DA­YA­NIŞ­MAK.

Da­ya­nış­mak, kar­şı­lık­lı­lık il­ke­si te­me­lin­de ge­liş­ti­ri­len bir po­zi­tif ey­lem­li­lik­tir. Da­ya­nış­ma ki­şi­ler ara­sın­da ol­du­ğun­da, ör­güt­lü­lü­ğe adım atıl­mış olur. Kazan kazan il­ke­si be­lir­le­yi­ci­dir. Ör­güt­lü ya­pı­lar zaten da­ya­nış­ma te­me­lin­de yaşam bulur. Ör­gü­tü­ne sahip çıkan özgür iradi ka­tı­lım­lı birey, özün­de kendi ya­şam­sal çı­kar­la­rı­nı gü­ven­ce­ye almış olur.
Da­ya­nış­mak ge­nel­lik­le bir­lik ve da­ya­nış­ma bi­çi­min­de ve ey­lem­li­lik ha­li­ni işa­ret ede­rek kul­la­nı­lır. Bu bağ­lam­da ilk akla gelen emek ör­güt­le­ri­dir. Emek ör­güt­le­ri­nin oluş­tu­rul­ma­sı, sa­yı­sız güç­lük­le­rin çı­ka­rıl­dı­ğı bir alan­dır. Özel­lik­le de bi­linç ye­ter­siz­li­ği olan yı­ğın­lar ge­nel­lik­le kendi aley­hi­ne ku­ru­la­bi­lecek bir olu­şum için­de­dir. Kendi be­den­le­ri­ni ezip geç­tik­le­ri­nin ayır­dı­na va­ra­ma­ya­bi­lir­ler. Halk ara­sın­da yay­gın ola­rak kul­la­nı­lan; “El­le­rim kı­rıl­say­dı da oy ver­me­sey­dim(!)” Söy­le­mi­ne tanık olu­ruz. Oysa, al­da­tıl­ma­ya en yakın olan­lar; inan­ma­ya hazır olan­lar­dır. Geç­mi­şi bilen ve ge­le­ce­ği gö­ren­ler bu gibi ko­nu­lar­da uyarı gö­re­vi­ni yap­ma­ya ça­lı­şır. Ancak bu olum­lu eylem, emek kar­şı­tı güç­le­rin iti­bar­sız­laş­tır­ma sal­dı­rı­la­rı­nın he­de­fi olur. Onlar boz­gun­cu, fit­ne­ci ve hatta vatan ha­ini­dir(!)…Bu nok­ta­da iti­bar­sız­laş­tır­ma si­la­hı acı­ma­sız­ca kul­la­nı­lır.
Ülke top­rak­la­rı­nın büyük bö­lü­mü için maden arama ruh­sa­tı ve­ril­miş. Sos­yal med­ya­da bir haber dik­ka­ti­mi çekti. Baş­lık yak­la­şık ola­rak şöy­ley­di; “39 ton al­tı­nın 38 to­nu­nu çı­ka­ran­lar aldı…” Bu haber ne kadar doğru bi­le­mi­yo­rum ama haber doğru ise; ül­ke­nin so­yul­du­ğu kesin! Ya­ban­cı ser­ma­ye­nin yerel ba­sa­mak­la­rı­dır iş­bir­lik­çi­ler!... Onlar, çı­kar­la­rı­nı ko­ru­mak için yurt­se­ver­le­re sal­dı­rır. Bunun için dev­let ola­nak­la­rı­nı bile kul­la­na­bi­lir­ler.
Da­ya­nış­ma ol­gu­su­na fark­lı açı­lar­dan ba­ka­lım:
1. Da­ya­nış­ma­nın An­la­mı
Da­ya­nış­mak, yal­nız­ca omuz omuza dur­mak değil; ya­şa­mı sa­vun­mak, bi­lin­ci bü­yüt­mek, öz­gür­lü­ğü ör­güt­le­mek­tir.
Kar­şı­lık­lı­lık il­ke­si, bi­re­yin çı­ka­rı­nı top­lum­sal çı­kar­la bir­leş­ti­rir.
Da­ya­nış­ma, bi­re­yin yal­nız­ca ken­di­ni değil, ortak ya­şa­mı gü­ven­ce­ye al­ma­sı­dır.
Ör­güt­lü ya­pı­lar, da­ya­nış­ma­nın sü­rek­li­leş­miş bi­çi­mi­dir; bi­re­yin özgür ira­de­siy­le ka­tı­lı­mı, top­lum­sal si­gor­ta­dır.
“Kazan kazan” il­ke­si, yal­nız­ca eko­no­mik değil, va­ro­luş­sal bir il­ke­dir: bir­lik­te var olmak, bir­lik­te bü­yü­mek.
2. Emek ve Örgüt
Emek ör­güt­le­ri, da­ya­nış­ma­nın kal­bi­dir.
Bi­linç­siz bı­ra­kı­lan yı­ğın­lar kendi aley­hi­ne karar ve­re­bi­lir; bu yüz­den bi­linç­len­dir­me, da­ya­nış­ma­nın asli gö­re­vi­dir.
Emek ör­güt­le­ri, da­ya­nış­ma­nın en somut me­kân­la­rı­dır.
Al­da­tıl­ma­ya en yakın olan­lar, inan­ma­ya hazır olan­lar­dır; bu yüz­den geç­mi­şi bi­len­ler ve ge­le­ce­ği gö­ren­ler, uyarı gö­re­vi­ni üst­le­nir.
“…..​sendika­lar ka­mu­sal ör­güt­ler ola­rak kabul edil­me­li. Dar an­lam­da hü­kü­met veya dev­let ör­güt­le­ri değil ancak hal­kın ve top­lu­mun ör­güt­le­ri du­ru­mun­da­lar. İşle­yiş­le­ri özel hukuk ala­nı­na tabi olsa da iş­lev­sel ola­rak ka­mu­sal ve top­lum­sal ör­güt­ler. Yö­ne­tim­le­ri se­çim­le iş ba­şı­na ge­li­yor, üye­le­ri ve kamu adına fa­ali­yet yü­rü­tü­yor­lar. Bu fa­ali­yet­le­ri ya­par­ken de­va­sa kay­nak­la­ra hük­me­di­yor­lar. O ne­den­le sen­di­ka­la­rın ak­ça­lı iş­le­ri ka­mu­sal ve top­lum­sal bir sorun ola­rak kabul edil­me­li.” (AZİZ ÇELİK-BİRGÜN,11/05/2026)
3. Talan ve Di­re­niş
Top­rak­la­rı­mız, maden ruh­sat­la­rıy­la par­ça­la­nı­yor; altın, su, orman ser­ma­ye­ye gi­di­yor.
Maden ruh­sat­la­rıy­la ülke top­rak­la­rı­nın büyük bö­lü­mü par­ça­la­nı­yor; çı­ka­rı­lan al­tı­nın, top­ra­ğın, suyun, or­ma­nın payı halka değil, ser­ma­ye­ye gi­di­yor.
İşbir­lik­çi­ler, ya­ban­cı ser­ma­ye­nin yerli ba­sa­mak­la­rı­dır; çı­kar­la­rı­nı ko­ru­mak için yurt­se­ver­le­re sal­dı­rır, dev­let ola­nak­la­rı­nı bile kul­la­nır.
Da­ya­nış­ma, bu sal­dı­rı­la­ra karşı yaşam hak­kı­nı sa­vun­ma­nın adı­dır.
“Da­ya­nış­mak, yal­nız­ca omuz omuza dur­mak değil; ta­la­na karşı ya­şa­mı, al­da­nı­şa karşı bi­lin­ci, ör­güt­süz­lü­ğe karşı öz­gür­lü­ğü bü­yüt­mek­tir.”
Da­ya­nış­ma, bu sal­dı­rı­la­ra karşı yaşam hak­kı­nı sa­vun­ma­nın adı­dır.
“Da­ya­nış­mak, yü­rü­yüş­te ritim, di­re­niş­te nefes, öz­gür­lük­te ses ol­mak­tır.”

{ "vars": { "account": "G-W4QZM0WZP2" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }