Masallar, Renkler ve Kadınlar « Mavi Didim Gazetesi

22 Haziran 2021 - 07:26

Masallar, Renkler ve Kadınlar

Masallar, Renkler ve Kadınlar
Son Güncelleme :

05 Mart 2021 - 7:28

352 views

Masallar, Renkler ve Kadınlar

Mitolojideki kıskanç tanrıçalar; masallardaki cadılara, gerçek yaşamda da kaynanalara dönüştürülmüş yüzyıllar boyunca…
Kadın; gençken peri, yaşlandıkça cadı sayılmış ve böylece düşmanlık tohumları atılmış genç ve yaşlı kadınların arasına… Oysa var olsaydı kadınlar arasında bir parçacık dayanışma; ne kadınlar dövülür, ne de öldürülürdü, kadınların yetiştirdiği ve kadınlara saygı duymasını öğrenerek büyüyen erkeklerce… Bir de analar; kız-erkek ayrımı yapmaksızın, her iki cinse de eşdeğer vererek çocuklarını yetiştirmeyi becerebilse…
Masallar anlatılır kızlara; masum, melek gibi olsunlar diye öğütler verilir, masallar aracılığıyla… Zavallı kontesler, baronesler, ladyler, prensesler; süslü giysilerle, çiçekli bahçelerde gezerler ve sessizce prenslerini beklerler. Ola ki akıllı, ola ki soru soran, sorgulayan, ola ki konuşup, tartışan biri olursa kız; ilk önce o masaldan atılır, gökten düşen üç elmadan pay alamadan…
Gerçek yaşamda da böylesi kadınlar değil midir toplumdan dışlanan ?….
Masallar aracılığıyla öğretilir cici kızlara; narin bedenlerini, giysilerini, mücevherlerini zarafetle “teşhir” etmeleri… Ama beyinlerini, ama akıllarını teşhir etmeleri istenmez hiç bir an….
O cici kızlara; renkler, rengarenk yaşam, yaşadığımız gezegen ve düşlerimizi süsleyen evren öğretilmez. Onlara yalnızca iki renk arasında yaşamak öğretilir ki o renkler siyah ve beyazdır. Çünkü evliliğin rengi de siyah ve beyazdır.
Evlenirken gelin beyaz giyer; çağrıştırırcasına kefeni, çünkü beyaz gelinliğinle girdiğin evden, ancak beyaz kefeninle çıkabilirsin diye öğretir kızlara sevgili anneleri…
Erkek siyah giyer; yetkenin, egemenliğin, gücün, baskının ve son aşamada celladın rengini simgeleyen siyahı giyer. Çünkü siyah; kadının ölümcül yazgısına bir gönderme gibidir.
Ve böylece sıkışıp kalır kadınlar; bu iki renk arasında, neredeyse İnsanlık Tarihi boyunca…
Bu nedenle her yıl 8 Mart günlerinde “gökyüzünün yarısı bizimdir” ya da “kadınlar vardır” diyerek çığlıklar atılsa da, yetmez !…
Var olabilmek için her alanda; kadınlar tutsak kalmamalı siyahla, beyaz arasında… Yaşamlarında yer açmalı başka renklere de…
Son moda gözlük de takmalı, akıllıca sözler türetip kadınca sözlük de yazmalı, kadınlığın manifestosu üzerine, başka kız kardeşlerini de aydınlatabilmek amacıyla…
Şu kadın bedenimde taşıdığım başımda; işleyen bir beyin var diye bangır, bangır bağırmasını çok iyi bilmeli, kadınların sesini duymak istemeyen kulakların zarlarını patlatıncaya…
Kendine yatırım yapmalı; kaşmir palto, altın bilezik, siyah küçük elbise, kırmızı stilettonun ve inci gerdanlığın yanı sıra… Beden sağlığına, geleceğine, bilgece yaşamak için beynine yatırım yapmalı ve kişiliğine pırıltı katmalı, yalnızca pırlantalar takarak değil, yaşama korkusuzca bakarak…
Çünkü yalnızca gökyüzünün yarısı değil; doğadaki bütün renkler de senin ve sen kadın; cadı kimliğinle zekanın, bilgeliğin, aklın temsilcisisin !…