VATAN HASRETİ. « Mavi Didim Gazetesi

22 Haziran 2021 - 07:38

VATAN HASRETİ.

VATAN HASRETİ.
Son Güncelleme :

02 Haziran 2021 - 14:40

85 views

VATAN HASRETİ

Ülkesini gerçekten ve canından çok seven bir insanı memleketinden kaçmak zorunda bırakmak ne demektir? Hasretini dizelere döken bu yurtsever, aynı zamanda ölümsüzlüğe imza atmıştır:

“Memleketimi seviyorum:
Çınarlarında kolan vurdum, hapisanelerinde yattım.
Hiçbir şey gidermez iç sıkıntımı
memleketimin şarkıları ve tütünü gibi. 

Memleketim:
Bedreddin, Sinan, Yunus Emre ve Sakarya,
kurşun kubbeler ve fabrika bacaları
benim o kendi kendinden bile gizleyerek
sarkık bıyıkları altından gülen halkımın eseridir.  

Nazım, “vatan hainiyim” derken; çok net ve açık olarak vatan hainlerini en somut delillerle tanımlayarak sergilemiştir: 

                                  “Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,” 

Kurtuluş Savaşını ve Atatürk’ü bu kadar güzel ve içten anlatan dizeleri başka bir yerde bulmak mümkün değildir. Bu kadar güçlü bir duygu sadece gerçekten seven bir yüreğin ürünü olabilirdi: 

Dağlarda tek
Tek
Ateşler yanıyordu.
Ve yıldızlar öyle ışıltılı öyle ferahtılar ki
Sayak kalpaklı adam
Nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
Güzel, rahat günlere inanıyordu
Ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,
Birden bire beş adım sağında onu gördü.
Paşalar onun arkasındaydılar.
O, saati sordu.
Paşalar `üç’ dediler.
Sarışın bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun kenarına kadar,
Eğildi durdu.
Bıraksalar
İnce uzun bacakları üstünde yaylanarak
Ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe’den Afyon Ovası’na atlayacaktı

Nazım’ın vatan sevgisi; bir sevda, bir hasret ve bir duyarlık pınarıdır. Yaşam boyu akmıştır yüreklerden; yaşadığımız sürece de bizlerin yüreklerinde akmaya devam edecektir. “Bu cehennem, bu cennet bizim.” Derken inanılmaz bir biçimde gerçeği kavradığını göstermektedir:

“DAVET 

Dörtnala gelip Uzak Asya’dan 

Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan 

                        bu memleket, bizim. 

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak 

ve ipek bir halıya benziyen toprak, 

                        bu cehennem, bu cennet bizim. 

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın, 

yok edin insanın insana kulluğunu, 

                        bu dâvet bizim…. 

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür 

ve bir orman gibi kardeşçesine, 

                        bu hasret bizim…” 

Nazım sadece bir yurtsever değil, aynı zamanda, örnek bir dünya vatandaşıdır. Kız Çocuğu şiiri bu savı kanıtlar. Yerelden çıkıp, evrensele erişen bu kişi, dünya insanlık ailesinin en önde gelen bireylerinden biridir:

KIZ ÇOCUĞU

Kapıları çalan benim
kapıları birer birer.
Gözünüze görünemem
göze görünmez ölüler.

Hiroşima’da öleli
oluyor bir on yıl kadar.
Yedi yaşında bir kızım,
büyümez ölü çocuklar.

Saçlarım tutuştu önce,
gözlerim yandı kavruldu.
Bir avuç kül oluverdim,
külüm havaya savruldu.

Benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok.
Şeker bile yiyemez ki
kâat gibi yanan çocuk.

Çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin
şeker de yiyebilsinler.

               (1956) 

Ülkemizin bazı değer bilmez yöneticilerinin hoyratlığı nedeniyle, vatanına hasret kalarak ve son nefesine kadar; canından çok sevdiği ülkesini anarak aramızdan ayrılan ustayı, saygı ve hasretle anıyoruz.