Ben bu sistemi yıllar önce Avrupa'da görmüştüm. Cam şişeleri ve diğer depozitolu ambalajları depozito iade makinelerine bırakıyor, karşılığında bir kupon alıyor ve bu kuponla yeni bir ürün satın alabiliyordunuz.
Şimdi bu uygulamanın Türkiye'de de hayata geçirilmesi, geç kalınmış olsa da önemli bir gelişme. Özellikle turistik bölgelerde sistemin çok daha büyük katkı sağlayacağını düşünüyorum.
Hepimiz buna tanık olmuşuzdur. Piknik ya da kamp alanlarında, hatta sokakta yürürken bile eldeki su şişesi boşaldığında bazen gelişigüzel çevreye bırakılabiliyor. Aynı durum sahillerde ve parklarda da yaşanıyor. Sabah yürüyüşü yapanlar, kıyılarda ve yeşil alanlarda etrafa saçılmış plastik ve cam şişeleri mutlaka görmüştür. Özellikle plastik şişeler doğada yüzlerce yıl bozulmadan kalabildiği için çevre kirliliğinin en önemli nedenlerinden biri olmaya devam ediyor.
Artık bu ambalajları depozito iade makinelerine bırakarak şişe başına 1 TL geri alabiliyoruz. Basında yer alan haberlere göre uygulamanın ilk gününde makineleri 649 bin 244 kişi kullanmış. Bu da sistemin toplum tarafından ilgiyle karşılandığını gösteriyor. Böylece bir taşla birkaç kuş vurmuş oluyoruz; hem doğayı koruyor hem de geri dönüşüm sayesinde “ekonomik bir kazanç” elde ediyoruz.
Bu sorun turistik destinasyonlarda daha da belirgin hâle geliyor. Çünkü insanlar tatilde kendilerini daha özgür hissedebiliyor ve sürekli yaşamadıkları bir yerde çevreye karşı sorumluluk duyguları zaman zaman zayıflayabiliyor. Bunun sonucunda çevreye bırakılan atık miktarı da artıyor.
Plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajlarının bu şekilde toplanması yalnızca geri dönüşüme katkı sağlamayacak, aynı zamanda toplumun çevre bilincini de güçlendirecektir. İnsanlar, kullandıkları her ambalajın ekonomik bir değeri olduğunu gördükçe doğaya karşı daha duyarlı davranacaktır. Bunun sonucunda çevredeki atık miktarının önemli ölçüde azalacağına inanıyorum.
Aslında bu uygulama, küçük gibi görünen doğru kararların ne kadar büyük değişimler yaratabileceğinin güzel bir örneğidir. Aynı anlayışın zamanla her şey dâhil konseptiyle çalışan otellerde de israfın azaltılmasına katkı sağlayabileceğini düşünüyorum.
Her şey dâhil otellerde misafirler bazen ihtiyaçlarından çok daha fazla yiyeceği tabaklarına alıyor, ancak önemli bir kısmını tüketmeden bırakabiliyorlar. "Nasıl olsa parasını ödedim." düşüncesiyle hareket edildiğinde, ortaya çıkan gıda israfının çevreye ve doğal kaynaklara verdiği zarar çoğu zaman göz ardı ediliyor. Oysa misafirler yalnızca ihtiyaçları kadar yiyecek almayı tercih ettiklerinde tabaklarda kalan yemek miktarı doğal olarak azalacak, böylece hem israf önlenecek hem de çevrenin korunmasına katkı sağlanacaktır.
Görüldüğü gibi, çevreyi korumaya yönelik doğru uygulamalar yalnızca geri dönüşümü artırmakla kalmaz; aynı zamanda toplumsal davranışlarımızı da olumlu yönde değiştirir. Depozito iade sistemi de bu dönüşümün önemli adımlarından biridir.