Ne Yazık ki… « Mavi Didim Gazetesi

23 Haziran 2021 - 01:58

Ne Yazık ki…

Ne Yazık ki…
Son Güncelleme :

16 Şubat 2021 - 6:49

259 views

Ne Yazık ki…

PKK elinde tutsak iken yıllardır 13 Türk yurttaşı…
Birileri dedi ki bize:
-Aaa AY’a bak !…
Ama biz önce dönüp de düne bakalım; 27 Haziran 2006 gününe…
Anılan günde, Kanal D Anahaber’de Mehmet Ali Birant duyuruyor:
Filistinliler; 20 yaşındaki İsrailli er Şalit’i kaçırmışlar. İsrail Dışişleri Bakanı, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’den arabulucu olmasını “rica” ediyor. Gül de Filistinliler’i arıyor, sorunun barışçıl bir yolla çözümlenmesi için…
Ve Dünya Kamuoyu bekliyor; ne olacak diye…
Bense bekliyorum; ne İsa’ya, ne Musa’ya (ki ne Doğu’ya, ne de Batı’ya) yaranamayan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin itibarının/saygınlığının kalıp, kalmadığını ya da sözünün dinlenip/dinlenmeyeceğini görmek için…
Batı’ya yaranmak için neredeyse bağımsızlığından, en önemlisi de Lozan Barış Antlaşması’nın kazanımlarından vazgeçercesine verilen ödünler…
Ve “iktidara gelmelerine katkıları olduğu” sürekli ileri sürülen şu entarili  Araplar’a yaranmak için LAİKLİK İlkesi’nden verilen  ödünler…
İşte  o günlerde (dönemin Başbakanı) RTE’nin; ülkemizin uluslararası saygınlığının, sözünün dinlenebilirliğinin sınanacağı bir olay yaşanıyor. Ve kimileri soruyor:
– Hamas’ı ülkemize çağırarak; ona “meşruluk” kazandırma girişimiyle olmuyor, sözünü dinletebiliyor musun, arabuluculuk girişimine değer veriliyor mu?…
Böylesi soruları düşündüğümüz, ama dışa vuramayıp; sayfalara notlar düşürdüğümüz 2006 yılı…
Ve o günlerden bugünlere; PKK’nın kaçırdığı, tutsak aldığı nice Mehmetçik, nice yurdumuzun askeri, polisi, memuru…
Ama onların kurtarılması için ne yapılmış, neler yaşanmış, Hükümet düzeyinde kimlerden yardım istenmiş ya da alınmış?…
Bizim Hükümetler, İsrail Hükümetleri kadar duyarlı ve kararlı olabilmiş mi ?…
Bunları bilmiyoruz; nasıl ki 13 yurttaşımızın 2015’den beri PKK’nın  elinde tutsak olduğunu bilmediğimiz gibi… Çünkü ilgimizi başka yönlere çekmek, gözlerimize başka resimler göstermek için “haber alma hakkımız, öğrenme hakkımız, gerçekleri bilme hakkımız” engelleniyor.  Ey Türk halkı; ince işlere, önemli konulara, uluslararası sorunlara yormayın beyninizi dercesine engelleniyor.
İşte 14 Şubat 2021 günü şehitlik duyumlarını aldığımız 13 asker, polis, memur görevli… Ki onlar meğer PKK tarafından kaçırılan; 2015 yılından beri ellerinde tutsakmış.  Onca geçen süre içinde ne yapılmış?…
CHP’li Veli Ağbaba’nın; KRT aracılığıyla açıkladığına göre hemen, hemen hiç bir şey yapılmamış. CHP’lı Ağbaba ve yine CHP’li Murat Bakan girişimlerde bulunmuşlar ama karar vericiler gerekli girişimlerde bulunmamışlar. Ağbaba diyor ki bu şehitlerin kanları var ellerinizde… Ve bu 13 yurttaşımızın ne yazık ki hiç ama hiç kimse yoktu yanlarında; can verirken PKK kurşunlarıyla, Tanrı’dan başka kimseleri yoktu yanlarında…
Oysa yıllar öncesinde er Şalit’i kurtarmak için çabalayanlar vardı.
Amerikan askerleri evlerine sağ, sağlim dönsünler diye dua edenler vardı.
Ama 13 yurttaşımız için yalnızca “kurtaramadık” diye açıklama yapanlar var ne yazık ki…
Nedir bu böyle?…
Bir beceriksizlik; her alanda, girişimde, her ilişkide… Sanki Kozmik Oda’ya girildiğinden beri işler hiç yolunda gitmiyor gibi…
Üstelik bunca şehidin acısıyla her bir yürek yangın yeriyken; yine de gündemde ilk sırada Anayasa tartışmaları…
Önce “kuruluş” Anayasası dediler.
Neyi yıktınız ki yeniden kuruyorsunuz diye sordular.
Sözüm ona geri adım attılar, ama bu kez de kaş yaparken, göz çıkardılar; yanlış anlaşıldık açıklaması eşliğinde “diriliş” Anayasası diyecek oldular. Neyi öldürdünüz de diriltmeye kalkışıyorsunuz sorusuyla karşılaştılar.
Ve bir de “muassır medeniyet seviyesinin üstüne çıkmak” üzerine ağızlardan döküldü sözler…
Ah, ah; ne demeli bu sözlere?…
Sen önce muassır medeniyeti yakala, sonra muassır medeniyetler seviyesine çıkma lafazanlığı yaparsın; Ak Anayasa düşleri kurmadan önce…
İşte durumlar böyle…
Yurdumun çocukları; er, polis, memur can verirken PKK’nın elinde, birileri illa ki Anayasa’yı değiştirme derdinde…
Ne yazık ki koyun can derdinde, kasap et… Şehitlerimiz var; olabilir mi acılı yüreklerde bundan daha büyük bir felaket ?…