EŞİTLİK ÜS­TÜ­NE DÜ­ŞÜN­CE­LER.

Dü­şün­ce her ko­şul­da kıy­met­li­dir ancak, ya­şa­ma ge­çi­ril­di­ğin­de an­lam­lı olur. Bu nok­ta­da öne çıkan fır­sat eşit­li­ği­dir. Fır­sat eşit­li­ği kar­şı­sın­da bi­rey­ler iradi ter­cih kul­lan­ma­lı­dır. Yani, ya­şa­mın hiz­me­ti­ne su­nu­lan ola­nak­la­rı, birey is­te­mi doğ­rul­tu­sun­da kul­lan­dı­ğın­da özgür ve üret­ken olur. İradi ter­cih, fark­lı konum ve ko­şul­lar­da olan bi­rey­le­rin yö­ne­lim­le­ri­ne yol verir.
Eşit­lik ol­gu­sun­da söz ko­nu­su olan sa­de­ce pay­la­şım eşit­li­ği değil; pay­la­şı­mın kat­kı­sıy­la sağ­la­na­cak olan yaşam ve fır­sat eşit­li­ği­dir. En­ge­be­li bir ara­zi­de fark­lı nok­ta­lar­dan aynı ola­yın göz­lem­len­di­ği­ni var­sa­ya­lım. Tüm göz­lem­ci­le­re aynı oran­da görme ola­nak­la­rı sağ­lan­dı­ğın­da, adil bir eşit­lik­ten söz ede­bi­li­riz. Bir göz­lem­ci için san­dal­ye ye­te­bi­lir ama bir baş­ka­sı için mer­di­ven ge­re­ke­bi­lir. Gö­rül­dü­ğü gibi, eşit­lik ol­gu­su ih­ti­yaç te­mel­li­dir. Ya­şam­sal ge­rek­si­nim­le­ri gö­ze­ten pay­la­şım adil ola­bi­lir. Adil pay­la­şı­ma eri­şim, or­ta­la­ma bir ortak dü­ze­yin sağ­lan­ma­sıy­la ola­nak­lı ola­bi­lir. Yani, eşit­lik aynı za­man­da düzey eşit­li­ği­ni temel al­ma­lı­dır.
Eşit­lik, ada­let ol­ma­dan ger­çek­leş­ti­ri­le­mez. Ada­le­tin yok­lu­ğun­da eşit­lik yal­nız­ca bi­çim­sel bir söy­lem ola­rak kalır. Eşit­lik ol­gu­sun­da söz ko­nu­su olan, yal­nız­ca pay­la­şı­mın ni­ce­lik­sel eşit­li­ği değil; pay­la­şı­mın kat­kı­sıy­la sağ­la­na­cak olan yaşam ve fır­sat eşit­li­ği­dir.
Ya­şam­sal ge­rek­si­nim­le­ri gö­ze­ten pay­la­şım adil ola­bi­lir. Adil pay­la­şı­ma eri­şim, or­ta­la­ma bir ortak dü­ze­yin sağ­lan­ma­sıy­la ola­nak­lı­dır. Bu ne­den­le eşit­lik, yal­nız­ca kay­nak­la­rın eşit bö­lü­şü­mü değil, aynı za­man­da düzey eşit­li­ği­ni temel alan bir top­lum­sal dü­ze­nin ku­rul­ma­sı­dır.
“Eşit­lik, her­ke­sin aynı araç­la değil, aynı ufka eri­şe­bil­me­siy­le müm­kün­dür.”
Eşit­lik yal­nız­ca kay­nak­la­rın bö­lü­şü­mün­de değil, ya­şa­mın temel alan­la­rın­da düzey eşit­li­ği­nin sağ­lan­ma­sın­da anlam ka­za­nır. Eği­tim bu alan­la­rın ba­şın­da gelir. Fır­sat eşit­li­ği, bi­rey­le­rin aynı müf­re­da­tı gör­me­siy­le sı­nır­lı de­ğil­dir; öğ­ren­me ko­şul­la­rı­nın, araç­la­rı­nın ve des­tek me­ka­niz­ma­la­rı­nın fark­lı ih­ti­yaç­la­ra göre dü­zen­len­me­si ge­re­kir. Bir öğ­ren­ci­nin yal­nız­ca ders ki­ta­bı­na eri­şi­mi ye­ter­li ola­bi­lir­ken, bir baş­ka­sı için tek­no­lo­jik do­na­nım veya özel des­tek ge­re­ke­bi­lir. Bu ne­den­le eği­tim­de eşit­lik, her­ke­sin aynı bil­gi­ye ula­şa­bil­me­si için fark­lı yol­la­rın açıl­ma­sı­nı zo­run­lu kılar. Bunun için gö­re­ce­lik­ler dik­ka­te alın­ma­lı­dır.
Kül­tür ala­nın­da da ben­zer bir düzey eşit­li­ği söz ko­nu­su­dur. Kül­tü­rel ka­tı­lım, yal­nız­ca et­kin­lik­le­re davet edil­mek­le değil, bu et­kin­lik­le­re fi­ilen eri­şe­bil­mek­le müm­kün­dür. Maddi im­kân­la­rın, me­kân­sal en­gel­le­rin veya top­lum­sal ön­yar­gı­la­rın or­ta­dan kal­dı­rıl­ma­sı, bi­rey­le­rin kül­tü­rel üre­ti­me ve pay­la­şım sü­reç­le­ri­ne eşit dü­zey­de ka­tı­lı­mı­nı sağ­lar. Kül­tü­rün de­mok­ra­tik­leş­me­si, eşit­li­ğin top­lum­sal dü­zey­de kök­leş­me­si için vaz­ge­çil­mez­dir.
Do­la­yı­sıy­la düzey eşit­li­ği, eği­tim­de ve kül­tür­de bi­rey­le­rin yal­nız­ca “aynı hak­la­ra sahip” ol­ma­sı değil, bu hak­la­rı kul­la­na­bil­me­le­ri için ge­rek­li ko­şul­la­rın sağ­lan­ma­sı­dır. Ada­le­tin eşlik et­me­di­ği bir eşit­lik, bi­çim­sel kalır; ada­let­le bir­le­şen eşit­lik ise top­lum­sal dö­nü­şü­mün anah­ta­rı­dır. “Eşit­lik, her­ke­sin aynı ka­pı­dan gir­me­si değil; fark­lı ka­pı­lar­dan aynı sa­lo­na ula­şa­bil­me­si­dir.”
Eşit­lik, ada­let ol­ma­dan ger­çek­leş­ti­ri­le­mez. Eşit­lik ol­gu­sun­da söz ko­nu­su olan sa­de­ce pay­la­şım eşit­li­ği değil; pay­la­şı­mın kat­kı­sıy­la sağ­la­na­cak olan yaşam ve fır­sat eşit­li­ği­dir. En­ge­be­li bir ara­zi­de fark­lı nok­ta­lar­dan aynı ola­yın göz­lem­len­di­ği­ni var­sa­ya­lım. Tüm göz­lem­ci­le­re aynı oran­da görme ola­nak­la­rı sağ­lan­dı­ğın­da, adil bir eşit­lik­ten söz ede­bi­li­riz. Bir göz­lem­ci için san­dal­ye ye­te­bi­lir ama bir baş­ka­sı için mer­di­ven ge­re­ke­bi­lir. Gö­rül­dü­ğü gibi, eşit­lik ol­gu­su ih­ti­yaç te­mel­li­dir. Ya­şam­sal ge­rek­si­nim­le­ri gö­ze­ten pay­la­şım adil ola­bi­lir. Adil pay­la­şı­ma eri­şim, or­ta­la­ma bir ortak dü­ze­yin sağ­lan­ma­sıy­la ola­nak­lı ola­bi­lir. Yani, eşit­lik aynı za­man­da düzey eşit­li­ği­ni temel al­ma­lı­dır.
İnsan o ki, ge­rek­ti­ğin­de;
Çe­ke­bil­me­li ön yar­gı­la­rı­nı nam­lu­dan…
Çe­ke­bil­me­li te­tik­ten nef­re­tin par­ma­ğı­nı,
Pay­laş­ma­nın mut­lu­lu­ğu­nu da pay­laş­ma­lı!
Eşit­lik, ben­zer­le­rin denk­li­ği ola­rak dü­şü­nü­le­bi­lir. Denk­lik ez­me­yen ve ez­me­le­re geçit ver­me­yen bir duruş ola­rak ifade edi­le­bi­lir. Tam eşit­lik bire bir aynı olan şey­ler için ge­çer­li­dir. Ay­rı­ca bire bir ay­nı­lık nes­ne­ler için söy­le­ne­bi­lir. Ge­nel­lik­le ob­je­le­rin ben­zer­li­ği olur ama bire bir eşit­li­ği olmaz.
Ni­ce­lik ola­rak denk­lik ile ni­te­lik ola­rak denk­lik aynı ko­or­di­nat­lar­da olsa bile aynı olmaz. Ni­te­lik eşit­li­ği aynı ola­bi­lir ama öz­ne­nin yak­la­şı­mı aynı ol­ma­ya­bi­lir. Bu gö­re­ce özerk­lik iradi yak­la­şı­mı yan­sı­tır. Denk­li­ğin ola­bi­lir­lik­le­ri­ni kul­lan­ma, özgür iradi bir ter­cih ola­bi­lir hatta, aşkın ter­cih­ler dev­re­ye gi­re­bi­lir. Bu­ra­da be­lir­le­yi­ci olan po­zi­tif bi­rey­sel yö­ne­lim­ler­dir. Bu yö­ne­lim­ler ya­ra­tı­cı­lık ba­rın­dı­ran üret­ken­lik­ler olun­ca; bi­li­me, kül­tü­re ve ya­şa­ma kat­kı­sı ola­bi­lir.
Erk ay­rım­cı­lı­ğı pay­la­şım te­mel­li ol­du­ğu için önem­li­dir. Yer­yü­zün­de tanık ol­du­ğu­muz so­run­la­rın büyük bö­lü­mü, pay­la­şım ada­let­siz­li­ğin­den çık­mak­ta­dır. Erk ay­rım­cı­lı­ğı bu ada­let­siz­li­ğin kay­na­ğı­dır. Yan­daş­lar kay­rıl­dı­ğın­da, yı­ğın­la­rın hak­la­rı gasp edil­miş olur. Dünya nü­fu­su­nun yüzde biri, tüm ge­lir­le­rin yüzde dok­san do­ku­zu­na sa­hip­tir(!) Ay­rım­cı ve ada­let­siz pay­la­şım öte­ki­leş­ti­rir. Eşit­li­ğin ol­ma­dı­ğı yerde; hak, hukuk, ada­let olmaz! Bu­ra­lar­da iş­siz­lik, yok­sul­luk ve enf­las­yon ka­çı­nıl­maz olur! Ve hatta bazı bi­linç­siz ve kül­tür­süz in­san­lar cel­lat­la­rı­na âşık ola­bi­lir. Bu gibi ya­ra­tıl­mış olan ki­şi­ler efen­di­le­ri için kendi be­den­le­ri­ni çiğ­ne­ye­bi­lir­ler(!) Sonra bir kö­şe­den bi­linç eşit­siz­li­ği el sal­lar ya­şa­ma…
Sönen eri­şil­mez yıl­dız par­la­ma­la­rı­dır,
Şafak dö­kü­lür göğün sa­çak­la­rın­dan.
Şa­kı­mak­ta­dır iki eli kan­da­ki bül­bül…
Ve çö­zü­le­cek­tir gü­ne­şe so­yu­nan su!

{ "vars": { "account": "G-W4QZM0WZP2" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }