ARZ ve TALEP.

Ekonominin görünürlüğünü artıran can damarları bunlar. Arz alalınca fiyatlar artar, arz artınca fiyatlar düşer. Bir ekonominin iç görünümünün filmi çekildiğinde, öncelikle bu verilere bakılır. Paranın arzı artınca, satın alma gücü düşer ki; bu aynı zamanda paranın değer kaybetmesi demektir.

Piyasalara mal arzının azalması, kaçınılmaz olarak fiyatların artmasına neden olur. Arz ve talebe ilişkin tipik bir örnek var; tabut arzı artınca ölümler artmaz(!) Bu örnek normal koşullarda hayatın gerçeğidir.

Bu kısacık ön bilgilerden sonra ülkemizin bir fotoğrafını çekebiliriz. Normal koşullarda ülkemizin acil bir kaynak sorunu yok. Ülkemizdeki en büyük sorun öncelik sorunudur. Öncelikleri belirleyen siyasi irade yani, erktir. Vatandaşlar normal koşullarda gelirlerine göre harcama yapar. Yani, ayağını yorganına göre uzatır. Söz konusu devlet olunca durum değişir. Devlet önce ayaklarını uzatır (plan ve programlar), sonra ayağına göre yorgan ayarlar. Vatandaşlar acil ihtiyaçlarını gidermek için ya ikinci bir iş yapabilir ya da borçlanabilirler. Devlet için seçenekler artar. İç ve dış borçlanmanın yanı sıra mevcut vergileri artırmak, mal ve hizmetlerin fiyatlarını artırmak yoluyla ek gelir sağlar. Sınıfsal bir tercih olan özelleştirmelerde bu kapsamdadır. Çok adaletsiz bir yöntem olmasına karşın, devletler güçleri oranında bu yola başvurabilir. Fiili olarak olmakta olan; millet adına işletmesi gereken varlıkları, varlıklı yakın çevresine peşkeş çekmek şeklinde olur. Örgütlü bir halk muhalefeti olmaz ise, servet transferi milletin gözünün içine bakanlarca yapılır(!)...

Güncel durumumuzu irdelemeye devam edelim: Emekçilerin ücretleri farklı yol ve yöntemlerle baskı altına alınmaktadır. Baskılanmış olan ücretler, fiyat artışı karşısında yetmemektedir Normal gelirlerin yetmediği yerde, önceki birikimler elden çıkarılmaktadır. Bu olgu barınma ve beslenme sorununu çözümsüzlüğe sürüklemektedir. Özellikle mega projelerle emekçilerin gelirleri küçük bir azınlığa aktarılmaktadır. Bu yetmiyor olmalı ki, bu projelerin garantileri, gelecekteki gelirlere ipotek koymaktadır. Gelecekteki gelirler borçların karşılanması için kurgulanınca; çocuklarımız ve hatta onların çocukları da yaşama borçlu olarak başlayacaklar!

Varlıklarını ve olanaklarını yitiren insanlar özgür olamaz! Özgür olmayan insanların yaşam güvenceleri olmadığı gibi, üretkenlikleri de yok düzeyindedir. Üreten insanlar kendilerinin efendileri olurken; üretemeyenlerin de sadece efendileri olur!

“Kamu emekçisine insanca yaşam koşulları sunmak için yeterince kaynağın olduğu ancak bu kaynağın faiz, teşvik, hazine garantisi olarak aktarıldığına dikkat çekilerek şunlar kaydedildi:

  • 2026’da her 1 dakikada tam 186 asgari ücret faiz olarak yabancı ve yerli sermayeye gidecek.
  • Her 1 dakikada tam 145 asgari ücret ‘savunma ve güvenlik’ adı altında silahlanmaya aktarılacak.
  • Her 1 dakikada tam 50 asgari ücret sermayeye, patronlara teşvik olarak akacak.
  • Her 1 dakikada tam 19 asgari ücret, köprü, otoyol, şehir hastanesi müteahhitlerinin cebine Hazine garantisi olarak girecek.” (BİRGÜN. 6 Ocak 2026)

Bir başka toplumsal gerçeğe değineceğim. Geniş yığınlar, iktidarın sorun çözmediği iddiasını dillendirmektedir. Aslında bu yaklaşım gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü iktidarın çözümleri kendi yandaşları içindir. Bu konuda siyasi tercihini küçük bir azınlıktan yana koymaktadır. Azınlığın çıkarlarını gözeten çözümler, yığınlar için sorun çözmek yerine yeni sorunlar üretiyor. Vergi özünde bir zoralımdır. Yığınlardan vergiler devlet gücü ile tahsil edilirken; varsılların vergileri affediliyor veya siliniyor. Üstüne üstlük, alınan vergilerde bir biçimde bu kesimin hizmetine sunuluyor(!) Buda yetmiyor, alınan dış borçlarda emekçi kesimin sırtına vuruluyor! Enflasyonun, temel nedeni kontrolsüz ve denetimsiz harcamalardır. Bu harcamaları kurumlar ve kendilerine olanaklar sağlandığı için çok kazananlar yapmaktadır. Emekçilerin aldıkları normal bir yaşam sürdürmelerine yetmiyor. Enflasyonu bağımsız olarak soruna yaklaşan ve bilimsel yöntemlerden sapmayan kurumlar gerçekleştirebilir. Hiç kuşkusuz, üretim olmazsa olmaz olan temel bir faktördür. Enflasyon nedeniyle kazanç sağlayanların enflasyon sorununu çözmesi olası değil!