İdeolojilerden Algoritmalara

1950’lerden 1970’lere uzanan dönem; ülkenin "teknik" ile tanıştığı, sanayileşme girişimlerinin ve kalkınma düşüncesinin kutsandığı yıllardı. Meslek liseleri, teknik okullar birer umut kapısı; mühendislik ise toplumun geleceğini yapılandıracak en saygın güç gibiydi. Üretim, fabrika bacaları ve kalkınma düşüncesi; toplumsal düşlerin odağındaydı.

ideolojiler değil, arkada tıkır tıkır işleyen algoritmalar belirliyor.

yeni dönemin en tehlikeli ideolojisi ise son derece tarafsız, nesnel ve eğlenceliymiş gibi görünen dijital akışın ta kendisidir.

Bu durumda; yaşanılan dönemin sonunda kendimize sormamız gereken temel yaşamsal soru şudur:

-İdeolojilerin açıkça yönlendirdiği, sınırları belli kuşaklardan; algoritmaların sezdirmeden biçimlendirdiği, sınırları belirsiz kuşaklara geçerken, düşünme özgürlüğümüzü gerçekten genişlettik mi? Yoksa yalnızca prangaları parlatılmış, daha görünmez, daha rafine bir yönlendirme düzenine gönüllü olarak teslim mi olduk?

{ "vars": { "account": "G-W4QZM0WZP2" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }