ŞİDDET TIRMANIYOR « Mavi Didim Gazetesi

22 Haziran 2021 - 07:54

ŞİDDET TIRMANIYOR

ŞİDDET TIRMANIYOR
Son Güncelleme :

11 Mart 2021 - 14:34

430 views

ŞİDDET TIRMANIYOR.

Şiddet genelde elde etmek ve elde tutmak için uygulanır. Elde edilecek değer maddi veya manevi olabilir. Şiddet uygulayan kişi tek alanda yoğunlaşmak durumundadır. Bu da kişi veya kişilerin tüm potansiyellerini üreten değil, tüketen alanlara yatırmaları anlamına gelir. Yani şiddet genel olarak (tüm varlıklar yararına) pozitif ürün üretmez. Hemen hemen her koşulda şiddetin ürünü negatiftir!

Şiddet objelere negatif güç iletimidir. Objeye uygulanan güç doğala aykırı olarak gerçekleştirilir. Şiddet belirli zaman ve mekânda tek tek objelerle sınırlıdır. Sınır aşımı insan hakları ile ilgili pozitif gelişmelerle ilintilidir. Bu gelişimin arkasında yasal ve kurumsal destekler olmazsa geçerliliği ve etkinliği tartışmalı hale gelir.

 Şiddet fiziki, terör ise psikolojik şiddet algılamasıdır. Şiddetin olması veya olabilecek olması, yani olasılığı terörün etkisini sürekli hale getirir. Ailede, hapishanede, okulda veya karakolda bir bireyin şiddete maruz kalması, ötekileri etkileyen bir atmosfer yaratır! Olaya sınıfsal olarak bakıldığında, bu egemenin itaate çağrısıdır (!)

Şiddet terörün yayın organıdır. Onu ötekilere ve uygulandığı noktanın ötelerine iletir. Hiç kuşkusuz burada çok farklı amaçlar güdülmüş olabilir. Şiddet terör ortamı yaratmayı amaçlayan bir stratejidir.

Şiddet terörün yayın organıdır. Onu ötekilere ve uygulandığı noktanın ötelerine iletir. Hiç kuşkusuz burada çok farklı amaçlar güdülmüş olabilir. Şiddet terör ortamı yaratmayı amaçlayan bir stratejidir. Öncelikle kişileri veya kitleleri korkutarak sindirmeyi amaçlar.

Şiddet ve terör farklı amaçlarla ve farklı yöntemlerle uygulanır. Örneğin bir bireyin işten atılması şiddetin farklı bir biçimde ve farklı boyutta uygulanmasıdır. İşten atılan için uygulanan şiddet çalışanları tehdit ettiğinde teröre dönüşür. İşsizlik yoksulluk ve yoksunluk çağrıştırır. Gandi bu gerçeği şöyle vurgular: “Yoksulluk şiddetin en kötü biçimidir!”

 Muhatap için uygulanan şiddet, ötekiler içinde terör olarak adlandırıldığında; şiddetin doğrudan ve dolaylı uygulanışına tanık oluruz. Bu uygulamalar farklı alanlarda, farklı biçimlere bürünse de şiddetin özü değişmez. Bu değişmez öz sınıfsaldır, çıkarların sürekliliğini güvenceye almayı amaçlar!

Örneğin; seçme ve seçilme hakkının önüne konan engeller fiili bir şiddeti yansıtırken; seçmenlerin istediklerini seçmekten yoksun bırakılmaları, kılıfına uydurulmuş ve yasal görünümlü bir terör eylemidir. Seçmen iradesini yok sayan yaklaşım(kayyum atamaları)

 aynı anda şiddeti ve terörü bünyesinde barındırır.

Doğada normalden fazla enerjinin tüketilmesi veya ‘açığa çıkması’ şiddete neden olur .Burada ‘açığa çıkma’ vurgusu özellikle yapıldı. Çünkü doğada doğal olan bir şiddet var! Doğadaki şiddet değişim ve dönüşümlere neden olur. Bu değişim ve dönüşümler zincirleme etki yaratırlar. Kütlelerin itkisiyle yığışan güç birikimi açığa çıktığında deprem meydana gelir. Deprem fiili bir şiddet, deprem olasılığı ise doğanın terörü olarak ifade edilebilir. Sel veya ısı değişimleri ile oluşan fırtınalar, aşırı ve kontrolsüz bir güç varlığını gösterir. Doğadaki doğal şiddet bilim, bilinç ve teknikle asgariye indirilebilir.

 Şiddetle terör öncül ve ardıl olarak ulaşılmak istenene giden yolu kısaltır ve dengesiz dengenin sürmesine hizmet eder.

Egemenler her zaman şiddetin önünde, arkasında veya üstünde yer alırken; egemenliklerini besleyen ayrıcalıklı konumlarını güvenceye almış olurlar. Bu doğrultuda kullanılan yasal şiddeti de meşru olarak gösterir, dahası belletirler(!) Yasal kılıfa büründürülen şiddet eldiven içindeki demir yumruk olarak emeği ile geçinenlerin kafasına iner.

Şiddet, doğrudan veya dolaylı yollarla baskı temelli güç uygulanmasıdır. Bu uygulamalar sonucunda; kişiler, gruplar veya farklı topluluklar zarar görür. Şiddetin her türünde baskı ortak unsurdur. Onur EREM konuya ilişkin makalesinde bu gerçeğin altını şöyle çiziyor:

“Şiddet alanında çalışan akademisyenler, şiddeti üç sınıfta değerlendiriyor:

1- Doğrudan şiddet: Başkasına kasten zarar verme.
2- Yapısal şiddet: Toplumsal adaletsizlikler sonucunda insanlara zarar verilmesi.
3- Kültürel şiddet: Ulusal marşlar, söylenceler, şarkılar, öyküler, din, gelenekler, şarkılar kullanılan dil ve terimler ile doğrudan şiddeti ve yapısal şiddeti meşru kılan mekanizma.”

  • (Previous
  • Next

    ONUR EREM – @onurerem)

    Üçüncü maddede sayılan “Kültürel şiddet”  birinci ve ikinci başlık altında vurgulanan; doğrudan şiddeti ve yapısal şiddeti meşru kılan mekanizmalardır.

    Şiddet, amaca ulaşmak için başvurulan; istenmeyen ve demokratik olmayan bir araçtır. Burada şu soruyu yanıtlamak gerek; ulaşılmak istenen amaç ne olabilir? Bu soruya yanıtları, maddeler halinde şöyle sıralayabiliriz: 1-Sahip olmak, 2-Engel olmak, 3-Muhalefeti etkisizleştirmek, 4-Gerçeklerin ortaya çıkmasını engellemek, 5-Zorla kabul ettirmek, 6-Muhalefet kesiminde yer alanları tarafsızlaştırmak, 7-Muhalif yığınları taraftara dönüştürmek, 8- Terör aracılığıyla, kitlelere mesaj vermek, 9- Her şeye karşın iktidarını sürdürmek.

    Bu koşullarda, özellikle muhalif olan kitleler, kendi doğrularını tüm vatandaşlarla paylaşmalıdırlar. Bunun için yasal sınırlar içinde yapmaları gerekenleri; korkmadan, kaçınmadan ve sakınmadan dillendirmelidirler. En büyük güç, birlikteliklerden geçmektedir! Bu birliktelikler; şiddet uygulayanlarla kitleleri ayrıştırarak, onların yapay kitle bağlarını koparırlar. Kitle tabanı olmayan şiddet ayakta duramaz!