Meyve Veren Ağaçlar - Mavi Didim GazetesiMavi Didim Gazetesi

25 Şubat 2021 - 16:53

Meyve Veren Ağaçlar

Meyve Veren Ağaçlar
Son Güncelleme :

23 Şubat 2021 - 6:58

114 views

Meyve Veren Ağaçlar

Bizden öncekiler derlerdi ki MEYVE VEREN AĞAÇ TAŞLANIR.
Kuşkusuz bu söylemin başarılı insanlara, kıskanç gözlerin, dillerin uzandığına ilişkin bir gönderme olduğunu bizler de bilirdik ama gerçek anlamda hangimizin  çocukluğu meyve veren ağaçlara taş atmakla geçmedi ki?…
Geçmiş o güzel günlerde meyve ağaçlarıyla dolu bahçelerde koşup, oynarken; dallardaki meyveleri koparmaya yetmezse boyumuz, yerden taş alıp atardık meyvenin bulunduğu dala ve meyvede bir kaç taş atımından sonra düşerdi kucağımıza…
Oysa bugün “meyve veren ağaçları taşlamak” şöyle dursun, ağaçlar kökten sökülüp, topraklar betonlaştırılırken; çocukların ne koşup oynayacağı bahçeler, ne de dallarındaki meyveleri taşlayacakları ağaçlar kalmadı.
Çocukluk anılarımıza dalarken bizler, ey günümüzün çocuğu sizler; gün gelecek belki de türlü, çeşitli meyvenin ne adını, ne de tadını bilemeden geçip gideceksiniz Dünya adlı bu gezegenden…
İşte bu geleceğin yaklaştığını gördükçe; yazıyoruz biz de tarım topraklarımız için, meyve bahçelerimiz için, tarımsal üretim ve ülkemizin kalkınması için,  ulusumuzun karnı tok, sırtı pek olması için…
Ama yazdıklarımızı okuyan, okuyup da anlayan, anlasa da doyumsuz kazanma hırslarından, dolayısıyla yapılan yanlışlardan geri dönen kim ?…
Sen, ben, bizim oğlan söylemindeki gibi yalnızca duyarlı doğa dostları, yurtseverler ve ülkesinin, ulusunun geleceği için  yüreği çarpanlar… Bir başka deyişle; kendimiz yazıyoruz/söylüyoruz ve kendimiz okuyoruz/dinliyoruz birbirimizi… Ülkenin çoğunlukta kalan diğer gerisi mi ?…
Ne yazık ki esiyor ülkemizde vurdumduymazlık ve aymazlık kasırgası…
Buna karşın yine de yazmaktan usanmıyor ellerimiz, düşünmekten yüksünmüyor beynimiz, umut dolu yeni sözler söylemekten çekinmiyor dillerimiz…
Ve yazıyoruz sürekli belki her yeni günle birlikte, başka birileri yapılan yanlışların ayırdına varır. Zararın neresinden dönülürse kardır diyerek; yeniden Aşık Veysel’in yarı, yavuklusu şu kara toprağa sarılır, tohum eker, ağaç diker. Gelecek kuşaklara da insanca yaşamalarına katkı sağlamak için doğal kaynakları bırakır.
Ve diyoruz ki sürekli…
Türk ve Dünya Siyasal Tarihi iyi bilinmezse eğer; bugün yaşanan bunca olumsuzluk “neden” diye sormakla ve şaşırıp kalmakla ve de başa gelenlere “lanet” yağdırmakla geçer yaşamlar…
Uzak görüşsüz, günü kurtarma derdinde herkes…
Ve kolaycı, kurnaz, köşe dönücü dolu bu ülke ve ülke siyasetini belirleyenler de böylesi bir “ümmet”in seçtikleri olunca…
Onlar için sanki dün ve yarın yok. Önemli olan yalnızca bugün, dolayısıyla bugünün kazancı için ülkenin saygınlığını da, varlıklarını da, değerlerini de  düşüncesizce satanlar da pek çok…
Kadın-erkek ayrımı yapmaksızın; her beyni olana verilmiştir akıl. Kimin hayradır eylemleri, kimilerininki ise yabanın ayakları altında moloz, kum, çakıl…
Üstelik vasatın egemenliğinde engelleniyorsa düşünen her beyin; yalnız, güçsüz, desteksiz bırakıldıkça tek başına, umarsızlar ne eyler ?…
Anayasamız’a göre öncelikle tarım topraklarımızın korunması gerekirken…
Buna karşın yasa tanımaz hayasızlar; ülkenin her yöresinde kol gezerken…
Kimileri başta Kazdağları olmak üzere; şehit kanlarıyla sulanmış topraklarımızın altında “altın” arasınlar diye yedi düvele izin verirken…
Tarım toprakları; yapılaşma uğruna talan edilirken…
Su üretim çiftlikleriyle denizlerimiz kirletilirken…
Bebelerin ağaç dallarından meyve yemekten yoksun bırakılırken…
Sen hep susacak mısın be Anadolu Çocuğu ?…
%d blogcu bunu beğendi: