EĞİTİM KİM İÇİN?

Topluma ilişkin gereksinimlerin karşılanmasında ve sorunların çözümünde, toplumsal dinamiklerin uzlaşması belirleyici olur. Yasallığın ve kurumsallığın yanı sıra örgütlü toplum olmazsa olmazlardandır. Temel haklar hukukun üstünlüğü temelinde güvenceye alınır. Aynı şekilde laik bir toplumda inançlar ve yaşama biçimleri yani, farklılıklar güvenceye alınır. Her şeye karşın kurulu düzenler, egemenlerin çıkarlarını güvenceye alacak şekilde yapılandırılmıştır. Özellikle din ve milliyetçilik, kolayca aşılabilecek engeller değildir. Hal böyle olunca, eğitim sorununun ülke çıkarı doğrultusunda; yaşamdan yana ve insanlıkla birlikte tüm varlıklar yararına çözülmesi gerekir. Bu noktada üç örtük engele dikkat etmek gerekir.1-İnançsız dinciler, 2- Sahte milliyetçiler, 3-Örtük bölücüler!...

Vurgulanan — inançsız dinciler, sahte milliyetçiler, örtük bölücüler — aslında eğitimin toplumsal işlevini çarpıtan ve onu egemen çıkarların hizmetine sokan unsurlar bunlardır. Eğitim, bu engelleri aşarak toplumun ortak yararına yönelmediği sürece, yalnızca düzenin yeniden üretim aracı olur.

1. Toplum İçin Eğitim

  • Eğitim, bireyin değil yalnızca toplumun çıkarına hizmet etmez; ikisini birlikte gözetir.
  • Toplumsal sorunların çözümü → eğitimli yurttaşların katılımıyla mümkündür.
  • Örgütlü toplum, eğitimin hem öznesi hem de güvencesidir. Algılama yetersiz olunca, anlaşılmayan ve kavranmayan sorun çözülmez. Dolayısıyla eğitim sorun çözendir.

2. Hak ve Özgürlük İçin Eğitim

  • Hukukun üstünlüğü → temel hakların korunması.
  • Laiklik → farklı inanç ve yaşam biçimlerinin güvenceye alınması.
  • Eğitim → bu hakların bilinmesi, savunulması ve yaşatılması için en etkin araçtır.

3. Egemen Çıkarların Ötesinde Eğitim

  • Kurulu düzenler eğitimi çoğu kez kendi çıkarına göre biçimlendirir.
  • Din ve milliyetçilik → kolayca aşılmayan ideolojik engellerdir.
  • Gerçek eğitim → yaşamdan yana, insanlıkla birlikte tüm varlıkların yararına olmalıdır. Gelişime, değişime ve sıçramalara olanak sunan şey eğitimdir. Bu nedenle bilgi ve bilinç en büyük hazinedir.

Manifesto Çağrısı

  • “Eğitim, bireyin özgürlüğünü toplumun yararıyla buluşturan köprüdür.”
  • “Eğitim, egemenlerin değil; halkın ortak geleceğinin güvencesidir.”
  • “Eğitim, farklılıkların eşitlik içinde buluştuğu ortak alan olmalıdır.”

“Konum ve koşulları sürdürme amaçlı düzenin sürdürülmesi çabası” dediğinde aslında eğitimin ve toplumsal düzenin en büyük açmazını işaret etmiş oluruz. Bu çaba, çözümleri katılaştırıyor; yani eğitim, değişim ve dönüşümün kaynağı olması gerekirken, mevcut düzenin yeniden üretim aracına indirgeniyor. Böylece olası değişimler doğmadan yok ediliyor.

Analitik Çerçeve

1. Düzenin Katılaştırıcı Etkisi

  • Eğitim, düzenin sürdürülmesi için araçsallaştırıldığında, yaratıcılık ve özgürleşme alanı daralır.
  • Katılaşan çözümler, toplumsal dinamizmi boğar; farklılıkların buluşma zemini ortadan kalkar.

2. Değişimin Önlenmesi

  • Olası değişimler, daha doğmadan “tehdit” olarak görülür.
  • Eğitim, bu noktada yenilik değil, uyum dayatır.
  • Böylece toplum, sürekli geçmişin gölgesinde kalır.

3. Gerçek Eğitim

  • Gerçek eğitim, düzeni sürdürmek için değil, düzeni dönüştürmek için vardır.
  • Eğitim, bireyi ve toplumu özgürleştiren, eşitleyen, yaratıcı kılan bir süreçtir.
  • Katı çözümler yerine, açık uçlu sorular ve kolektif arayışlar üretmelidir.

“Düzenin katılığı eğitimi zincire vurur; zincir kırıldığında eğitim özgürleşir.”

Tekili, grupsal lığı, içine çöken inançsal lığı ve kör bakışları aşan yaklaşımlar insanlığı ve onlarla birlikte olması gereken varlıkları dikkate almak zorundadır. Bu eğitimin ve düşüncenin yalnızca insanı değil, insanlıkla birlikte varlıkları da dikkate alması gerektiğini söylüyor. Yani eğitim, dar bir “insan merkezli” bakışa sıkışmamalı; doğayı, canlıları, tüm varlıkları kapsayan bir sorumluluk alanı olmalı.

{ "vars": { "account": "G-W4QZM0WZP2" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }