Vakıflar Dinlenme Tesisleri ilk ihalede yüksek fiyattan dolayı satılamadı. Şimdi ikinci ihale 13 Şubat 2026 Cuma günü.
İlk satış duyulur duyulmaz, Didim Belediye Başkanı, sanki proje hayali yıkılmış gibi bir hava estirdi. Yetkisi olmayan bir yer için “Benim projem vardı” dedi.
Hatice Totik Gençay, bir sene önce Altınkum Plajı’na tuvalet yapımına girişmişti. Ancak Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün tek bir dilekçesiyle yapım aşamasındayken durdurmuştu.
Belediyemizde planlama yok. Kararlılık yok. sorumluluk yok, Olan tek şey, bilgi eksikliği...
Yetkisi yok ama hayali var.
Yetki Vakıflar’da, hayal Belediye Başkanında.
Güzel iş bölümü.
13 Şubat’ta ikinci satış yapılacak, yıllardan beri boş boş dururken hiç bir şey yapmayanlar bu gün satışı engellemek için boş boş konuşuyorlar.
Didim CHP 2. kere eylem yaptı.
İlçe Başkanı mikrofona geçip yüksek sesle:
“BETONLAŞMAYA KARŞIYIZ” diyor.
Bunu söyleyen kişi kim?
Yıllardır Didim’in dört bir yanına beton döken, apartmanlar ve büyük siteler yapan Didim’deki müteahhitlerden biri Didim CHP İlçe Başkanı Dilaver DEMİR.
Yani betonun kendisi konuşup, betona karşı çıkıyor.
Bu da yeni bir siyaset türü olmalı: “Kendime muhalefet.”
Yalı Caddesinde beton ata ata Altınkum plajında bir metre boş yer bırakmayanlar, Bu gün “BETONA KARŞIYIZ” diyorlar.
Yıllar önce Didim CHP İlçe Başkanı olan Mustafa Bekar, bugün “sattırmayız” denilen Vakıflar Dinlenme Tesisleri’nin ihalesini ortaklarıyla birlikte almıştı.
O gün çıkıp “Ben betonlaşmaya karşıyım” demedi.
Aksine açıkça “Ben müteahhidim.” dedi.
Eğer önüne bir pürüz çıkmasaydı, Mustafa Bekar 20 yıl önce o tesislerin yerine betonu dikmişti.
Üstelik o yıllarda Didim bugünkünden çok daha yeşildi.
Siyaset daha şeffaftı.
Ve o günkü CHP’liler, bugün partide söz sahibi olanlar kadar liyakatsiz değildi.
Aradan geçen yıllarda Didim’i yöneten CHP ortada.
Betona izin veren de ortada.
İmara açılan alanlar da ortada.
Ruhsat dağıtım hızları da ortada…
Ama sonra çıkıp sokaklarda yüksek sesle bağırıyorlar:
“BETONLAŞMAYA KARŞIYIZ!”
Bu söylem, vatandaşı aptal yerine koymaktan başka bir şey değildir.
Bir yanda “betonlaşmaya karşıyız” pankartları,
Diğer yanda belediyede müteahhitler inşaat ruhsatı almak için sıraya girmiş durumda.
O sırayı dizsek, belediyeden başlayıp Vakıflar Dinlenme Tesisleri’ne kadar kuyruk olur.
Gerçek şu:
Bu şehirde betonla mücadele sözle değil, icraatla edilir.
Ve bugüne kadar yapılan icraatların tamamı, betonun önünü açan icraatlar olmuştur.
Bunca laf kalabalığının,
Bunca çak-çukun,
Bunca sahte siyasetin ortasında…
Vakıflar Dinlenme Tesisleri’nin ikinci satışı 13 Şubat 2026 Cuma günü yapılacak.
O gün geldiğinde yine sloganlar atılacak.
Yine “karşıyız” yalanları söylenecek.
Ama betonun yolu, her zamanki gibi belediyeden geçecek.
Şunu net söyleyeyim:
Bugün bağıran, çağıran, nutuk atan kişilerin yeteri kadar parası olsa, Bu ihaleye ilk girenler yine kendileri olur du. Bu gürültünün sebebi ilke değil, limit yetersizliği olduğuna emin olun.
Sizlere geçmişten bir olay hatırlatayım.
Yaklaşık 15 sene önce olabilir, Avcılar Çukuru civarında bir parsel vardı, Hazine burayı satmayı düşünüyordu. Satılmasın diye yine böyle eylem yapan kişilerin içindeki bazı kişiler, sonradan bu parsellerin ihalesine girip yer aldılar. Siyaseten Betonlaşmaya karşı eylemlere bağıranlar, 3 gün sonra ihaleye girip yer aldı ve apartman yaptılar.
Bu gün yapılan bu şovların ne kadar boş, ne kadar yalan olduğunu;
Vakıflar Dinlenme Tesisleri satıldıktan sonra “menfaat için sıraya girenleri” görünce daha iyi anlayacaksınız.
Kısacası…
2. kez değil 5. kez satış olsa.
5 kez değil, 50 kez eylem yapsanız, sonuç değişmeyeceğini kendileri de biliryorlar.
Gerçekten burası için bir şeyler yapmak isteselerdi. Bu yer satışa çıkmadan yıllar önce plan program yaparlardı.
Atı alan Üsküdarı geçmiş.
Birileri siyaseten geyik yapıyor, Vatandaşı da alet ediyorlar.
Vakıflar Dinlenme Tesisleri meselesi daha yeni başlıyor.
Satıldıktan sonra, göreceğiz “BETONLAŞMAYA KARŞIYIZ!” diyen Didim Belediyesi’ni
Konya Öğretmenler Sitesi ile Zonguldak’lılar Sitesi arasında kalan mevkiide Deniz sıfır yapılan yapıları gidip görün “BETONLAŞMAYA KİM KARŞIYMIŞ, KİM DEĞİL MİŞ!”