İklim kavramı Yunancadan Arapçaya sonra Türkçe’ye alınmıştır, hava olarak da kullanılır. Belli bir yerin uğradığı doğal evrimi, atmosferin ortalama durumunu belirleyen meteorolojik olayların tümü.
İklimbilim iklimleri belirleyip onları anlamlandırır, bölgelere göre sınıflandırır, eş anlamı klimatoloji.
İklimbilim insanların sözlerini dikkatle dinliyor, yazılarını dikkatle okuyorum. Bilim insanı olmayan sıradan bir dünya vatandaşı da negatif iklim değişikliğinin farkında oluyor. Soruna insan tarafından küresel olarak sebep olundu. O halde gelecek nesillere sağlıklı bir gezegen bırakmak, şu anda acilen sorumlu olanlardır. İnsan davranışıyla küresel çare bulunmalı.
Birey, toplum, endüstriyi elinde tutan firmalar, ülkeleri idare eden hükümet ve politikacıların hepsi önlem almak zorundadır.
Birey özel yaşamında su kullanırken, kalorifer sıcaklığını ayarlarken, araba sürerken, seyahat ederken tutumlu davranmak zorunda olduğu bilincini taşımalıdır.
Tartışma esnasında karşılıklı suçlama yapılmadan, ihtiyaçların çeşitli olduğunu görmek gerekir. Köyde ikamet edene şehirde çalışıyorsa, köyden otobüs tren geçmiyorsa, arabanı bırak demek doğru olmaz. İş verenin yılda bir kere uçağa binmesi zorlanamaz, işi icabı sık sık uçar. Yoksul bir vatandaşa doğal gıdalar al demek sonuç vermez. Çünkü pahalı gıdaları, sebze meyve alamaz. Bilhassa et alması mümkün değildir.
Elbette bireylerin alacağı önlemler faydalı olur, fakat şahıs yükümlü değildir. Yükümlülük yukarıdan aşağıya gelmelidir.
2015 yılında Paris Antlaşmasına göre yalnız imzalayan ülkeler değil, tüm dünya ülkeleri atmosferin ortalama bir buçuk derece düşürülmesi için, kural ve kanunla antlaşma şartlarını yerine getirmelidir, getirmek mecburiyetindedir.
Havanın ısınmasına en fazla sebep olan endüstri ülkeleri kurallara uyma konusunda örnek olmalı, ki bireylerden dayanışma beklenebilsin.
Önlem alma acilen yapılamaması ekonomik nedenlerden. Para ve ticaret ön plânda olunca İKLİM KORUMA ve gelecek nesillere sağlıklı bir gezegen bırakmak oldukça zor görülüyor.
Atmosferin aşırı derecede ısınmasıyla yeryüzünde deniz, göl ve akarsularda buharlaşma fazla oluyor. Bu durumda yağmur benim çocukluğumda olduğu gibi romantik yağmıyor, sel felâketi oluyor.
Fazla ısıdan ormanlar yanıyor. İnsan nefesi ve araba, uçak ve tren gibi ulaşım araçların çıkardığı karbondioksit gazını özümleme yoluyla oksijen olarak doğaya veren yeşillik alanı azalıyor. Buna bir de betonlaşma ekleniyor.
Aşırı sıcaklık neticesinde buzullar eriyor. Okyanusların yedi metre yükseleceği tahmin ediliyor. Kıyılarda olan yerleşim mekânları, metropoller su altında kalır ve hayatta sağ kalabilenler göç yollarına düşecektir.
Buzulların erimesiyle kutuplarda ortaya çıkacak kara parçaları, adalar paylaşım sorunu, hatta savaş sebepleri olabilecek, Grönland örneğinde olduğu gibi. Doğal kaynaklar çekici geliyor, para severler çocuk ve torunlarımızın geleceğini düşünmüyor.
İklim Koruma sorumluluğunu üstlenen gençler protest gösterileri yapıyor, sokağa çıkıyorlar. İnternet çağının verdiği fırsatlar sayesinde küresel dayanışma yapıyorlar, onları daha fazla destekleyen partiler ve öncü düşünürler var.
Bebek maması üreten firma NESTLE protestleri destekleyen Dünya Sağlık Organizesi sayesinde sağlığa uygun, anne sütüne yakın çıkarmıştır. Aynı şekilde işçilerin hakkını vermeyen NİKE spor ayakkabı firması da kendine çeki düzen vermiştir. Ağır metal içeren yağ çamuru petrole karıştıran SHELL firması da hatasını düzeltmiştir.
Ceza hukuku profesörü Dr. Frauke Rostalski, Kim ne Yapmalı başlığıyla (Wer soll was tun) yazdığı kitapta kanuni yolları anlatıyor. Birey, kuruluş, firma ve ülkeler iklim koruma konusunda hemfikir. Hukuk, hak, hürriyet, sorumluluk, yükümlülük görevi yukardan aşağıya doğru uygulanmalıdır, diyor.
Karşılıklı tartışma, suçlama yerine diyalog yoluyla anlaşmalı, nesnel kararlar almalı. Ekonomik çıkarlar nedeniyle iklim değişimini yok sayanlara karşı bilimsel çalışmalar, halkın ve bireylerin anlayacağı dille anlatılmalıdır.
Çevre ve hukuk okuyan üniversite öğrencileri bu kitabı mutlaka okumalıdır. Yazar Köln üniversitesinde hukuk dersi veriyor.
Uluslararası Den Haag mahkemesi tüm dünya ülkelerini İklim Koruma Paris Antlaşmasına uymak zorunda olduklarını onaylamıştır. Antlaşmaya uymayan ülkelere ceza verilip verilmeyeceğini bekleyip göreceğiz.
Umut genç nesildedir, geleceklerinin çalındığını fark ederek, eylem protestlerini küresel düzenliyorlar. Nefes alamazlarsa başardıkları okul diploması bir işe yaramaz, bu nedenle her hafta Cuma günü okula gitme yerine sokak gösterileri yapıyorlar. Birey tek başına ne yapabilir demiyor, tek kalmıyor birleşiyorlar.
Hoşça kalın!
Kaynaklar:
Frauke Rostalski, Wer soll was tun, C.H. Beck Verlag, Münster 2025.
ISBN 978-3-406-83750-0
E.U. von Weizsäcker, So reicht das nicht, Bonifatius Verlag. Paderborn, 2022.
ISBN 978-3-89710-909-4