KURUMLAR « Mavi Didim Gazetesi

23 Haziran 2021 - 02:19

KURUMLAR

KURUMLAR
Son Güncelleme :

07 Ocak 2021 - 15:25

305 views

KURUMLAR

Kurumlar bir ihtiyaçtan doğan, sorun çözme temelli yapılanmalardır. Devlet denilen yapılanma kurumlar toplamından oluşur. Kurumsal yapılanma, geleneği, ilkeleri, yasal dayanağı olan oluşumlardır. Kurumlarda tarafsızlık, eşitlik ve süreklilik temel esastır. Kurumların yaslandığı ilkeler güvenin ve demokrasinin güvencesidir. Kurumları, ayakta tutan ve sürekli kılan liyakattir.

Devletlerin, kurumlardan oluştuğunu söyledik. Kurumlar işlevsizleştirilir ve içi boşaltılır ise ve liyakatsiz kişilerin ellerine bırakılır ise; devletin omurgası çözülür! “Boş çuval, dik durmaz! Diyen bir atalar söylemimiz var. Bu söylemi kurum gerçekliğine uyarlarsak; omurgasız devlet varlığını sürdüremez diyebiliriz.

Kurumlar, toplumsal hafızanın güvencesidir. Toplumun hafızası, demokratik ortamdan beslenir ve dal-budak salar. Kurumlar işlevsizleştirildiğinde, bundan her koşulda toplum zarar görür. Bir adım daha atarak şunu söyleyebiliriz; kuvvetler ayrılığı olmazsa, özerk kurumlardan söz edilemez. Özerk kurumlar yok ise, bundan toplumsal hafıza zarar görür. Daha açık biçimde ifade edersek; toplumsal hafıza “felç” olur. Demokratik yönetim, özerk kurumlar ve kuvvetler ayrılığı, kültüre katkı sunan bir iklim yaratır.

Kurumlar derken, STK’lar göz ardı edilmemelidir. STK’lar, çözümlerin, üretkenliğin, katılımın ve yaratıcılığın okuludur.  Yenilikler, gelişim ve değişim bu ortamlarda yeşerir. Kurumlar, toplumun gelişim düzeyine olumlu katkılar sunar ve refah düzeyini artırır. Bu olgu her koşulda toplumun hafızasını besler ve kültürel katkılar sunar. Özgürlük, bağımsızlık, özgüven toplumsal gelişmeyi tetikler.

Parlamento, en önemli bir toplumsal kurumdur. Bu kurum işlevini gerektiği gibi yapamaz ise, demokrasiden söz etmek güçleşir. Parlamento, kamu bütçesinin gerçek sahibi olmalı ve bu hakkını titizlikle koruyup savunmalıdır. Milletten almış olduğu temsil yetkisini hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kullanmalıdır. Bu kurum kamu bütçesine sahip çıkamaz ise, onun yerini devlet bütçesi alır. İkisi arasındaki fark, gerçek temsil ile sözde temsil farkıdır. Şeffaflık, denetlene bilirlik ve hesap sorma kamu bütçesinin olmazsa olmazlarıdır.

Kamu bütçesinin nasıl harcanacağı bir siyasi tercihtir. Halk için, halktan yana mı; sermayeden yana mı? Sermayeden yana ise, sermayenin hangi kesimi için? Son belirleme de siyasi tercih kamu yararını göz ardı eder. Sermaye grupları arasındaki ayrım ise; demokrasiden, hukuktan ve adaletten uzaklaşmanın kanıtı olur. Toplumu böler ve dıştan gelebilecek etkiler karşısında savunmasız bırakır.

STK’lara ilişkin olarak söyleyebileceğimiz şey, onların öz varlıklarına saygı duyulmasıdır. Bu kurumların iç işlerine karışmanın yanlış olacağını söylemeliyiz. STK’ları tanımlarsak, bu savımızın haklılığı görülmüş olur: Bir sorun çevresinde, çözüm temelinde bir araya gelen; ast- üst ilişkisi olmayan eşitlerden oluşan ve herhangi bir otoriteden emir ve direktif almayan, özgür iradi katılımlı yapılanma sivil oluşumdur.

Devletler için bağımsızlık ne ise, kurumlar içinde aynı şeyleri söyleyebiliriz.

Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri kurumlarına sahip çıkıyorlar. Bu koşullarda toplumun büyük bir kesimi, kendi sorununu dayanak alarak ayağa kalkıyor. Demek ki, ülke bir sorunlar yumağına dönüşmüş.

ABD’de kurumlar, yaratılmak istenen sorunun karşısına dikilince; büyük bir sorun, saf dışı edilmiş ve dünya insanlık ailesine azımsanamayacak bir katkı yapılmıştır!