Ne diyebiliriz?
- “Arsızlık çoğaldığında, toplum çözülür!”
- “Yüzsüzlük sıradanlaştığında, güven erir!”
- “Duyarsızlık kök saldığında, onur silinir!”
- “Utanmazlık alkışlandığında, saygınlık düşer!”
- “Duyarlık kaybolursa, tükeniş başlar!”
- “Onur yoksa, toplum yoktur!”
- “Saygınlık düşerse, bağlar kopar!”
- “Güven erirse, toplum dağılır!”
- “Ahlak, çözülüşe karşı direniştir!”
- “Ahlak, toplumun yeniden doğuş nefesidir!”
Ahlak, toplumun görünmez harcıdır. Onur, saygınlık, güven ve duyarlık bu harcın bileşenleridir. Ne zaman ki arsızlık, yüzsüzlük, duyarsızlık ve utanmazlık çoğalır; işte o zaman bu harç çatlamaya başlar. Çatlak büyüdükçe toplum çözülür, dağılır ve tükenişe sürüklenir. Toplumda uçurumlar oluşur. İşsizlik, yoksulluk, güvencesiz ve yetersiz gelir dağılımına, kayırmalar ve güvensizlik eşlik eder. Fiyatlar keyfi olarak artırılır. Eşitsiz gelir dağılımından karar alıcılar etkilenmez. Böyle olunca da halkın yararına kararlar alınmaz!...
Çözülüşün Belirtileri
- Arsızlık ve Yüzsüzlük: Bireyin çıkarı uğruna başkasının hakkını hiçe sayması, utanmazca davranışları normalleştirmesi. En kötüsü de toplumun bunu kanıksamasıdır. Görmezden gelmek ve ses çıkarmamak, kötü niyetlilerin yolunu açar(!)
- Duyarsızlık: Başkasının acısına, toplumun sorunlarına kayıtsız kalmak. Kayıtsızlık, haksızlığa ve hukuksuzluğa yol açar.
- Utanmazlık: Yanlışın farkında olmamak değil, farkında olup da utanmamaktır. Lafın özü, arsızlaşmaktır!
Bu nitelikler çoğaldığında, önce duyarlık kaybolur. Ardından onur ve saygınlık erir. Güven yok olur. Güvenin yokluğu ise toplumun tükenişinin en açık işaretidir.
Ahlakın Toplumsal Boyutu
Ahlak yalnızca bireysel bir erdem değildir; toplumsal bir bağdır.
- Birey, ahlakı yaşadığında toplum güçlenir. Eşitlik, güven ve üretkenlik artar.
- Toplum, ahlakı koruduğunda birey özgürleşir. Özgürlük ve sorumluluk, ahlakın iki kanadıdır. Biri eksik olursa uçuş mümkün değildir.
Yeniden Kuruluş
Toplumun çözülüşü kaçınılmaz değildir. Yeniden kuruluş mümkündür:
- Duyarlığı yeniden yeşertmek: Başkasının acısını kendi acısı bilmek.
- Onuru korumak: Hakikatin yanında durmak.
- Saygınlığı yeniden inşa etmek: Adaletin ve dürüstlüğün değerini yükseltmek.
- Güveni tesis etmek: Söz ile eylemi birleştirmek.
- Umudu yeşertmek: Umudun yeşereceği toplumsal iklimi yaratmak. Temel hak ve özgürlükleri her koşulda yaşama geçirmek.
Sonuç
Ahlak, toplumun tükenişini önleyen en güçlü dirençtir. Arsızlık ve yüzsüzlük çoğaldığında çözülüş başlar; duyarlık, onur, saygınlık ve güven yeniden kurulduğunda ise toplum yeniden doğar.
“Ahlak, çözülüşün karşısında toplumun yeniden doğuş nefesidir.”
AHLAK – Şiirsel Akış
Arsızlık çoğaldığında, yüzsüzlük sıradanlaştığında, duyarsızlık kök saldığında, utanmazlık alkışlandığında;
Toplum çözülür, harç çatlar, bağlar kopar, güven erir!
Duyarlık kaybolur, onur silinir, saygınlık düşer, güven yok olur.
Ve yok oluş, tükenişin sessiz çığlığıdır…
Ama yeniden doğuş mümkündür: Duyarlığı yeşertmek, onuru korumak, saygınlığı inşa etmek, güveni yeniden kurmak.
Ahlak, çözülüşün karşısında toplumun yeniden doğuş nefesidir.
|
24 Haz Çar 12:34 (19 saat önce) |
|||
|
||||
UMUDUN KUŞ UÇMAZINDA…
Yok olmanın eşiğinde göverir çığlıklar, duyarsız kulaklar sağırdır muhtaçlara. İnsanlar yarattığından medet umarken, akıl susar, vicdan yiter karanlıklara.
Çökertilen kurumlarda mayalanır yozluk, ulusal olanaklar satılır yobazlığa. Ayıplı, kusurlu, özürlü bir hal içinde nereye kadar sürüklenir bu çağın ağı?
Açmazın ortasında yorgun yaşam, zaman tuz basar kanayan yaraya. Terk edilmiş bizler çemberin köşelerinde, umuda tutunur çaresiz kuşların kanadına.
Kanatlarında harlanır yangınlar, sevdalardan kurulur gönül sarayları. Maviye kaçan yeşil merhem olur yaraya, direncin şafağında göverir umut dalları.
Sürgünde bile gülümser karanfiller, her çiçek açımında yaşam yeniden doğar. Sevdalı tohumlar çatlar sevinçle ve umut yükselir, öfkenin içinden doğar!
UMUDUN MANİFESTOSU
Biz, yok olmanın eşiğinde çığlıkları göverenleriz. Duyarsız kulaklara karşı muhtaçların halini haykıranlarız. Akıl sustuğunda, vicdan yitirildiğinde, biz sorularımızla direniriz. Çökertilen kurumların küllerinden, yozlukların karanlığından, bir ışık arayanlarız.
Biz, yok sayılanların çığlığından doğanlarız. Muhtaçların halini görmezden gelen duyarsızlığa karşı, aklı ve vicdanı yeniden toplumsal iradenin hizmetine çağırıyoruz.
Biz, çökertilen kurumların küllerinden yükselenleriz. Yozlaşmaya, çıkar ağlarına ve ulusal olanakların yobazlığa peşkeş çekilmesine karşı, halkın iradesini savunuyoruz.
Biz, terk edilmiş çemberin köşelerinde tutunmaya çalışanlarız. Çağımızın ayıplı, kusurlu ve özürlü haline karşı, çaresiz kuşların kanatlarında harlanan yangınlarız. Sevdalardan kurduğumuz gönül saraylarında, yaralara maviye kaçan yeşili merhem diye sürenleriz.
Biz, sürgünde bile gülümsemeyi unutmayan karanfilleriz. Her çiçek açımında yaşamı yeniden doğuran, sevdalı tohumların çatlayışında sevinci büyütenleriz. Öfkenin içinden doğan umutla, direncin şafağında göveren bir halkız!...