Kim Bilir ?… Belki de… « Mavi Didim Gazetesi

23 Haziran 2021 - 03:02

Kim Bilir ?… Belki de…

Kim Bilir ?… Belki de…
Son Güncelleme :

23 Aralık 2020 - 6:28

339 views

Kim Bilir ?… Belki de…

Hiç kimseyle lades tutuşmadık ama aklımda… Aklımda olan ne mi?… Ne değil ki?… Üstelik aklımda olan, anılarımdan silinmeyen onca olumsuz olay nedeniyle ” ki o olaylar dünün puslu anılarında kalmış olsa bile” bugün ben onları düşündükçe üzülüyorum, hem de kahrolurcasına üzülüyorum. Ne yazık ki anılarım sıklıkla kitlenip kalıyor, günümüzden yaklaşık 15 yıl öncesine… Acaba herkes benim gibi mi?… Belki… Ama büyük çoğunluk için… Dünde yaşananlar sanki hiç yaşanmamış gibi nasıl da silinip gitti “toplumsal hafızadan” ve ne acıdır ki daha da beteri, daha da acısı olaylar yaşanıyor, sanki hiç kimsenin yüreği sızlamadan, bir tüyü bile kıpırdamadan… Üstelik acımasızca; insanın, insana uyguladığı zulüm, vahşet sürüyor daha da artarak… Anılarımda soğuk geceler boyu avladığı hamsilerin, bolluğuna karşın, fahiş fiyatlarla satılmasını protesto etmek amacıyla yakaladığı balıkları halka parasız dağıtıp, emeğinin, alın terinin karşılığını alamayan balıkçılarımız var. Buna karşın kara para uğruna, umut yolcularını bir tekneye doldurup, bir de teknenin dümenini onlardan birinin ellerine bırakıp, tümünü ölümcül dalgalara gönderen bir başka Türk denizcisinin işlediği o korkunç cinayeti, toplu ölümü, katliamı anımsadıkça üzülüyorum. Ülkemize egemen olanların; AB’ye, ABD’ye, PKK’ya, özetle yedi düvelimize şirin görünmek/yaranmak/koltuğunu korumak adına mı bilinmez, ama dağdaki PKK’yı “baba ocağına döndürmek” için onlara af çıkarmak (ve belki de son aşamada terörist başını bile özgür bırakmak) amacıyla verdikleri uğraşları anımsıyorum. Ve yine o günlerde ağızlardaki “bakla” olarak tanımlanan “pişmanlık yasası” girişimlerini eleştiren yüreği yanık şehid babalarının; “Bizim çocuklarımız hiçbir zaman baba ocağına dönemeyecekler” sözlerinin derin anlamını bugün bile düşündükçe üzülüyorum. Bir buçuk yaşındaki bebenin tacizi, ardından dört yaşındaki bir başka bebenin öz annesi ve annesinin sevgilisinin işkencesi sonucu, bilincini yitirmiş olarak hastane odasından televizyon yansıları aracılığıyla gözlerimizden gitmeyen, vicdanlarımızdan silinmeyen görüntülerini anımsadıkça aradan geçen on yıla karşın bugün de üzülüyorum. YURTDA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ ilkesiyle temelleri atılan ülkemizin; yıllardır süren üstü örtülü bir savaş içinde bulunması nedeniyle, gece-gündüz, yaz-kış demeden eğitim yapan ve PKK eşkiyasıyla savaşan Mehmetçiklerimiz’le birlikte, Isparta dağlarında, gece hava  eksi 14 derecedeyken eğitimde olduğu sırada, donarak yaşamını yitiren 24 yaşındaki Komando Üsteğmeni anımsadıkça annesinin yaralı yüreğini yüreğimde duyumsuyorum ve onun için üzülüyorum. Ülkemizi bölmek, uluslararası alanda ülkemizin ve ulusumuzun saygınlığını yitirmesi için her türlü olumsuzluğa neden olanlara karşı çıkan NE MUTLU TÜRKÜM DİYEREK ve ulusal birliğimiz, ülke bütünlüğümüz için var olan yurttaşlarımızın; dün ERGENEKONCU, bugün de TERÖRİST olarak tanımlanması karşısında, kırılıyorum, güceniyorum, üzülüyorum. Ve dahası yıllardır; ırk üzerinden dalaş çıkaracaklar diye kaygıyla beklerken, bugün din üzerinden savaş çıkaracaklar diye endişelenip üzülüyorum. Oysa İSLAM; sevgi, barış ve kardeşlik dinidir diye öğretildi bize… Çıkar için karıştırılınca siyasete din ve din üzerinden körüklendikçe bu topluma kin… Bu ülkenin iç savaşa girişmesi için pusuya yatmış düşmanlarımızı sevindirecek birileri çıkarsa aramızdan bir gün diye  korkuyorum, endişeleniyorum, üzülüyorum.
Çünkü…
Dünde yaşanan olaylar, bir kez yaşanıp da dünde kalmadı. Her gün, bir önceki günden daha da korkunç olaylar, acılar, üzüntüler yaşandı. Sanki bu barışsever halk; zincirlerinden boşandı. Hoşgörülü ve sevecen Anadolu erenlerinin, bilgelerinin soyları tükendi, nesiller değişti, dönüştü, halkın çoğunun yüreği karardı, benlikleri nefret kuşandı. Umalım ki şu gelen yeni yılla birlikte; Çekişmeler, çatışmalar, toplumu geren atışmalar biter. Çözülmesi gereken onca sorun varken; “dedin-dedim” söz dalaşlarının yerine, bu ülke için, bu ulus için çalışan, sorunlarımıza çözüm bulan, siyasetçilerin söylem ve eylemleriyle halkın yüzü güler. Tez günde ülkemize gelir bahar ve bu halk da kaygılardan, korkulardan, üzüntülerden uzak gönenç içinde yaşar şu 2021 yılı geldiğinde… Kim bilir ?… Belki de… Biz umudumuzu yitirmeyelim de…