve katil olur. Çözüm örgütlü mücadele, eğitim ve öğretimdedir.
Eşim ölümle yüz yüze getiren bir hastalık geçirdi, beyin ameliyatı. Hayatın ne kadar kırılgan olduğunu gördüm. İyileşince artık zamanımı anlamsız şeylerle harcamak istemiyorum.
Böyle bir duygu içinde katıldığım Berlin-Brandenburg Atatürkçü Düşünce Derneği’nin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinliğine iyi ki katıldım.
Moderatörlüğünü üstlenen Emine Yazıcı, kadın emeğinin böyle etkinliklerle hafızalarda canlı tutulduğunu hatırlattı.
Yılgör Keskinoğlu, örgütlenmenin önemine işaret ederek geleceğe yönelik umut verdi.
Tülin Hüner, konuşmasında Türk kadınının tarihsel fedakârlığına dikkat çekti.
Merve Hatemi, Laik sistemin insanlar için sadece bir yönetim biçimi olmadığını, aynı zamanda bir yaşam garantisi olduğunu vurguladı.
Nimet Erişen okuduğu şiirde Anadolu kadınının sabırlı, sarsılmaz gücünü ve direnişini duygusal bir şekilde anlatmış oldu.
Ali Kemal Aksoy kendi yazdığı şiiri tarlada, fabrikada ve evde ter döken kadının emeğine saygı duruşuyla okudu.
ADD-Berlin Başkanı Olcay Başeğmez bugün konuşmaları kadın, insan üyeleri sorumluluğuna devretti.
Konuşma ve şiir okumalarından, birinci bölümden sonra ayrıldım. İkinci bölümün müzikle devam ettiğini basından öğrendim.
Hanımlara karanfil hediye eden insanoğlunun adını not etmemiştim. Ama eminim ki, böyle bir dernek üyesi, sadece kadınların yüzünü gülümsetmek istememiştir. Bir amaç uğruna, haksızlığa karşı ayağa kalkın, hakları savunma mücadelesine devam edin, demek istemiştir.
Yeni haklar almak için mücadele ederken kazanılan hakları korumaya dikkat etmek oldukça önemlidir.
Epey bir zamandır etkinliklere katılamadım. Bu toplantıda örgütlenmenin önemini görerek sevindim. Her şey mükemmel organize edilmişti, mikrofon teknik yerindeydi. Konuşmacılar iyi hazırlanmıştı, toplumda, salonda pozitif enerji vardı.
Etkinlik esnasında not almamıştım. Hüseyin İşlek ve Sebahat Atlı’nın yazılarından faydalandım, ikisine de teşekkür ediyorum.
Türk Sivil Kuruluşları çok iyi örgütlendi, yalnız yönetimlerde daha fazla kadınlar görev almalı. İki koro şefi Berlin’de kadın, Serap Gürses Sağat ve Nejla Altıok. Bir de TBB eş-başkanı Ayşe Demir.
Konuk işçilerden çok önce üniversite öğrencileri tarafından kurulan ve çok faal çalışan bir dernek vardı. Bir aile gibi halka kapalı çalıştıkları için başkanı vefat edince dernek kapandı.
Dernek, vakıf, inisiyatif tüm sivil kuruluşlarda başkan ve yöneticiler derneğin devamını sağlamak amacıyla gençlere görev vermelidir.
Ancak böyle devamlılık sağlanmış olur, emekler gelecek nesillere aktarılmış olur.
“… Sevgi olursa içinde yaşamın kuvvet doğar
El ele omuz omuza insanlar
Gül kokan barış dostluk kadar
İşte barış, işte dostluk var mı ötesi? …”
Ali Kemal Aksoy
“… süğüm süğüm bereketli toprak
dövmeli analar tarla başlarında
şekle koyar yaşamı alıyla puluyla
aşka soyunup kurulur düğünler
bak doğdu doğacak ana rahminde
kolay gelsin şairim haydi şiire …”
Nimet Erişen
Almanya’da kadın hakları için mücadele eden kadınlar ayrı bir makale konusudur. Konuk olarak gelen Türk işçilerine ilk önce yardım eden kuruluş – Arbeiterwohlfahrt – (İşçi Yardım Kurumu)idi.
Kurucusu Marie Juhacz (SPD) Sosyal Demokrat Partisi Milletvekili(1919). AWO tarafından açılan çocuk yuvaları sayesinde Türk anneleri yetmiş yıllarında çalışabilmişti.
İlk tercümanlara bu kuruluş görev vermişti.
“Kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmelidir.
Kadına sosyal, ekonomik ve her alanda eşit
vatandaşlık hak, hürriyet tanımayan kanunlar
kaldırılmalıdır.”
August Bebel, 1891
Hoşça kalın!
Kaynaklar:
Hüseyin İşlek ,ADD-Berlin 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliği düzenledi, Facebook
Sebahat Atlı, Zum İnternationalen Frauentag am 8.März, Facebook
Şiirler alıntı:
Berlin’de Türkçe Şiir, hazırlayan Dr. Ertekin Özcan,
sayfa 64,93
ISBN: 978-3-942735-25-4