SİYAHİ AVRUPA « Mavi Didim Gazetesi

22 Haziran 2021 - 08:40

SİYAHİ AVRUPA

SİYAHİ AVRUPA
Son Güncelleme :

25 Aralık 2020 - 15:59

552 views

SİYAHİ AVRUPA

 

Siyah kelimesi Farsçadan Türkçe’ye alınmıştır. Beyaz rengin karşıtıdır, doğru anlaşılır ve doğru kullanılırsa siyah beyaz birbirini tamamlar. Işık yokluğundan, ya da cismin bütün ışınları emmesinden dolayı çok karanlık görünür.

Biyologlar akıllı canlı insanda tek bir ırk vardır, o da insan ırkı, diyorlar. Cildin çeşitli renkleri, her renginde nüansları var.

Yalnız Almanya’da değil, tüm Avrupa’da cildi koyu olanlara nereden geldikleri sorulur. Çoğunun Ataları Afrika’dan köle ticareti amacıyla veya savaşlarda askerlik için getirilmiştir.

Bir insanın cilt rengi, buğday renginden itibaren Avrupa’da dışlanır. Avrupalı olan mavi yeşil gözlü sarışın insanlar üstün görülür.

Koyu rengi olanlar görülmez şekilde yaşarlarsa, hiçbir sorun yoktur. Tıpkı altmış yıllarında Türkiye’den gelen konuk işçiler gibi. Kendilerine ne verilirse razı olan, hayır kelimesini kullanmayan nesil sorun yaratmıyordu.

Türkiye’de kazıklanmaya uğrayan, miras payı yerine, vefat edenlerin borcunu ödeyen bir nesil. Döviz getiriyorlar ya, başka bir ihsan istenmezdi.

Çocukları ve torunları yaşadığı Avrupa ülkelerin vatandaşlığını hak edince, çoğunluk toplumda görülen işlerde çalışmak isteyince durum değişti. Eşit muamele görme istemleri sorun yaratmaya başladı.

Jonny Pitts Londra-Sheffield’da bir işçi ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Kendi deneyimlerinden yola çıkarak tüm Avrupa ülkelerine seyahat ederek bir kitap yazıyor. Yazar, fotoğrafçı ve televizyonda moderatörlük yapıyor.

Okuduğum bu kitabı yazmak için on yıl para biriktiriyor. Altı ay süren seyahatinde Afrika kökenli insanlarla konuşuyor. Yaşamlarını gözlemlerini yazıya döküyor.

Amerika’da siyah koyu renkli insanların başlattığı mücadele güncel olduğu ve kitap çok güzel yazıldığı için birçok dile çevrildi.

Karşılaştığı her ülkede en zor işlerde çalışıyorlar. En fazla işsiz sayısı bunların arasında. Her şehirde fakir halkın oturduğu mahallelerde oturuyorlar, Moskova, Berlin, Brüksel, Paris fark etmiyor.

Çok iyi, yüksek tahsil yapanlar da kalitelerinden daha aşağı işlerde çalışıyorlar. Bulundukları işçi sınıfından çıkıp, yükselme şansı hemen hemen yok gibi.

Tanınmış Afrika kökenli Avrupalı yazar ve diğer sanatçıların biyografisi oldukça ilginç. Üç nesil Dumas, Puschkin işçi köle sınıfından kolay çıkmamış.

Leo Tolstoi’in atası İbrahim, yedi yaşında Afrika’da bir kralın oğlu olduğu halde, yurdundan koparılmış. Osmanlı sarayından zamanın Rusya elçisi satın alarak Rus çarına hediye etmiş.

Böyle dramları okuyunca bugünkü dışlanma, hor görmenin tarihe dayandığını anlıyor okur. Tarih geçmiyor, değişerek güncel oluyor.

Küresel salgın Korona deneyiminde sayılar çok önem kazandı. Beyazların çoğunlukta yaşadığı kıtalarda dışlanan, hor görülen küçümsenen insanlar birlikte hareket etseler, çoğunluk toplumun, aslında gücü elinde tutan azınlık olduğu görülüyor.

Avrupa’da bir gelişme görülüyor. Modada ve bilhassa medyada artık yalnız beyazlar yer almıyor. Dışlanan halk gruplarının sokak gösterileri ve sosyal medya sayesinde birbirlerinden haberdar oldular.

Johny Pitts de benim gibi umutlu. Avrupa’da böyle gelmiş böyle gitmez, diyenler oldukça çoğalıyor. İçlerinde iyi yerlere gelmiş, yüksek tahsil yapmış düşünürler, sessizlerin sesi olmaya devam edecek.

Beyaz Avrupa’da nüfus oldukça yaşlı. Bu nedenle genç nesillere ihtiyaç var. Değişmek zorunda, artık görülmez olmaktan bıktık, diyorlar. İkinci üçüncü sınıf olmak istemiyorlar renkli göçmenlerin çocuk ve torunları. Zira onlar göçmemiş, Avrupa’da doğan nesil eşit hak ve paylaşıma layık insanlar.

Yıllardır görülmez siyahi dünyayı görülür hale getiren bu kitap Türkçe’ye de mutlaka çevrilmeli.

Afrika’ya bakış değişmeli. Görsel medyada sanki kıtada yalnız maymun, zürafa gibi hayvanat bahçelerindeki hayvanların yaşadığı bir kıta gibi gösterilmemeli.

Köle ve sömürgecilikten önceki tarih ve sanat eserleri değerlenmeli. İnsanların yaşadığı da bir kıta olduğu gösterilmelidir.

Amerika’da ve Avrupa’da sokak ve cadde adları değişiyor. Köle ticaretiyle zengin olan beyazların adları, tanınmış Afrika kökenli yazar ve sanatçılarını adlarıyla değiştiriliyor.

Bu fırsatı değerlendirerek, Mustafa Kemal Atatürk’ün adını da tüm demokrasi için çaba gösteren Türk dernekleri birleşerek teklif etmelerinin tam zamanı, diyorum.

Kıtaların tarihini okumada geç kaldık. Küresel para sınır tanımıyor. Ama insanlar arasına görülen ve görülmeyen duvarlar örülüyor.

Yazar Avrupa gezisini Portekiz Cebeli Tarık’ta sona erdiriyor. Boğazın öteki yakasında hava sisli olduğundan dolayı Afrika’yı iyi göremiyor. Yüreğiyle gördüğü kadar fotoğrafını siyah beyaz çekiyor. Fotoğrafları hüzün veriyor. Oradan doğduğu yaşadığı ülke İngiltere’ye aldığı notlarla dönüyor. Bu kitabıyla yaşlı kıtayı adeta daldıkları uykudan uyandırıyor İngilizceden çeviren Helmut Dierlamm.

İnsan olmak sanatı, sanatların en zoru. İnsan olabilen çoğaldıkça, küremizde dini, cilt rengi ne olursa olsun, tüm insanlara eşit muamele, eşit paylaşım gerçek olacaktır.

 

Hoşça kalın!