KUTUPLAŞTIRMAK(!) « Mavi Didim Gazetesi

23 Haziran 2021 - 02:43

KUTUPLAŞTIRMAK(!)

KUTUPLAŞTIRMAK(!)
Son Güncelleme :

15 Ocak 2021 - 15:39

334 views

KUTUPLAŞTIRMAK(!)

Her ülkede, temel olarak birlik ve beraberliğin sağlanması öncelikli bir görevdir. Bu görevleri inanılır ve görünür kılan, fiili durumlar ve sürekli hale getirilen uygulamalardır. Sadece yandaşlara yardım yapmak, birlik ve beraberlik çağrılarını boşa düşürür. İnsanlar, gördüklerine,  duyduklarına ve inanma boyutuna ulaşan algılara inanırlar. Bütün olanakları, yandaşların hizmetine sunup, sonra birlik-beraberlik çağrılarıyla halktan yardım istemek, inandırıcı olmadığı gibi; fiilen bölücülük yapmaktır(!)

İktidar, bilerek ve isteyerek ve ısrarla kutuplaştırma girişimlerini sürdürüyor ise; bu süreçte, kutuplaştırma kapsamı dışında kalanlar; özellikle karşı kutuplaştırmayı başlatmalıdırlar. Ötekileştirme çabaları yalanlar üzerinden yürütülüyor ise; muhalefet, bunun karşısına, doğruları merkeze alan karşı(ve haklı) kutuplaştırma başlatılmalıdır! Yalanlara karşı doğrular bıkmadan ve usanmadan dillendirilmelidir. Hesap vermez lige karşı, kör kuruşun hesabını sormalar gündeme taşınmalıdır. Anayasaya ve yasalara uyma çağrıları sürekli olarak tekrarlanmalıdır. Kitlelere sorulacak en önemli soru; demokrasiden, özgürlüklerden, şeffaflıktan ve hesap verilmesinden yana mısın? Değilse; otoriter yönetimden, hesap vermemekten, yaptığım yaptıkçılıktan ve ben yaptım oldu diyenlerden yana mısın? Kapalı kapılar ardında tezgahlanan haksız ve hukuksuz paylaşımlardan yana mısınız? İşsizlikten, yoksulluktan  ve açlıktan yana mısın? Halkın emeğinden ve alın terinden alınan vergilerin har vurup harman savrulmasından yana mısın? Tüyü bitmedik yetimlerin hakkının yenilmesinden yana mısın? Bu yıl, bütçeden güvencelerin karşılığı olarak ödenecek 31 milyar liranın ödenmesinden yana mısın?

Gerçeklikle bire bir örtüşmeyen durumları anlatmak için sözde nitelemesi kullanılır. “Sözde” uyarısıyla başlayan uyarı cümlesi, aynı zamanda bir güvensizlik ifadesidir. Bu durumu(uyarı veya suçlama) açıklığa kavuşturmak için, sözlerle eylemleri karşılaştırmak gerekir. Söz ve eylem uyumsuzluğu var ise, sözde nitelemesi haklılık kazanır. Bu uyarıdaki en önemli yan, güven duygusudur. Güven bir toplumun temel harcıdır. Öngörülebilirlik diye dillendirilen şey, güvenli ortamlarda var olur. Özellikle zor dönemeçlerden geçilirken, “güven” gerekliliği artar. Güven kaçınılmaz olarak bir ayakta kalma nedeni olur ki; toplumsal dayanışmayı, istenir konuma taşır. Sadece geleceği görmek yetmez. Yıkıntıların geleceği , istenir gelecek aynı değildir!

Kutuplaştırmak, muhalefetin haklı ve tutarlı gerekçeleri olmadan başvurduğu bir yöntem olursa ; o zaman öncelikle kendisini tüketir. İktidarların eşitsiz paylaşımları ve aynı zamanda haksız ve hukuksuz yaklaşımları, muhalefeti bu yönde savunmaya itebilir. Yandaşlara sürekli olarak ve açıkça yapılan katkılar, muhalefete haklı gerekçeler sunulmuş olur.

Hak, hukuk ve adalet olmaz ise, demokrasi olamaz. Demokrasinin olmadığı bir yapıda öncelikle anayasadan ve yasalardan da söz edilemez. Bu gibi yapılarda kanunlar olsa bile(hukukun üstünlüğü ile bağdaşmayan) onları da işlerine geldiği gibi ve istedikleri biçimde uyguladıklarında, hukuk devletinden söz edilemez; kan un devleti bile yoktur, sadece polis devletinden söz edilebilir. Polisin görev ve yetkilerine, ordunun silahlarını kullanma hakkı tanındığında, devletin biçimi de ortaya çıkmış olur.

Kutuplaşma girişimleri muhalefeti yok etmeyi veya etkisiz kılmayı amaçlıyorsa, muhalefetinde karşı hamle yapması gerekir. Muhalefet, varlık nedeni olarak bu hakkını kullanmalıdır. Soru çok açık; otoriter yönetimden yana mısın, demokratik parlamenter sistemden yana mısın?