DARBELER ÇÖZÜM DEĞİL! (II)

Güncel, geçmişin uzantısıdır 12 Eylül 1980 darbesi, Türkiye’de siyasal ve toplumsal hayatı derinden şekillendiren bir dönemeçti. Emperyalizme bağımlı işbirlikçi sermayenin halka karşı dayattığı şeylerin yaşama geçirildiği bir olumsuz süreç!..

12 Eylül Darbesinin Nedenleri

  • Siyasi istikrarsızlık: 1970’lerin sonlarında hükümetler sık sık değişiyor, koalisyonlar kısa ömürlü oluyordu. Cumhurbaşkanı seçilememesi gibi krizler, devletin işleyişini kilitledi.
  • Sağ-sol çatışması: Üniversitelerden sokaklara yayılan ideolojik kamplaşma, günlük yaşamı şiddet olaylarıyla kuşatmıştı. Binlerce insan hayatını kaybetti.
  • Ekonomik kriz: Enflasyonun yükselmesi, işsizlik, kuyruklar ve temel ihtiyaçlara erişim zorluğu halkın güvenini sarstı.
  • Toplumsal kutuplaşma ve güvenlik sorunu: Bölücülük hareketleri, suikastlar ve katliamlar ülke genelinde güvenlik kaygısını artırdı.
  • Ordu’nun kendini “düzen sağlayıcı” görmesi: Türk Silahlı Kuvvetleri, siyasal sistemin tıkandığı noktada müdahale ederek “istikrarı sağlama” iddiasıyla yönetime el koydu.

Bu darbe, sadece dönemin krizlerini çözmek için değil, aynı zamanda yeni bir siyasal düzen kurmak için yapıldı. Partiler kapatıldı, yeni anayasa hazırlandı, toplumsal hayat disipline edildi.

Günümüzde Seçmen Tercihini Etkileyen Faktörler:

Bugün seçmen davranışını belirleyen unsurlar, 12 Eylül sonrası şekillenen siyasal kültürün mirasını da taşıyor:

  • Ekonomik faktörler: Enflasyon, işsizlik, gelir dağılımı ve alım gücü seçmenin iktidara bakışını doğrudan etkiliyor.
  • Kimlik ve aidiyet: Etnik, dini ve kültürel kimlikler hâlâ güçlü bir belirleyici.
  • Lider imajı: Karizmatik, kriz yönetebilen veya güven veren liderler seçmen tercihini yönlendiriyor.
  • Sosyal medya ve iletişim: Algı yönetimi, gündem belirleme ve propaganda artık çok daha hızlı ve etkili.
  • Gençlik ve toplumsal hareketler: Çevre duyarlılığı, adalet talepleri, özgürlük arayışları özellikle genç seçmen üzerinde etkili.
  • Yerel bağlar: Aşiret, hemşerilik ve bölgesel kalkınma beklentileri hâlâ güçlü faktörler.

12 Eylül’ün yarattığı siyasal kültür, seçmen davranışında hâlâ izlerini taşıyor: güvenlik kaygısı, güçlü lider arayışı, ekonomik istikrar beklentisi…

Darbe Olgusuna Açıklık:

• Güç paylaşımı: Darbeler, siyasal iktidarın ve ekonomik kaynakların kimler tarafından kontrol edileceği üzerine bir çatışmanın sonucudur. Ordu, sermaye grupları, siyasi partiler ve toplumsal hareketler bu paylaşımın taraflarıdır.

• Toplumsal odakların çatışması: Sağ-sol, laik-dindar, merkez-çevre gibi toplumsal fay hatları, darbe dönemlerinde keskinleşir. Darbe, bu fay hatlarını “zor yoluyla” yeniden düzenleme girişimidir.

• Ekonomik boyut: Darbeler çoğu zaman ekonomik krizlerin, sınıfsal gerilimlerin ve kaynak dağılımındaki adaletsizliklerin üzerine gelir. 12 Eylül’de olduğu gibi, işçi hareketlerinin yükselişi ve sermaye çevrelerinin kaygıları darbeyi tetikleyen unsurlardı.

• Meşruiyet arayışı: Darbe yapan güçler, “düzeni sağlama”, “anarşiyi bitirme” veya “ekonomiyi düzeltme” gibi gerekçelerle toplumsal meşruiyet üretmeye çalışır.

Güncele Uzantısı:

Bugün seçmen davranışında hâlâ darbe olgusunun izlerini görüyoruz:

• Güvenlik ve düzen arayışı: Seçmenler, kriz dönemlerinde güçlü lider ve istikrar vaat eden partilere yöneliyor. Bu, 12 Eylül’ün toplumsal hafızada bıraktığı “düzen” arzusunun devamı.

• Ekonomik paylaşım mücadelesi: Gelir dağılımı, işsizlik ve refah beklentisi, seçmen tercihlerinde belirleyici. Bu da darbenin “ekonomik yeniden paylaşım” boyutunun günümüzdeki yansıması.

Darbelerin Dayatılmış Çözüm Niteliği:

• Halk iradesinin dışlanması: Darbeler, seçimle gelen temsil mekanizmalarını askıya alır. Halkın söz hakkı yerine, belli bir zümrenin çıkarları öne çıkar.

• Toplumsal taleplerin bastırılması: İşçi hareketleri, öğrenci örgütlenmeleri, kadın mücadelesi gibi toplumsal dinamikler darbe dönemlerinde susturulur.

• Ekonomik yeniden paylaşım: Darbeler çoğu zaman sermaye çevrelerinin çıkarlarını korumak için yapılır. 12 Eylül’de olduğu gibi, işçi hakları budanırken sermaye lehine düzenlemeler hayata geçirilmiştir.

• Meşruiyet söylemi: “Düzeni sağlamak”, “anarşiyi bitirmek” gibi gerekçelerle topluma dayatılan çözümler, aslında halkın özgür iradesini kısıtlamanın bahanesidir.

Güncel Bağlantı:

Bugün seçmen davranışında hâlâ bu mirasın izlerini görüyoruz:

• Güçlü lider arayışı, aslında darbe dönemlerinde yaratılan “otoriteye güven” kültürünün devamı.

• Ekonomik krizlerde seçmenin “istikrar” vaat eden partilere yönelmesi, 12 Eylül’ün “ekonomiyi düzeltme” söyleminin güncel bir yansıması.

Toplumsal kutuplaşmaların oy tercihlerini belirlemesi, darbelerin bastırmaya çalıştığı ama aslında derinleştirdiği fay hatlarının günümüzdeki uzantısı.

Darbeler çözüm değil, dayatılmış çözümler üretir. Bu yüzden halkın yararına bir darbeden söz etmek mümkün değildir. Halkın iradesi yerine belli güç odaklarının çıkarları öne çıkar ve bu da demokrasi kültürünü zedeler.

Darbe Sonrası Siyasal Kültürün Halk Üzerindeki Etkileri:

• Güçlü lider arayışı: Darbeler, topluma “otorite olmadan düzen sağlanamaz” fikrini yerleştirdi. Bu nedenle halk, kriz dönemlerinde güçlü liderlere yönelme eğilimi gösteriyor.

• Demokrasiye güvensizlik: Darbeler, seçimle gelen hükümetlerin işlevsiz olduğu algısını pekiştirdi. Bu da halkın demokrasiye olan güvenini zayıflattı.

• Toplumsal hafızada korku: Darbe dönemlerinde yaşanan baskılar, yasaklar ve şiddet, halkın hafızasında “kaosun çözümü otorite” şeklinde bir iz bıraktı.

• Ekonomik istikrar beklentisi: 12 Eylül’de olduğu gibi, darbeler ekonomik düzeni sağlama iddiasıyla geldi. Bu da halkın siyasal tercihlerinde “ekonomiyi düzeltecek güçlü iktidar” arayışını besledi.

Sivil toplumun zayıflaması: Darbeler, sendikaları, dernekleri ve toplumsal hareketleri bastırarak halkın kolektif örgütlenme gücünü kırdı. Bu da bireyleri daha çok “devletin çözümüne” bağımlı hale getirdi. Oysa sorun çözen birey, olası sorunların çözümünün adayıdır ki; bu kendini yönetmenin temel adımıdır!