ÇEVRE MÜCADELESİ GERÇEKTE ​​​​​​​[BAZEN] BİR ŞEMSİYE Mİ?

Çevre değerlerinin korunması, çağımızın en önemli toplumsal sorumluluklarından biridir. Bu nedenle çevre konusunda duyarlı olmak, çevresel tahribata karşı çıkmak, hukuki ve demokratik yollarla mücadele etmek elbette saygıdeğerdir. Hatta çoğu zaman zorunludur.

Ancak yaşadığımız pratiğe dikkatle baktığımızda, bu özgün mücadelenin hemen altında bazı katmanların [yani amaç, niyet, strateji vs] ‘nin ustaca gizlendiğini sezebiliyoruz.

Yani kısaca çevre değerleri ve bu değerler uğrana yürütülen mücadele birden çok amacın şemsiyesi haline getirilebiliyor.

- Çevre mücadelesi aynı zamanda bir siyasi mücadele midir?

Ya da,

- Çevre tahribatının ardında siyasi tercihler ya da çıkar ilişkileri yok mudur?

Elbette vardır!

Ama sözünü ettiğimiz bu organik somut ilişki değil.

Çevre elbette siyasetin tamamen dışında değildir.

İmar kararları, maden ruhsatları, kıyı kullanımı, enerji politikaları, şehirleşme tercihleri ve doğal alanların korunması kamusal karar alanına girer. Bu anlamda çevre sorunu politik bir meseledir. Ancak bu yazıda altı çizilmek istenen şey, çevrenin siyasetle ilişkisi değildir. Amaçlanan hedef, çevre kavramının siyasi hesaplara kalkan yapılmasıdır.

Sözünü ettiğimiz şey, siyasi amaçların, kişisel hesapların ve örgütsel stratejilerin o şemsiyenin hemen altına sinsice yerleştirilmeye çalışılmasıdır.

İtirazımız -tabii ki- çevre mücadelesine değildir. Tam tersine, gerçek çevre mücadelesinin değerini, varlığını ve özünü korumaya yöneliktir.

Çünkü çevre davası gücünü samimiyetinden alır.

Fakat aynı itirazın arkasına sindirilmiş siyasi hesaplar, ideolojik hedefler, kişisel çıkarlar veya önceden belirlenmiş propaganda amaçları varsa, bu durum çevre mücadelesine gerçekten zarar verir.

Doğayı savunmak için belirli bir siyasi kimliğe sahip olmak gerekmez. Aksine, çevre mücadelesinin gerçek gücü, farklı düşüncelerden insanların ortak yaşam alanlarını koruma iradesinde buluşabilmesinden gelir.

Bu nedenle çevre adına konuşan herkesin önce kendi samimiyetini sorgulaması gerekir. Gerçekten doğayı mı savunuyoruz, yoksa doğa üzerinden kendi politik pozisyonumuzu ya da kişisel vitrinimizi mi öne çıkarmaya çalışıyoruz?

Yani sözün kısası, önce aynaya bakmalı ve orada ne ya da neyi gördüğümüzü acımasız ve dürüst bir sorgulamayla gün yüzüne çıkartmalıyız…

{ "vars": { "account": "G-W4QZM0WZP2" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }