Akran aynı yaşta, denk anlamına gelir. Zor kavramı Farsçadan Türkçe’ye alınmıştır, güç anlamına gelir, karşıt anlamı kolay. Zorba zor kullanarak iş yaptıran, ya da iş gören. Zorbalık ise zorba olma durumu ya da böyle davranış.
Yapılan son araştırmaya göre on on altı yaş grupları arasında açıkça görülmeyen bezdiri, mobbing olayları gittikçe görülür saldırganlığa dönüşüyor.
Akran zorbalığı ad takma, alay etme, çelme takma, vurma öğrencinin eşyalarına zarar verme gibi eylemlerle başlar, zamanla öğrenci yardım almazsa dozu fazlalaşır. Her gün okula gelirken 5 € getireceksin, birine söylersen ailene zarar veririz, gibi tehditler yapılır.
Kurban dikkatle seçilir, sürekli olabilir. Güçlü olduğunu sanan gencin, zayıf gördüğüne hükmetme esasına dayanır. Ruhsal sağlığı yerinde, huzurlu olan şiddete baş vurmaz.
Kurban olarak seçilenler hakkında tam kesin bir hüküm yoktur. Ama sınıfa, okula yeni gelen, sessiz sakin kavga isteği olmayan, kısa veya uzun boylu, gözlük kullanan, farklı din veya mezhepten olanlar, teni koyu renkli Asya, Afrika görünümlü olanlar, adı Almanca olmayanlar, seçilebilir.
Arkan Zorbalığında artış sebeplerinden en önemlisi internet, sosyal medya kullanımı, televizyon yayınlarında şiddet içeren polisiye filmler. Kamuya ait ARD, ZDF kanallarında dahi sık sık polisiye filmler gösteriliyor. Gençler belgesel film izlemiyorlar, zaten tekrarları devamlı gösteriliyor.
Türkiye’de öğretmenlere karşı da mobbing iğrenciler tarafından yapılıyor, hatta Fatma öğretmen öldürüldü. Almanya’da bu konuda henüz bir haber duymadım. Öğretmen olan aktif çalışan öğrencilerimden tam tersine velilerin zorluk çıkardığını duyuyorum.
Zorbalığa uğrayan öğrenci hasta olur, okula gitmekten korkar, uykusuz gecelerde ter içinde kalır. Davranışları değişir, içine kapanır ve sosyal yaşamdan uzaklaşır.
Öğrencileri zorbalıktan korumak için okulda Hayat Bilgisi, Etik derslerinde konuyu ele almak zorunludur. Böyle durumda baş vurulacak adresler verilmelidir. En yakını sınıf öğretmeni, okulda sosyal danışma rehberleridir.
Ailenin çocukla ilişkisi daima sağlıklı olmalı, ki çocuk ailesiyle konuşmaya kural olarak alışmalı. Okulda, derste ne yaptığını anlatıyorsa, ebeveyn dinliyor ve ilgi gösteriyorsa bezdirme, şiddet olmadan önce çocuk konuşur, söyler.
Aile herhangi bir sorun karşısında çocuğu devamlı suçlu gibi göstermemeli. Çocuğun görünüşte başka bir özelliği varsa, bunun kötü bir şey olmadığı açıklanmalı. Öğrencinin kendine özgüveni sağlanmalıdır.
Her öğrencinin zayıf bir tarafı olabilir, ama daha başka yetenekleri vardır. Onları geliştirmek için okul dışında, dersten sonra sanat dallarından birine yönlendirmeleri faydalı olur. Müzik okulları çok çeşitli kurslar veriyor. Dernek veya vakıflar spor faaliyetleri sunuyor.
Mağdur olan genci yalnız bırakmamalı, okulda ve evde iyi anlaştığı arkadaşlarıyla sosyal yaşamı desteklenmelidir. Sınıf veya okul değiştirme en son çare olmalıdır.
Aileler ve öğretmenler mobbing, şiddet konularını işleyen, yazan araştıran bilim insanların eserlerini okumalıdır. Böyle konuları işleyen, tartışan ciddi televizyon yayınlarını takip etmede fayda vardır. Mağdur olan öğrencilerin aileleri inisiyatif kurarak birlikte karşı koyabilirler.
Ekranlarda görülen öncü düşünürler, kuruluşlarda başkan olan ve devleti idare eden ve diğer politikacılar konuşmalarında bağırarak azınlık grupları aşağılayıcı sözler söylememelidir.
Mobbing, bezdiri çoğu kez sözle başlar. Çocukla daha küçük yaşta ailede ve sonra okulda hazırcevap verme egzersizi yapılmalı.
Herhangi bir aşağılayıcı, ayrımcı söz karşısında aniden cevap veremeyen, sonradan içerler. Bu hal birikirse patlama ortaya şiddet olarak çıkabilir.
Türk öğretmenine düğünde Alman Bey, Siz hiç Türk kadınına benzemiyorsunuz. Böyle bir modern hanımı otobüste, trende sokakta görsem İtalyan, Yunan veya İspanyol sanırdım, diyor. Bu ifadede Türklere karşı bir aşağılama, kesin ön yargı olduğunu hanım öğretmen geç fark eder. Almanya’ya geleli çok zaman geçmemiş, aniden idrak edememiştir. Türkiye’de bir Türk Dünya’ya bedeldir, diye öğrenmiştir.
Biz Türkler okulda Almanya hakkında çok bilgiler ediniriz. Siz Türkiye hakkında hiçbir şey öğrenmediniz mi, yaksa tahsiliniz yok mu, diye sorabilirdi öğretmen hanım.
Ebeveynler çocuğun izlediği ekran yayınları takip etmelidir, hiç değilse gence şiddet içeren yayınları izlememesi gerektiği hatırlatmalı, uyarmalı.
Sosyolojik ve psikolojik bilinçlendirme içerikli, aile yapısını güçlendiren yayınlar izlenmelidir.
Bağırarak konuşan siyasetçileri, kavga ve şiddet haberlerini tekrar tekrar veren yayınları izlememeli. Bilhassa kamuya ait olmayan özel televizyonlarda kavgalı, cinayet içeren olaylar defalarca tekrar gösteriliyor, ki izlenme oranı yükselsin. Bu durumda reklâm veren kuruluş ve firmalara da eğitim konusunda sorumluluk şart oluyor. O halde denetim mekanizması iyi işlemelidir.
Sorun, nesiller arası iletişimdir. Çocuk, öğrenci ve gençler interneti daha iyi kullanıyorlar. Bu nedenle ebeveynler çoğu kez iş işten geçtikten sonra duyuyorlar.
İnsan sosyal varlıktır, doğal nitelikleri yok eden yayınlardan çocuk ve gençleri korumak için aileler sosyal yaşama geri dönüş yapmalıdır.
Sosyal kalın!
Not:
Bu konuda okuduğum ve mutlaka okunması zorunlu olan makaleler:
Adil Hacıömeroğlu, Ekran Zorbalığı, 15.04.2026, www.ha-ber.com
Üstün Dökmen, Okul Zorbalığı, Cumhuriyet Gazetesi, 12.04.2026