DUYGUDAŞLIK ÜSTÜNE…

Duygudaşlık, benzeşmeyle başlayan; farkındalığın, uzlaşmanın, dayanışmanın, öngörebilmenin ve üretmenin temelini oluşturur. Usta, tasarladığını görmeye başlar ki; bu yaşamla kurulan duygudaşlıktır. Sanatçı gelecek olanı gelmeden yaşamaya başlar. Aydınların duygudaşlığı, olanakların belirlediği seçeneklere erişerek yaşamla uyuşanları kitlelere iletmektir. Bütün bunlar yaşam ve geleceğe ilişkin yaşamın kurgulanması için çok önemlidir. Sanatçı sadece kendisi için değil, toplum için, insanlık için ve hatta tüm var olanlar için üretir.

Bunun için görmek, algılamak, bilmek ve anlamak gibi bir temel görevi vardır. Bunun için yaşamın her alanı duygudaşlığın kapsamında yer alabilir.

Duygudaşlığın Kökeni:

Duygudaşlık, benzeşmeden doğar: ortak bir titreşim, ortak bir duygu zemini.

Bu benzeşme, bireyler arasında köprü kurar; farkındalık ve uzlaşmanın ilk adımıdır. Ardıl adımlar öteki varlıklara yürür…

Farkındalık ve Uzlaşma:

Duygudaşlık, yalnızca hissetmek değil, anlamaktır.

Usta ve sanatçı, kendi iç dünyasını başkalarının acılarına ve sevinçlerine açarak toplumsal farkındalığı büyütür.

Uzlaşma, farklılıkların çatışma yerine ortak bir duygu zemininde buluşmasıdır.

Dayanışma ve Öngörü:

Duygudaşlık, dayanışmayı doğurur: yalnızca bireysel değil, kolektif bir varoluş biçimi.

Öngörebilme yetisi, duygudaşlığın en ileri aşamasıdır: başkasının gelecekteki ihtiyacını sezmek, toplumsal dönüşüm için hazırlık yapmak.

Üretim ve Sanatın Gücü:

Sanatçı ve aydın, duygudaşlığı yararlı üretime dönüştürür.

Şiir, resim, müzik ya da düşünce; hepsi duygudaşlığın somutlaşmış biçimleridir.

Üretim, yalnızca bireysel ifade değil, kolektif bir çağrıdır.

Duygudaşlık, bireysel bir duygu değil, toplumsal bir eylem biçimidir.

Usta, sanatçı ve aydın; bu duyguyu taşıyan, çoğaltan ve topluma aktaran köprülerdir. Aynı süreç, üretmenin ve yaratmanın yaşam bulduğu mekanlardır.

Duygudaşlık, yalnızca hissetmek değil; birlikte görmek, birlikte üretmek, birlikte dönüşmektir. Farklılıkların uzlaşan birlikteliği en güçlü konumu işaret eder…

Duygudaşlık, benzeşmenin ilk kıvılcımıdır. Bir bakışta tanınan ortak titreşim, bir kalbin diğerine dokunuşu. Farkındalık, bu titreşimin yankısıdır; uzlaşma, onun dili. Dayanışma ise, aynı dalganın birlikte yükselmesidir. Her dalga öncülüne omuz vererek ardılına zemin açar…

Usta, sanatçı ve aydın — kendi iç dünyalarını başkalarının acılarına ve sevinçlerine açanlar — duygudaşlığın taşıyıcılarıdır. Onlar, yalnızca görmez; hisseder, sezer, öngörür. Ve bu sezgi, üretime dönüşür: Bir şiir, bir resim, bir düşünce, bir çağrı…

Duygudaşlık üretimdir. Üretim, yalnızca bireysel bir ifade değil, kolektif bir çağrıdır: Birlikte görmek, birlikte üretmek, birlikte dönüşmek. Duygudaşlık, yalnızca hissetmek değil; birlikte görmek, birlikte üretmek, birlikte umut olmaktır.

Hissetmek, algılamak ve anlamak, anlatımı kolaylaştırır. Duygudaşlık bireyle başlayıp toplumsala evrilen bir olgudur. AFORİZMALAR.

  1. Hissetmek, algılamak, anlamak: Duygudaşlığın üç kapısıdır; içeri giren, kendini başkasında bulur.
  2. Bireyden topluma: Duygudaşlık, yalnız bir kalbin titreşiminden, milyonların ortak yankısına dönüşür.
  3. Benzeşme: Bir bakışta tanınan ortaklık; farklılıkların köprüsünü kuran ilk adım.
  4. Farkındalık: Başkasının acısını kendi acısı gibi duymak; sevinci kendi sevinci gibi taşımak.
  5. Uzlaşma: Çatışmanın değil, ortak duygunun dili; birlikte var olmanın sessiz anlaşması.
  6. Dayanışma: Duygudaşlığın toplumsal bedeni; tek bir omuz değil, binlerce omuzun yükü paylaşması.
  7. Öngörü: Başkasının ihtiyacını önceden sezmek; geleceği birlikte kurmanın sezgisel gücü.
  8. Üretim: Duygudaşlığın somutlaşmış hali; şiir, resim, düşünce, eylem… hepsi ortak bir çağrı.
  9. Sanatçı ve aydın: Duygudaşlığın taşıyıcıları; bireysel sezgiyi toplumsal dönüşüme çeviren köprüler.
  10. Duygudaşlık, yalnızca hissetmek değil; birlikte görmek, birlikte üretmek, birlikte umut olmaktır.
  11. Duygudaşlık bireyle başlayıp toplumsallığa evrilen bir olgudur.
  12. Duygudaşlıkta her damla bir ses, dalga ise ortak sestir.
  13. Duygudaşlık, ortak yaşam iradesinin hayat bulmasıdır.