KÖY ENSTİTÜLERİMİZ « Mavi Didim Gazetesi

13 Mayıs 2021 - 08:41

KÖY ENSTİTÜLERİMİZ

KÖY ENSTİTÜLERİMİZ
Son Güncelleme :

18 Nisan 2021 - 14:34

178 views

KÖY ENSTİTÜLERİMİZ

Köy Enstitüleri, sorun temelli çözüm yaklaşımıdır. Nüfusun %80’e yakını köylerde yaşamaktadır. Köyler aynı zamanda tarım temelli üretim birimleridir. Üretime ilişkin sorunların kırsalda çözülmesi gerekmektedir. Enstitülerin öğrenci kaynağı başlangıçta tamamen köylerdir. Köyden alınarak eğitilip donatılan öğrenciler, mezun olduktan sonra, yabancısı olmadıkları köylere atanmışlardır.

“Köy Enstitüsünde yetişen öğretmen aynı zamanda ziraat, sağlık, inşaat, demircilik, terzilik, balıkçılık, arıcılık, bağcılık, marangozluk ve benzeri alanlarda uygulamalı dersler alıyor, kazandığı deneyimleri köylere taşıyarak köyün ve köylünün gelişmesine önemli katkıda bulunuyordu.”(Tahsin Doğan)

Bilgi ve bilinçle donatılan bu insanlar, yaşama ilişkin sorunların kaynağına gönderilmektedir. Yaşama ilişkin sorunlar ağırlıklı olarak üretime ilişkin sorunlarla çakışmaktadır. Bu sorunların çözümü, kırsal yaşama ivme kazandıracaktır. Bu sürece dek süregelen kırık-dökük yeterlik üretim pazara dönük üretime dönüştürülmüştür. Bu oluşum; büyüme, kalkınma, istihdam ve tasarrufu tetiklemiştir. Aynı süreç, sosyal yaşamı da derinden etkilemiştir.

“Köy Enstitülerinin temel özelliği demokratik bir yönetimi yaşama geçirmiş olmasıydı. Öğrenci, öğretmen, çalışanlar ve yönetim tüm sorumluluğu ve kararları birlikte alırdı. Öğrenci etkinlikleri yarışmacı değil, dayanışmacı bir yaklaşımla yerine getirilirdi.”(Tahsin Doğan)

Sorun temelli çözüm yaklaşımı, en doğal ve çok etkili bir sivil oluşumdur. Bu çark harekete geçirildiğinde, teknolojik değişim devreye girmiş demektir. Yaşam var olduğu sürece, yaşama ilişkin sorunlarda var olmaya devam edecektir. Bir noktada çözüm zinciri yakalandığında, halka halka çözüm üretimi kaçınılmazdır. Sorun çözmek, ihtiyaçları daha uygun koşullarda karşılamak; büyümek, kalkınmak ve toplumun refah düzeyini artırmaktır.

“Köy Enstitülerinde özgüveni yüksek, eleştirel düşünebilen, yaşadığı toplumu kavrayan ve ileri götürme çabası içinde olan, sorun çözebilen gençler yetiştiriliyordu.”(Tahsin Doğan)

Köy Enstitüleri bir umut olarak doğdu. Kuvayı Milliye ülkemizi işgalden kurtardığı gibi, kendi içine çöken Osmanlıdan da kurtararak, halk egemenliğine dayanan bir cumhuriyet kurdu. Köy Enstitülerde en az Kuvayı Milliye kadar önemli bir sivil oluşumdu. Bu yapılanma toplumu cehaletin işgalinden kurtarmayı amaçlamıştı. Açık olduğu süreç içinde topluma hiçbir koşulda azımsanmayacak katkılar sundu. Eğer o gidişin önü gerici, tutucu ve çıkarcılar tarafından kesilmeseydi, şimdi ülkemiz en gelişmiş ülkeler arasında yerini almış olurdu. Sonuçta, bir toplumun refahı ve geleceği, bir avuç çıkarcının çıkarları için feda edildi(!) Prof. Dr. Ahmet Saltık’ın, Aydınlanma Sitesinde yayınladığı belge:

“Köy Enstitüleri neden kapatıldı? CEVAP, kapattıranlardan biri,
(KİNYAS KARTAL)’DAN GELİYOR.
.”Ben kapattırdım köy enstitülerini. Ben toprak ağasıyım. 200’e yakın köyüm var. Bu köylerdeki halk bana tapar. Ne işi varsa bana sorar.” Kinyas Kartal  Bir gazete yazarının dönemin Van milletvekili Kinyas KARTAL ile yaptığı bir röportaj :***
 Köy enstitüleri KOMÜNİST YETİŞTİRDİĞİ için mi kapatıldı?

– HAYIR. Beni babam MOSKOVA ÜNİVERSİTESİ’NDE OKUTTU komünizmin ne olduğunu ben gayet iyi biliyorum. Köy enstitülerinde komünizmi bilen kimse yoktu.
– Peki, KARMA EĞİTİMDEN dolayı mı kapatıldı?
– HAYIR. Bu da değil bütün dünyada okullar karma eğitim kız – erkek birlikte okuyor.
– Peki ya neden?
– Ben kapattırdım köy enstitülerini. Ben toprak ağasıyım. 200’e yakın köyüm
 var.

Bu köylerdeki halk bana tapar. Ne işi varsa bana sorar. Evlenecek, boşanacak, askere gidecek, mahkemesi nesi varsa gelir bana danışırdı. Ama Köy Enstitüleri açıldıktan sonra 5 köyüme KÖY ENSTİTÜSÜ MEZUNU GELDİ ve bu köylerden artık KİMSE BANA GELİP DANIŞMAMAYA BAŞLADI. Ben düşündüm 200 köyümün hepsine köy enstitüsü mezunu  gelirse BENİM AĞALIĞIM NE OLUR, SIFIRA DÜŞER!

Böyleyse benim harekete geçmem  gerekir dedim ve DOĞUDAKİ BÜTÜN AĞALARA telefon ettim onları topladım. Bir de Batı’dan buldum ESKİŞEHİR’den EMİN SAZAK. Sonra MENDERES’LE PAZARLIĞA GİTTİK. (Yıl 1950 seçimlerin olacağı zaman) Dedik ki;

“Köy Enstitülerini KAPATIRSAN şu gördüğün doğudaki tüm toprak ağaları ve batıdan Emin Sazak’ın oyları sana. KAPATMAZSAN OY YOK” ve Menderes’te 1950’de iktidara gelir gelmez köy enstitülerinin temelini sarsmaya başladı.”

“Fiilen işlemez hale getirilen Köy Enstitüleri, 1950 seçimlerinde iktidara gelen Demokrat Parti tarafından 27 Ocak 1954’te tümüyle kapatıldı. Köy Enstitüleri (…) 17 bin öğretmen yetiştirdi. 15 bin dönüm araziyi tarıma elverişli hale getirdi.(….) 750 bin fidan, 1200 dönüm bağ dikti. 60 işlik, 210 öğretmen evi, 20 uygulama okulu, 36 ambar, 48 ahır ve samanlık, 12 elektrik santralı,16 su deposu, 12 tarım deposu, 3 balıkhane, 100 kilometre yol yaptı.” (Tahsin Doğan)

Kısa süre içinde bu kadar etkili ve yararlı işler yapan bir yapının kapatılması, sadece kırsalda yaşayan halkımıza karşı değil; özünde ülkemize ve genelinde dünya insanlık ailesine karşı işlenen bir insanlık suçudur. Bu suçun vebali o süreçte yaşayanların boynunadır. İster iktidarda, isterse muhalefette olsun, bundan çağının tanığı olan herkes sorumlu ve suçludur!