Tad, Tuz Sorunsalı « Mavi Didim Gazetesi

21 Haziran 2021 - 23:04

Tad, Tuz Sorunsalı

Tad, Tuz Sorunsalı
Son Güncelleme :

02 Şubat 2021 - 6:11

255 views

Tad, Tuz Sorunsalı

Dışarıda fırtına yaygara koparıyor. Gün boyunca da İzmir beşikteki çocuk gibiydi. Gazetelerde yazılanlara bakılırsa; daha da gelecekmiş gerisi ki özellikle Bornova oldukça tehlikeli, dolayısıyla uzmanlara göre halk gökdelenlerden inip, yazlıklarına gitmeli…
İşte bu koşullarda gerçekleşti yılın ikinci ayının yaşamımıza girişi…
Oysa 2020 yılını yitirilmiş, yaşanmamış bir yıl olarak algıladık, ilk kez umutla yeni yılın gelmesini bekledik ama gelen, gideni aratacak sanki… Çünkü depremler dur, durak bilmiyor. Covid 19 insanlarla inatlaşırcasına, sürekli mutasyon geçiriyor ve öldürücü gücünü daha da pekiştiriyor. Yetmezmiş gibi ülkenin egemenleri yurttaşları her geçen gün daha da sıkıştırıyor, beynimiz de, benliğimiz de sanki mengeneye alınmış, ha bire sıkıyorlar burguyu… Ve geleceğe ilişkin kurguyu da bu ülkenin kuruluş ilkelerine 180 derece ters yöne çevirmek için  çabalıyorlar.
Demirel’in söylemiyle “yetmiş cent” bile yok kasada, amma ve lakin illa ki değişmeli Anayasa… Bu konuya ilişkin kıpırdanmalar da başlıyor. Ergimeye uğrayan CHP de kendi iç sorunlarıyla karmakarışık ilişkiler yumağında, bu durumdan birinci derecede hoşnut olan AKBaşkan  neredeyse günde 3 öğün Bay Kemal ve ekibini haşlıyor.
Kimin umurunda ola ki küresel salgın?…
Küresel salgının etkisiyle ekonomi durgun ama yine de birileri boş durmuyor, yapıyor vurgun.
Halkın beyni gelecek kaygısıyla düşünmekten yorgun çünkü iş yok, eş yok, aş yok , aşı yok !… Sonuç olarak halkın tadı yok, tuzu yok. Neredeyse yaşamak için de amacı yok, hevesi yok. Buna karşın TBMM’de koltuk kapanların halkın sorunlarına ilgisi hiç yok.
Gazetelerde yazılanlar, televizyonlardan duyurulanlar; yandaşa göre toz pembe bir peri masalı… Var olabilme savaşımının yanı sıra, ülkenin gerçeklerini halka duyurmak isteyen bir kaç duyarlı gazete ve televizyona göre de ülkede herkes sorunlu, zorluklar içinde, endişeli, tasalı… Kimilerinde cep delik, cepken delik ama kimileri için para dolu kasalı… Ve herkesin üzerinde de bir efendi var ki onun da eli kızgın maşalı…
Yıllarca bu ülkede halkın aydınlanması, kadınların ilerlemesi, çocukların eğitilmesi için ne çabalar gösterdi duyarlı yurttaşlar, öğretmenler, aydınlar… Ne yazık ki tüm emekler  boşa çıktı, artık çok öfkeli o güzel yürekler. Çünkü halk aydınlığı değil, karanlığı seçmekte… Bilgelerin değil, tekke ve tarikatların yolunu seçmekte… Kadınlar ilerleme kavramını yanlış değerlendirmekte; beynini geliştirmek yerine, bedensel keyfinin sefasını sürmekte… Çocuklar bilim, bilgi, bilmek kavramlarından uzak; kerameti kendinden menkul kanaat önderlerinin dogmalarıyla başka bir düzene sürüklenmekte…
Hep korkular yaşatıldı bu ülkenin yurttaşlarına; örneğin “bu kış ülkeye komünizm” gelecek dediler. Gün oldu “İran oluyoruz” diye kıyamet kopardılar. Ülkenin benzetilmediği ” sosyo-ekonomik bakımdan geri ve sosyo-kültürel bağlamda da gerici olan” ülke kalmadı ama bir tek ülke unutuldu. O ülke hiç anılmadı, belki de bize göre çok uzaklarda konuşlandığı için o ülkeye benzeme olasılığından bugüne değin hiç söz edilmedi. Ki o ülke Kuzey Kore…
O ülkenin geçmişine ve günümüzde yaşadığı gerçeklerine bakılırsa; belki de yapılabilecek en doğru benzetme Kuzey Kore gibi olabileceğimize ilişkin bir öngörü olabilirdi. Özellikle de “demokrasi” söylemleriyle iktidar olup da… Daha sonra iktidarını çocuklarına devretmek ve bir hanedan yaratmak için uğraşan ve sonunda istediğini yapan Kuzey Kore’nin kurucu lideri Kim Song’un yaşamı incelenirse… Kim bilir belki de benzeyeceğimiz ülke Kuzey Kore olabilir demek pek de yanılgı sayılmasa gerek…
Ne acıdır ki 33 yıllık istibdat devrinin yaşandığı bir Osmanlı Devleti’nin ardından kurulmuş olan Yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti henüz 100. yılını doldurmadan öncesinde; Devletimiz’in ilke ve erekleri doğrultusunda çağdaş uygarlık yolunda ilerlemek yerine, yıllardır başka ülkelere benzetile, benzetile öylesine karadı ki içimiz, öylesine ki kaçtı tadımız, tuzumuz… Sonrasında Kuzey Kore’nin karanlığında, yalnızlığında kayboluruz diye bile düşünebiliyoruz ne yazık ki…