Kültür ve Hafıza « Mavi Didim Gazetesi

21 Haziran 2021 - 23:13

Kültür ve Hafıza

Kültür ve Hafıza
Son Güncelleme :

03 Şubat 2021 - 15:31

576 views

Kültür ve Hafıza

Uygar toplum, hafızası olan toplumdur. Toplumun hafızasında yaşanmışlıklar var. Bu yaşantıların bir kısmı dönüşüm noktalarında var olmuştur. Toplumsal katılımın öne çıkardığı olaylar anılır ve tekrarlanır olmuştur. Bu tekrarlar toplumların harcı ve aynı zamanda hafızasıdır. Bir başka açıdan bakıldığında buna istenir yaşama biçimi veya kültür diyebiliriz. Kültür sadece milletlerin değil, insanlığın hafızasıdır. Hafızanın yararı; kolaylaştırıcı, yol gösterici, zaman kazandırıp, ekonomik olmasıdır.

Ahlak bir kültür ve adalettir. Ahlak ve din, aynılaştırılmak istenir ama, aynı şey değildir. , her onurlu insan, Ahlaklı olmak için; doğrudan, güzelden, gerçeklerden (bilimsel) yana olmak gerekir. Zaten her onurlu insan bu niteliklere sahip olur. Ahlak, öğretiler içinde önemli bir yer tutar. Ahlaklı kişi, aynı zamanda saygın bir kişidir. Bunun için ahlak, duyarlı bireyler için yaşamsal bir gerekliliktir. Haksız maddi kazançlar elde edenler, kesinlikle manevi kayıplardan kurtulamaz! Başkalarının zararına olan kişisel çıkarlar, ahlak ile bağdaşmaz.

İnanç, istismarcıların elinde yaşam cenderesi olur. İnanan insanlar inandıklarının tümünü kutsal sayma eğilimindedirler. Kutsallık olgusu yaşamla bire bir örtüşmez. Sadece yaşam sürecinde gerçeklikle örtüşebileceği bir an vardır. Bu olgu değişimin değişmezliği açısından süreklilik arz etmez. Olgu değişime uyum sağladığı an, kendisinden uzaklaşır. Değişimin değişmezlik süreci işlediği sürece sonsuz kutsal olamaz! Bu nedenle kutsallar, değişimlerin ayak bağıdır. Hiçbir yalan, sonsuza dek sürdürülemez(!)

Yaşamla ilişkili çözüm seçeneklerini artıran kişi özgürleşir; bu neden özgürlük, seçenek kullanabilmek olarak tanımlanır. Zorunluluklar yaşam biçimini, yaşam biçimleri; yöntem ve kuralları belirler. Pozitif kurallara ilişkin davranışlar, ahlakın sınırları içindedir. Etkinlikler, ortak davranışları yaygınlaştırır; yaşam biçimi olan kültür, genelleşmeye başlar. İnsanlar, insan olma yolunda ilerledikçe, birlik ve beraberlikler artar. Tür ortaklığına doğru gelişme ve ivmelenme kaçınılmaz olur. Empati gelişir ve öngörülebilirlikler güveni artırır.

Yetkin insan, yapması gerekenler kadar, yapmaması gerekenleri de bilir. Bu sorumluluk duygusu, ahlakın temel belirleyenlerindendir. Bunun için, birey kendi yaşamında olduğu gibi öteki insanların yaşamlarını da dikkate almalıdır. Bu açıdan bakıldığında insan yaşamının(öteki türler içinde geçerlidir) her şeyden önemli olduğu sonucuna varılır. Öz saygı, yaşama saygının temelidir. İyi, doğru, güzel, istenir olan, beklenir olan, güvenli olan ve öngörülebilir olan olay ve beklentiler “ahlak” sınırları içinde yer alır. Empati, kötülüklerin freni, iyiliklerin nedeni olur. Empati sınırları kaldırır ve yetkinliği artırır. Farkındalık anlamanın ve çözüme katkı sunmanın ön koşullarındandır. Yetkinlik, ahlaklı olmakla çakışır. Bu nedenlerden dolayı, gelişmişlik insani unsurları bir araya toplar. İnsanlar kendi sorunlarından kurtulduğu zaman dünya yaşanılası olur.