UMUDU BIÇAKLADILAR! « Mavi Didim Gazetesi

21 Haziran 2021 - 21:59

UMUDU BIÇAKLADILAR!

UMUDU  BIÇAKLADILAR!
Son Güncelleme :

24 Mayıs 2021 - 13:26

132 views

UMUDU  BIÇAKLADILAR!

Hançerlenen umut sırtından alır darbeyi. Bu demektir ki, umudu katledenler en yakında olanlardır. Buradaki hata, yakın saydıklarına sırtını dönmektir(!)

Darbe, verili yapıdaki iç dinamiklerin ön alma mücadelesidir. Bu, dinamiklerin varlığıyla ortaya çıkar. Süreç, mücadelenin sönümlenmesine neden olabileceği gibi, çatışma boyutuna varmasına da neden olabilir. Darbenin kırk çeşit tanımı vardır, hepsi de çıkar çatışmasıyla ilişkilidir. Güçlenmek, daha da güçlenmeyi kaçınılmaz kılar. Güç, her koşulda egemen olmak için ve bu nedenle hep iktidara akar! Bu aynı zamanda, birlikteliklerin bir çatışma potansiyeli taşıdığını gösterir!

Nazım Hikmet’in o evrensel uyarısını unutmuş olmalıyız ki; sonradan hüzünle anımsadık dizelerini:

“onlar ümidin düşmanıdır sevgilim
akar suyun
meyve çağında ağacın
serpilip gelişen hayatın düşmanı “

Umut yeşersin istemiştim bahara sürgün salan yüreklerde. Birliktelikleri, dayanışmayı ve paylaşımı düşlemiştim hep. Sıcacık yüreklere yelken açarken ak aydınlıklarla birlikte ve art niyetsiz! Ama çok iyide olsa, düşlerle yaşam bire bir örtüşmüyor. Ahmet Arif’in gördüklerini yaşadıktan sonra görebildim. Onun dizelerinden oluşan o güzelim tablo bir hüzün yansıtır en vurucu renklerle:

“Dört yanım puşt zulası,

Dost yüzlü

Dost gülücüklü

Cıgaramda yanar.

Alnım öperler,

Suskun, hayın, çıyansı.

Dört yanım puşt zulası,

Dönerim dönerim çıkmaz.”

Bir umudun yeşermesine katkı sunarken, olayların nasıl gelişeceği hakkında hiçbir fikrim yoktu. Çünkü ben iflah olmaz bir iyimserdim.Tek bildiğim ve istediğim, tüm güzelliklere katkı sunmanın yanı sıra, benimle kan bağı olanların onurlu ve mutlu bir yaşam sürdürmelerine de katkı sunmaktı.

Umutların yeşermesine uygun bir iklim yaratırken tek güvencem, bana güvenenlerdi. Bu doğrultuda her şey gönlümüzce gelişebilecekken; çıkarlar olası tüm gelişmeleri çelmeledi!..

Brecht diyor ki;

“Ve seni gördük

Ansızın

Bir gecede dikilivermiş

Petrol kulesi.”

Umudun ensesinde üç tanıdık el (!)..Dudaklarında gülümsemeler babacan.Elleri sıcacık gibi; umudu gırtlaklamazdan evvel!..

Umudun ensesinde üç bencil el!..Üç çıkar sıkıca kenetlenmiş gibi…Üstten aşağıya sıvazlarken çıkarlarını; bakışlarının arkası kesişir art niyetleriyle.Üç el bıçaklarken umutları…

Maskeli çıkarların dışa uzanan elleriydi dost görünümlü sahte gülümsemeler. Tasarladıkları gibi birleşip, körpe umutlara ansızın ve aynı anda ve birlikte saldırdılar.

Demişti ki Fatih Kanunnamesinde; “Her kime kim taht müyesser ola, ol karındaşlarını katl eyleye caizdir”(!) Fatih’in torunlarını aynı eylem içinde görmek pek yadırgatıcı değil…

Çözüldü sıcacık yürekler çaresizliğe.Önce güvenilerek tutunulan dallar kırıldı! Dalları kıran, çıkarına kenetlenen üç eldi!

Gülümsemelerle okşadıkları umutların kafalarını kopardılar bir bir…Onlar ekmeğimize göz koyanlardı, onlar umutlarımıza kıyanlardı…Onlar hoyratça kopardıkları umutlara,umutlananların babaları kadar yakınken!..

Sonra çatırdadı üç elin birlikteliği.Tek el, iki elide yiyecekti ve yedide…ama ilk harcananlarda olduğu gibi, uzlaşmaydı yaşananların adı.Önce amcalar yeğenlerini harcadılar, sonra da birisi ötekileri!..

Başlangıç aynı soydan olanların bir kuşağını kucaklamaya yönelmiş iken, bir aile çöreklendi yaratılan değerlerin üstüne.Bu hoyratlığa bir ad konmamıştı ama, yaşanan düpe düz bir gasptı!..Sonuçta sıradan bir katılımcı ötekileri saf dışı bırakmayı başarmıştı.

Şimdi yitik umutların elleri, umut katilinin yakasından sarkmaktaydı!..

Yaşamın can düşmanıyken ölüm,ölümlerden önce siz geldiniz.Umutları kurban edip çıkarlarınıza, kendinizden başkalarını hiç düşünmediniz!

Uyur yorgun canlar/ Kahpelikler uyumaz/ Yaşamlar akar yoksunluklara/Kırgın çığlıklar duyulmaz!

Ahmet Arif, Adiloş Bebe adlı şiirinin bir yerinde şunları söyler:

Bunlar

Engerekler ve çıyanlardır.

Bunlar,

Aşımıza, ekmeğimize

Göz koyanlardır.

Tanı bunları,

Tanı da büyü…

Bizlerde tanıdık ama, acı bedeller ödedikten sonra…

bursada havlucu
recebe karabük fabrikasında tesviyeci
hasana düşman fakir köylü
hatçe kadına ırgat
süleymana düşman
sana düşman, bana düşman
düşünen insana düşman
vatan ki bu insanların evidir

sevgilim onlar vatana düşman
çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına
-çürüyen diş, dökülen et-
bir daha geri dönmemek üzere yıkılıp gidecekler
ve elbette ki sevgilim elbet
dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya
dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle: işçi tulumuyla
bu güzelim memlekette hürriyet

Devlet; sen, ben ve bizlerden oluşur. Sonuçta bir gönüllü katılım organizasyonu var ortada. Ve sorunlu olan devlet değildir. Karadeniz Bölgesinde, doğasını korumak için direnen teyze; ”Devlet benum!” demişti ve çok haklıydı. Sorunlu olan devlet değil, devletin yönetilme biçimidir! Kim için, kimden yana ve kimlere karşı?!