Kadınlar Yazarsa « Mavi Didim Gazetesi

15 Mayıs 2021 - 09:07

Kadınlar Yazarsa

Kadınlar Yazarsa
Son Güncelleme :

04 Mart 2021 - 16:11

545 views

Kadınlar Yazarsa

Bu yıl 8 Mart Kadınlar Günü 100. yıldönümü bütün Dünya’da kutlanıyor. Elbette kutlamaya değer, çok yol alınmıştır. Federal Almanya Başbakanı ve Savunma Bakanı kadındır. Türkiye’de de kadınlar Parti Genel Başkanı, İl Başkanı konumunda rol alıyor.

Ulaşılan kadın hakları kolay elde edilmemiştir. Hayli mücadele neticesinde bugüne gelinmiştir. Kazanımlara sivil kuruluşların çok büyük katkısı olmuştur.

Buna rağmen kadınlar, başta karar mercileri olmak üzere, toplumun her alanında sayılarına oranla temsil edilmemektir. Örneğin gazetelerde makaleleri okurken tespit etmek kolay, kadın yazarların sayısı oldukça azdır.

Kadın yazarsa, yazılanların diğer yarısı tamamlanmış olur. Korona krizinde evde kalınca enerji birikiyor. Aşı ve çabuk testler sonunda sosyal, kültürel yaşam ve seyahat edebilme turizmi canlandıracak. Yaz tatiline zihnen, hissen özlemle umut yolları açılmış görülüyor.

Mavi Didim gazetesinde, kışın Almanya, Avusturya ve İsviçre’de yaşayan, kentte yazlığı olan veya her sene tatilini orada geçirenlerin Almanca’da organize olmalı, diyerek Açık Mektup 1 şeklinde yazı yazmıştım.

Bu önerim Didim’den başka diğer tatil yöreleri için de örnek olabilir. Tüm Avrupa ülkelerinde yaşayan Yurtdışı Türkleri ve diğer Avrupa ülkelerinde yaşayan Türkiye sevdalılarıyla bu düşünceyi paylaşmak istiyorum.

Biz yazanları en çok mesut eden duygu, yazılarımızın okunması ve okuyucuyu harekete geçirmesidir.

İngrid Pieper-Şentürk gösterdiği samimi ilgi, bana Apollo Tapınağı önünde, yıldızların altında Akköy Kütüphanesi kurucusu Güven Pamukçu’nun düzenlediği edebiyat etkinliklerini hatırlattı.

Berlin’de felsefeyi üniversiteden halka taşıyan Berlin Hür Üniversitesi’nde doçent Dr. Ufuk Yaltıraklı ve tek Türkçe oyun gösterileri yapan Tiyatrom’un müdürü Yekta Arman’ın çabalarını anımsadım. Birlikte felsefeyi İstanbul, Ayvacık, Behramkale ve Bodrum’a da taşıdılar. Şimdi bu vesile ile Didim’e getirilebilir, yuvarlak masada herkesin eşit olarak söz hakkı var.

Didim’de yılın çoğu zamanını geçiren okuyucum İngrid Hanım şiir tadında bir mektup yazmış. Büyük bir özenle Almanca’dan Türkçe’ye çevirmeyi sağlayarak yayına hazırlamış. İngrid Hanım’ın yazdığı mektubun başlığına Didim Aşkı diyorum. Didim’i sevmeyen aşktan ne anlar. Mektup ikinci sayfada devam ediyor, beğeneceğinizi umuyorum.

İyi okumalar!

 

Ingrid Pieper-Şentürk’ün mektubu,

Benim bakiş açıma göre Didim’de yaşam güçlü etkilerle şekillenmiştir: örneğin, 100 yıldan fazla bir süredir yabancılar (arkeologlar, araştırmacılar, gezginler) Didim’deki Apollo tapınağı çevresinde faaliyet göstermektedir. Yabancılarla bir arada yaşam özellikle 1990’ların başından itibaren artan kültür turizmi, kitle turizmi ve tamamen her şey dahil sistemi ile çalışan büyük otellerin katkısı ile öğrenilmiştir.

Didim’e yeni gelen bu insanların kendi kültürel kökenleri aracılığıyla şekillenen ilgi çekici alanlar oluşmuştur. Bu alanlar İngiliz Pubı, Alman Pasta Büfesi, Mübadile Müzesi ve Türk-Yunan Dostluğu şeklinde sıralanabilir.[1] Arkeolojik zenginlik sayesinde yaratıcılık, spor, botanik, ornitoloji, sağlık: diş, saç, akciğerler, kalp, kanser sonrası bakım, yoga, sağlık, termal gibi alanlarda imkanlar elde edilmiştir.

Didim’deki yerel pazarlarda yöresel yemekleri pişirmek ve uluslararası tarifleri yorumlamak[2] için taze meyve, sebze, peynir, balık bulabiliriz.

Didim’de müzik halkları birleştiren bir unsurdur ve ruhun ana dilinin bir ifadesi[3]olarak Ege Denizi’nin hışırtısını duyabiliriz.

Bize yaşam enerjisi veren zengin çeşitliliği korumak için, gelecek için Didim’de neler yapabiliriz? Atalarımıza HERODOT ve THALES’a sorabiliyor muyuz. Beyin Jimnastiği için bir YUVARLAK MASA oluşturabiliyor muyuz. Apollon Tapınağı’nın yanındaki Medusa Garden, geleceğe yönelik fikirlerimizin yeri olabilir. Bırakalım düşüncelerimiz gölgeli ağaçların ve kokulu Begonvil çiçeklerinin altında yaratıcı bir şekilde ortaya çıksın.

Başarilar, bol şanslar!

 

Türkçeye çeviren :  Taner Gülenç

Bochum, 01.03.2021

[1] Burada yabancıların Didim kültürüne yaptığı tarihsel katkılardan söz edilmektedir.

[2] “Uluslararası tarifleri yorumlamak” bu  tarifleri pişırmeye uygun ürünler bulanabilmesi/ bu tariflerin kültürel katkılar ile pişirilebilmesini ifade etmektedir.

[3] „Musik ist die Seele der Sprache“ müzik ruhun/ duyguların dilidir anlaminda kullanilan bir söz öbeğidir.