Yalnızca Yakınıyoruz « Mavi Didim Gazetesi

22 Haziran 2021 - 06:51

Yalnızca Yakınıyoruz

Yalnızca Yakınıyoruz
Son Güncelleme :

01 Nisan 2021 - 17:45

307 views

Yalnızca Yakınıyoruz

Günler hızlı geçiyor…
Perşembe günü 1 Nisan’dı. Geçmişte şakalar yaptığımız, birbirimizi şakacıktan aldattığımız 1 Nisan… Nisan ayı baharın da müjdecisidir bir bakıma… Ama…
1 Nisan şakası yapacak koşullar kaldı mı ki ülkede?… Küresel salgın bir yandan, ekonomik yangın diğer yandan; korkuyla titretirken dizleri, ne yazık ki Nisan Balığı yerine, Ölüm Meleği’nin oltası yakalıyor bizleri…
Gündelik kaygılarımız durmaksızın, üstelik hız kesmeden her geçen gün daha da artarken, bir de yitirdikçe her alanda ve her anlamda hak ve özgürlüklerimizi; neredeyse “ah, vah” dememize bile yasaklar gelecek.
Kapalı alanlarda her nedense hiç etkili olmayan virüs; açık alanlarda demokratik hak ve özgürlükler için toplanmak isteyenlerin peşine düşecek.
Ve biliyoruz ki…
Çağdaşlık, Uygarlık, Egemenlik, Bağımsızlık, Bilimsellik, Ussallık, Yasallık ve en önemlisi de Ulusallık gibi kavramlardan ürkenler; bağnazlık yollarında pervasızca yürürken, ne uluslararası saygınlık, ne de barışçıl bir ülke bırakmadılar.
Ama yanılıp da onları eleştirmek amacıyla konuşursa diller, yazarsa eller, alanlarda yürürse ayaklar; ivedilikle onlar için etkili olur yasalar, gelir cezalar ve yasaklar.
Gelişmekte olan ülkeler sıralamasında bir yerimiz var diye kendimizi avuturken; Afrika’daki ilkel kabilelerden hiç bir başkalığımız kalmadı.
Ve yine biliyoruzki…
Kendisine biçilen “Ilımlı İslam” fistanını çıkarıp; son aşamada “Şerri Diktatorya” ehramına bürünmek… Anayasal Devlet düzeninden uzaklaşarak, 6. yüzyılın değer yargılarını keyfi yönetimlerine uyarlayarak, bir ümmet toplumu oluşturma düşlerini yaşama geçirmek isteyenler var.
Ki onlar…
Ne yazık ki…
Üç anakaraya yayılmış Osmanlı’nın ardılı ve yedi düveline başkaldırmış ve de kahramanca bağımsızlık savaşı vermiş bir ülkeyi; yabanın elinde oyuncak bir maymun maskaraya çevirdiler. Oysa görmüyorlar ki onları yargılamak, sorgulamak hevesinde; en çok 250, bilemediniz 260 yaşındaki bir devlet de, yatmış pusuya…
Çünkü…
Onların içlerinde duruyor öfkeleri ve kinleri “Sarı Saçlı Eşkiya” olarak belledikleri Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün bükemedikleri bilekleri düştükçe uslarına…
Biliyoruz hepsinin derdi; Anadolu’dan da, Balkanlar’dan da Türkler’in izlerini, kültürlerini, değerlerini silmek ve onları yok saymak. Ama bilmiyorlar ki onların karşısında çıkabilecek nice, nice Mustafa Kemal olarak atan, Mustafa Kemal gibi yaşayan yürek var. Buna karşın Mustafa Kemal olarak çarpan bu yüreklere; bu ülkeyi yar etmek istemeyenler de var.
Bilinmelidir ki bu karşıtlıklar, bu kutuplaşmalar, bu zıtlaşmalar; ancak avının ölümünü bekleyen leş kuşları gibi çevremizde dönüp, duranların işine yarar.
Evet ülkece umarsız kaldık, evet ülkece yoksullaştırıldık, evet ülkece ölümle karşı karşıyayız ama yine de pes etmiyoruz. Çünkü yürekliyiz, çünkü en başından beri yalnızca kendimize güvendik. Başta demokratik, hukuksal, ekonomik, sağlık olmak üzere pek çok sorunlarımıza ilişkin verdiğimiz ve belki de uzunca bir süre daha vereceğimiz kavgalardan; elbet bir gün sağ çıkacağız. O gün gelene kadar; bu kavgada, bu savaşımda aklımız rehberimiz, örnek aldığımız kişi yüreğimizde yaşayan Ulu Önderimiz olacaktır. Son aşamada; Tarih yine kendini yineleyecek ve yenildiği, ezildiği, yok sayıldığı düşünülen Türk, yine kazanacaktır!…