Kördüğüm « Mavi Didim Gazetesi

21 Haziran 2021 - 21:33

Kördüğüm

Kördüğüm
Son Güncelleme :

15 Ocak 2021 - 6:16

393 views

Kördüğüm

Ülkede ne varsa, her şey kördüğüm ve benim gördüğüm ufak, tefek olaylar ki hani şu “sinek küçük ama mide bulandırır” örneği… Sanki görsek, söylesek, yakınsak… Belki birileri önemseyecekmiş gibi, yazıyoruz, yazıyoruz işte, içimizdeki hiç tükenmeyen hevesle… Ama biliyoruz; her şey nafile, her şey boş, tüm çabalar boşuna… Herkes dilini yutmuş; aman bir şey gelmesin başıma diyerek… Ama yine de birileri bir şeyler söylemeli, susmamalı ya da böyle düşünenler/diyenler de olmalı… Dünya genelinde yaratılmak istenen “korku toplumu” olgusu, dünyadan önce oluşturulunca ülkemiz genelinde; işin gerçeği korkanlar da haklı, dolayısıyla çoğunluk olmuş “ne şeytanı gör, ne de salavat getir” tadında…
Ve…
Bakalım neler var bugünkü falımız da ya da ahvalimizde?…
Ayaktopçuluk işkolunda yerli ve milli kararlar alınmış, Türk ayaktopçularının iyice körelmesi için hiç bir “fedakarlık”dan kaçınılmamış. Veee… Bundan böyle her takımda bulunacak yabancı ayaktopçu sayısı 14’den 16’ya çıkarılmış.
Ülkede satılmadık, yabanın eline geçmedik ne kaldı ki?…
Ayaktopu takımlarını da satın, paraları cebinize atın, ülke topraklarına da “satlik memalik-i mülki ” tabelası asın ve sonra da binip uçaklarınıza yaban ülkelere kaçın!…
Ama bundan böyle yaban ülkelere de öyle kolay, kolay girilemeyecek bu gidişle…
Bilindiği gibi ülkede henüz aşı yok ama AB ülkelerine girebilmek için aşı pasaportu şart !…

N’olcak şimdi?…
AB ülkelerine gitmek/girmek bir yana biz toprağa girmemek için bakalım kendi, kendimize ve sağlıklı kalmak için değerli hekimlerimizin sözlerinize kulak verelim. Onların önerdiklerini uygulayalım, halkı umursamayanların “ekmeğine yağ sürmemek” için sağ kalalım, sağlıklı kalalım, inadına yaşayalım “çevreye rahatsızlık vermek” amacımız eşliğinde… Bu amacımızı gerçekleştirebilmek için de…
Bağışıklık yaşımızı genç tutalım, bir başka deyişle “40’lı yaşlarla birlikte yaşlanmaya başlayan ve 60’lı yaşlarda daha da kırılgan olan” bağışıklık yaşımızı güçsüzleştirmeyelim. İyi de bu nasıl olacak ?… Elbette ki biyolojik yaşımızı genç tutarak… Bir başka deyişle; biyolojik yaşımız ne kadar genç kalırsa, bağışıklık yaşımız da o kadar genç kalıyormuş, öyle diyor Prof. Dr. Osman Müftüoğlu…
Biyolojik yaşı genç tutmak için de her gün 10 bin adım atılacak, her gün düzenli yürüyüş yapılacak…
Beslenmeye özen gösterilecek ki özellikle bakliyat, yoğurt, sebzeler ve kuru yemişler günlük beslenme alışkanlıklarımız arasında yer alacak.
Ve gençlik demişken, cildi nemlendiren besinler de yenecek ki özellikle yağlı balıklar, salatalık, avokado, karnabahar, ay çekirdeği, domates, yeşil biber ve bitter çikolata…
Ve de pirinç pilavı yerine, bulgur pilavı…
Kaya tuzu yerine, iyotlu deniz tuzu…
İnek sütü yerine, keçi sütü…
Ve kemik sağlığı için de kırmızı kuru erik…
En önemlisi de “az yiyen, çok yaşar” sözleri de yaşam ilkesi olarak bellenecek…
Aşı yok aşı, yolunu gözlerken olduk şaşı ve şaşırdık da saçmaladık sanılmasın. Sayın Müftüoğlu’nun açıkladığına göre; sağlıkçılar açısından insanların yalnızca kronolojik yaşı yokmuş. Biyolojik yaşı varmış, biyolojik yaşına bağlı/bağımlı bağışıklık yaşı varmış. Ve en önemlisi de psikolojik yaşı varmış. İşte bu psikolojik yaş denilen olgu da “60 yaşında birisinin, kendisini 30 yaşında hissetmesi” imiş ki hani halk arasında “ruhu genç insan” da denilen enerjik kişilerde gözlenen durum…
Sonuç olarak kişinin biyolojik yaşı ne kadar gençse, bağışıklık yaşı da o kadar genç kalıyor. Bununla birlikte kronolojik yaşı ne kadar yol almış olsa da yaşam denen yolculukta, eğer psikolojik yaşı gençse, o hep genç kalıyor sağ oldukça…
Dolayısıyla ülkede olan, biten… Kördüğüm olup, çözülmeyen her ne varsa… Çözmek için iktidar olanlar düşünsün, bizler bakalım kendimize… Kendi sağlığımıza, neşemize, mutluluğumuza… Çok şey istemedik yaşamdan ne de olsa; han, hamam gibi ya da saltanat, iktidar gibi… Özellikle de her şeyin sahibi olmak, herkese hükmetmek gibi… Bundan böyle en iyisi; kendimiz için yaşamak, yaşamda kalmak, sağ kalmak ve sağlıklı kalmak… Çünkü kimselerin halkın sağlığını korumak gibi çabası da, isteği de, niyeti de, amacı da yok gibi…