Osmanlı-cı-lık « Mavi Didim Gazetesi

23 Haziran 2021 - 03:09

Osmanlı-cı-lık

Osmanlı-cı-lık
Son Güncelleme :

18 Şubat 2021 - 7:56

302 views

Osmanlı-cı-lık

Osmanlı’da iğneden, ipliğe ne varsa; yabanın üretimiydi, ülke yabanın açık pazarı olmuştu.
Osmanlı’daki YOKLUK’dan, YOKSUL bir başlangıç yaptı; 29 Ekim 1923 doğumlu Türkiye Cumhuriyeti Devleti…
Ama tez günde; iğneden-ipliğe, otomobilden-lastiğe, uçaktan-makinaya üretti CUMHURİYET; ülkenin, ulusun gereksinimleri karşılandı.
Dünya’da ekonomik kriz yaşanırken 1930 yılında; Yeni Türkiye Cumhuriyeti ülkesine, ulusuna kriz yaşatmadığı için alkışlandı. Üstelik de tarımsal üretime dayalı ekonomik yapısıyla bu zorlu dönemi atlatırken, bir de Osmanlı’dan kalan borçları ödedi.
Ve bugün?…
Cumhuriyet döneminin yatırımlarından, kuruluşlarından, fabrikalarından ne kaldı geriye?…
Örneğin; iğne ve çengelli iğne üretmekte olan Atlı Zincir ve İğne Makina Sanayi A.Ş. rastladınız mı izine, acaba nerede?… Ona ne oldu ki Çin Malı toplu, dikiş ve çengelli iğneler pazarımızı geçirdiler ele ?…
Bizler; Cumhuriyet’in ilk yıllarında kurulan fabrikalar kapatıldıkça ya da teker, teker yabana satıldıkça NEDEN diye sorup, tükettikçe nefes…
Birilerinde de bir heves, bir heves… Osmanlı’yı dirilteceklermiş.
Öyle ki fesli ve de beyinleri kafesli bir topluluk; 17 Şubat 2021 günü gelmişler biraraya, “şehzade”  ilan ettikleri “İkinci Abdülhamit’in 4. kuşak torunu” Abdülhamit Kayıhan Osmanoğlu ile bir ortaoyunu sergilemişler Sultanahmet Meydanı’nda…
Bu oyuncuları gördükçe ara, sıra kamusal alanda…
Osmanlı özlemleri sonucu, bu ülkenin koşullarını da benzetebilmek için Osmanlı dönemine; belki de ondandır gösterilen bunca çaba yeniden YOKLUK  içinde bırakmak için ülkeyi… Belki de bundandır; bu ülkenin kuruluşlarının, yatırımlarının, birikimlerinin, fabrikalarının, markalarının yabanın eline geçişi diye düşünmekteyiz biz de…
Demek ki “şehzade” efendilerine; aldıkları koşullarda teslim etmek istiyorlar bu toprakları… ki Türk sandığımız, Türkün sandığımız markalar; ne acıdır ki artık bize yabancılar.
Örneklersek…
Beymen ve Banvit; Katarlı’nın…
Yargıcı ve Cevahir AVM; Kuveytli’nin…
İçim Süt, Dost Süt, Hayat Su, Sırma, Erikli; Fransız’ın…
Kola Turka, Çamlıca, Saka Su, Kemal Kükrer; Japon’un…
Doğadan, Of Çay, Kent Gıda, Komili, Hacı Şakir, Gitti Gidiyor; Amerikalı’nın…
Yeni Rakı; İngiliz’in…
Filiz Makarna; İtalyan’ın…
Trendyol; Çinli’nin…
Mutlu Akü; Güney Afrikalı’nın…
Hobi Şampuan; Hintli’nin…
Can Bebe; Belçikalı’nın…
Demirdöküm; Alman’ın…
Baymak ve Petrol Ofisi; Hollandalı’nın…
Ve daha bildiğimiz, bilmediğimiz daha  nice marka…
Türkün bildiğimiz ne varsa; yatırım, fabrika ve de toprak, arsa… Hep yabanın ne yazık ki…
Ne diyelim ?… Yerli ve Milli olmanın anlamı buymuş demek ki…
Bakalım bu gidişle halk olarak bizlerin mabadına; hangi devletin damgası vurulur ?…
Şu “şehzade” özentisine gelince…
Be hey şeker çocuk; “biz Devletimiz’i kimselere bırakmayız da” ola ki bir saltanat koltuğu olsa, onca hevesli varken, o koltuğa seni kim oturtur?…
Aman sen kendine mukayyet ol da… Ne varsa, yabana satmaya meraklılar, “satılık şehzade” var diye sana da bir etiket vurur…