KORKU « Mavi Didim Gazetesi

23 Haziran 2021 - 03:06

KORKU

KORKU
Son Güncelleme :

08 Nisan 2021 - 16:21

421 views

KORKU

Korkunun tabanında bilinmezlik var. Daha kavrayıcı bir ifade olarak “öngörülebilirlik” tabiri kullanılmaktadır. Öngörülebilirlik, yaşamın her alanını kavrar. Yaşamı sadece insan temelli kavramak, tür ayrımcı bir yaklaşımdır.

Hak, hukuk ve adaletin olmadığı bir ortamda güvenden söz edilemez. Güvensizlik, tüm bireyleri olumsuz yönde etkiler. Bu etkileri şöyle sıralayabiliriz; üretkenlik, yaratıcılık ve girişimcilik yönünden, kişiler bazı şeyleri yapmaktan kaçınırlar. Bu oluşumlar, gelişmeyi, değişimi, kalkınmayı ve dolaylı olarak da toplumun refah düzeyini etkiler.

Bu ülkenin saygın, özverili, cefakar ve güzel insanları kötü bir yönetimi hak etmiyor(!) Saygın kişilere hukuk dışı saldıran güçler, ülkede bir korku iklimi yaratmaktadırlar. Böyle bir iklimde vatandaşlar, hak ve hukuklarına sahip çıkmaktan kaçınır olurlar(!)

İktidarlar, muhaliflerini susturmak ve etkisiz kılmak için bir korku iklimi yaratmayı uygun görebilirler. Bu gibi ortamlarda “düşman” hukuku (hukuksuzluğu) uygulayabilir. İtham ettikleri kişilerin suçsuzluğu kanıtlanıncaya dek onları suçlu sayabilirler! Durgun suya atılan taş korku objesini; yayılarak genişleyen dalgalar, kitlelerde oluşan terör etkisini gösterir.”

Köpekler, korku algısı yüksek olan canlılardır. Kendilerinden korkan insanları algılarlar. Bu erken algı onları ön önlemler almaya yönlendirir. Erken uyarı önlemleri aktif veya pasif olabilir. Korku savar erken uyarı önlemi, bir saldırı biçiminde gerçekleşebilir(!) Benzer tepkiler, insanlar içinde geçerlidir. Haksız ve hukuksuz davranan kişiler, adalet adına kendilerine yönelebilecek hareketlere karşı ön alıcı saldırılarda bulunabilirler. Bunun en kısa yolu, çamur atmak ve dayanaksız suçlamalarda bulunmaktır. Bu akılcılıktan yoksun suçlamaları ciddiye alacak olan çıkarcı ve liyakatsiz kişilerin yaklaşımları da olaylara “tüy” diker! Aynı süreçte algı yaratma aygıtları harekete geçirilir.

Tekrar korku olgusuna dönersek, kaynağın güvensizlik olduğunu görürüz. Güvenin olmadığı ortamlarda endişe kaçınılmazdır. Beklenmedik bir anda, istenmeyen şeylerin olma olasılığı endişeyi tetikler; yoğun endişe kaçınılmaz olarak korkuya dönüşür. Her şeyin normal olduğu bir ortamda endişe ve korku olmaz. Korkunun kaynağı, normal dışı olay ve olabilirliklerdir. Toplu yaşam, doğal olarak kurallar üretir. Kurallar, kurumlar aracılığıyla yaşama geçirilir. Kurumlar, yasal dayanağı olan yapılanmalardır. Bu yapılar, genel, eşit ve geçerli ilkelerle varlığını sürdürür. Güvencelerin olduğu ortamlar, kurumsal yapıların varlığını işaret ediyor. Güvenin olduğu bir ortam; öngörülebilir, hesap sorulabilir bir ortamdır. Tarif edilen yaşam biçimi; hukukun üstünlüğü temelinde, kurumların işlediği ve ilkelerin geçerliliğinin gerçekleştirildiği demokratik ve laik bir ortamı işaret ediyor.

Korku, bilinçli varlıklar için kaçınılmaz bir olgudur. Tıpkı öfke, endişe, sevgi gibi bir duygu. Bu duygular, yaşamın olmazsa olmazlarıdır. Anlaşılan ve açıklanabilir duygular, yaşam kolaylaştırıcı ve yönlendirici bir işlev görür. Algılayan, yorumlayan ve yeni anlamlar kuran yaklaşımlar yaşamı zenginleştirir. Yaşama ilişkin bilgiler, kültüre katkılar sunar; yaşam bilgisi tüm varlıkları kavrar ve etkiler. Her varlığın, korkusuz bir yaşamı hak ettiğini unutmamak gerek. Özellikle bu konuda insanların sorumluluğu tartışılamaz!