Neyin Kavgasıdır Bu?… « Mavi Didim Gazetesi

17 Haziran 2021 - 19:53

Neyin Kavgasıdır Bu?…

Neyin Kavgasıdır Bu?…
Son Güncelleme :

03 Şubat 2021 - 6:03

340 views

Neyin Kavgasıdır Bu?…

Geçmişte ki o geçmiş 12 Eylül 1980 öncesinde kaldı. Üniversiteler “özerklik” kavramıyla birlikte anılır, bilimsel özerklik ve yönetimsel özerklik “evrensel kent” anlamına gelen bu bilim yuvalarının olmazsa, olmaz koşulu sayılırdı. Rektör olmak için aday olanlar ya da aday gösterilenler; öğretim görevlilerince oylanır, demokratik bir seçim yapılır, üniversitenin en tepesindeki görevli belirlenirdi. YÖK ile birlikte; üniversiteler çağdaş bilim kurumları olmaktan çıkarılıp “yüksek liseler”e dönüştürüldükçe, ne özerklikleri kaldı, ne de bilimsel özgürlükleri… Neredeyse ilk ve orta öğretim kurumlarına verilen “müfredat programları” üniversitelere de verilecek. Bilim yapmak için üniversitelerde kadro alanlar, neredeyse ilim yayma cemaatlerinin buyrukları ile söz söyleyecek…
Daha dünlere kadar bilimden, aydınlanmadan, çağdaşlıktan yana eğitim veren kurumlar, bu gidişle “medrese” olarak biçimlendirilecek.
Ve…
Ergenekon Terör Örgütü suçlamalarının, yaftalamalarının ardından da üniversitelere rektör olmak; seçimle değil, atamayla gerçekleştirilecek diye karar alındığından beri…
Atamalar gerçekleştiriliyor da…
En son Boğaziçi Üniversitesi’ne yapılan atamayla  yer yerinden oynuyor bilindiği gibi… Öğretim görevlilerinin ve öğrencilerin bu atamaya karşı çıkması nedeniyle 2021 yılının Ocak ayı boyunca  Boğaziçi Üniversitesi’nin bahçesinde eylemler sürüyor. Belki de 12 Eylül 1980 sonrasından bugüne, ilk kez böylesi bir üniversite eylemi/tepkisi/başkaldırısı sergileniyor. Polis ve öğrenciler arasında çatışmalar oluyor.
Her ne kadar 12 Eylül öncesinin öğrenci-toplum polisi (ki frukolar denirdi onlara) çatışmaları gibi olmasa da yerlerde sürüklenen, coplanan, tutuklanan öğrenciler var. Bir de araştırma görevlisi ünvanıyla sözleşmeli olarak görev yapanların da işten atıldıklarına ilişkin duyumlar var “rektör ataması” karşısında gösterilen “rektörlük binasına sırt dönme” eylemleri nedeniyle…
Ve arada provokatörler/kışkırtıcılar ve eylemleri amacından saptırıp sergilenen demokratik söylem ve eylemlere çomak sokmak isteyenler de var. Ve bir de her toplumsal olayda, gösteride, hak arama girişimlerinde ortaya çıkan şu Üçüncü Cins temsilcileri var.
Bir başka deyişle eşcinseller, LGBT’liler var.
Son derece açık, dümdüz, net bir soruyla; acaba onların orada ne işi var?…
Kimilerinin tanımladığı gibi “kayyum rektör” ataması; acaba onları ne kadar bağlar, ilgilendirir?… Onların konuyla bağı, bağlantısı, ilgisi, yakınlığı nedir?…
Yoksa Boğaziçi Üniversitesi; bilim kurumu değil de, toplumsal cinsiyetlerin, kimliklerin tescil ve tanınma kurumu mudur?…
Anlamıyorum; neden her toplumsal olayda, hak aramak için yapılan gösterilerde, birileri sokaklara, alanlara çıktığında, toplumsal yaşama yalnızca “eşcinsel kimlikleriyle katılan”  ve varlıklarını yalnızca cinsel kimlikleriyle tanımlayan bu ebemkuşağı çocukları da orada… Neden?…
Neden sürekli kendilerini toplumun gözüne, gözüne sokma çabasındalar ?… Ve bu gözüne, gözüne sokma girişimleri bağlamında; gündemde olan bir sorunun özüne zarar verdikleri gerçeğini hiç görmüyorlar mı acaba ya da birileri “harekete zarar veriyorsunuz” diye onları uyarma gereğini duymuyor mu?…
Alkış tutmam onlara ama  “rigit” bir homofobik de değilim. Kimin ne hali varsa; yaşasın dört duvarının arasında!…
Bununla birlikte aklı belden aşağıya çalışanların ne işi var bir bilim kurumunun, bilimsel içerikli hak arayışında?…
Ne işi var onların bilim, bilgi, bilim insanı içerikli bir tartışma, eylem koyma, gösteri yapma olaylarının arasında LGBT paçavralarıyla ?…
Ne ilginç bir ülkeyiz?…
İnsan Hakları söz konusu olduğunda, herkesten önce PKK’lıların sesinin yükseldiği ve bu ülkede haksızlığa uğrayanlar yalnızca PKK’lılar ve sempatizanlarıymış gibi, bir de LGBT’liler…
Boğaziçi Üniversitesi’nin yönetim yapılanmasında tepkilere neden olan /istenmeyen bir atama nedeniyle eylem yapanlarla, LGBT’lilerin ne bağı, ne bağlantısı olabilir ki?…
Üstelik “Demirtaş’ın tutukluğunu eleştiren” CHP’lilerin, HADEPPK’lı oldukları eleştirilerini yapanların, Boğaziçi Üniversitelileri’ni de LGBT’lilerle özdeş sayıp, demokratik hak arayışlarını LGBT’liler üzerinden “amiyane deyişle” sulandırabilecekleri olasılığını düşünmez mi hiç birileri ?…
Bu ülkede kavramlar, kimlikler, konular nasıl da karıştırılıyor, dolayısıyla tüm eylem ve söylemler boşa çıkıyor ne yazık ki…