GÜÇ GEÇİCİ KURALLAR KALICIDIR

Hukukun üstünlüğünün zedelendiği, kanunların ve anayasal hükümlerin göz ardı edildiği dönemler, tarih boyunca toplumların, düşünürlerin ve yazarların en çok kafa yorduğu, üzerine en ağır bedeller ödediği dönemlerdir.

Bir yazar ve entelektüel olarak diyorum ki, bu tür dönemlerle başa çıkmanın ve bunu kaleme almanın yolu, geçici siyasi polemiklerin ötesine geçip kalıcı, ilkeli ve toplumsal bilinci uyandıran bir dil inşa etmekten geçer.

​Bu tür durumlarda hem toplumsal bir duruş sergilemek hem de etkili yazılar kaleme almak için yazar ne yapmalı..!

Günlük siyasi tartışmaların kısır döngüsüne girmek yerine; adalet, liyakat, kuvvetler ayrılığı, anayasal güvence ve insan hakları gibi evrensel ilkeleri savunmanın olduğu bu zorlu günlerde;
Tarihsel süreçler, kanunları yok sayan yönetimlerin ve onların yol açtığı toplumsal/ekonomik çöküşlerin hikayeleriyle doludur.

​Demokratik ve Meşru Zeminde Kalmak için; Kanunsuzluğa karşı verilecek en büyük cevap, ısrarla hukukun, meşruiyetin ve barışçıl demokratik tepkinin sınırları içinde kalmaktır.
Hukuku yok sayan anlayış, muhalefetin de gayrimeşru alana kaymasını ister; bu tuzağa düşmemek kritik önem taşır.

​ Yapılan her usulsüzlüğü, anayasa ihlalini ve hukuka aykırı kararı resmiyette, basında ve toplumsal hafızada kayıt altına almak gerekir.

Gün gelir, o "yok sayılan" kanunlar, hukuku çiğneyenlerin yargılanacağı yegane metinlere dönüşür.

​ Hukuksuzluk çoğu zaman bireyleri yalnızlaştırarak sindirmeyi hedefler.

Yaratılacak bir farkındalık..Sivil toplum kuruluşları, meslek odaları, barolar ve bağımsız medya organları üzerinden dayanışmayı büyütmek, bireysel çaresizlik hissini kırar.

​"Devletin Omurgası: Kanun"
Bir devleti kabileden veya güçlünün zayıfı ezdiği bir ormandan ayıran tek şey, herkesi bağlayan kuralların varlığıdır.

Kanunların yok sayılması, aslında gücü elinde bulunduranların kendi bindiği dalı kesmesi dır

Hukukun bittiği yerde devletin meşruiyeti sorgulanır hale gelir.
​"Güç Geçicidir, Kurallar Kalıcı"
Tarih, "Ben kanunum" diyenlerin trajedileriyle doludur.

Güç sarhoşluğu, kuralların getirdiği koruyucu kalkanı yok eder.
Yazarın görevi, bugünün muktedirlerine yarın o kanunlara kendilerinin de ihtiyaç duyacağını hatırlatmaktır.
Yazarın yol haritası, kışkırtma, savaş değil; sabır, kararlılık ve entelektüel tutarlılık gerektiren uzun soluklu bir maratondur.

Yazılan her satır, geleceğin adalet zeminine konulmuş bir tuğladır.

Kalın sağlıkla sevgi ile
Bu davet bizim..

{ "vars": { "account": "G-W4QZM0WZP2" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }