Kadınlar, Kayıplar « Mavi Didim Gazetesi

23 Haziran 2021 - 02:00

Kadınlar, Kayıplar

Kadınlar, Kayıplar
Son Güncelleme :

07 Ocak 2021 - 18:02

250 views

Kadınlar, Kayıplar

Günlerden 6 Odak 2021… Kadınlar toplanmış Sakarya Adliyesi’nin önünde. Çünkü geçen yılın Temmuz ayında Sakarya’da patlamaların yaşandığı havai fişek fabrikasında ölenlerin yakınları hak arayışında…
Öfkeliler; yitirdikleri canların hesabını sormak istiyorlar, ama “sorumlular” yerine avukatları geliyor duruşmaya, onlar da bu duruma karşı çıktıkları için bir sonraki duruşma kalıyor Mart ayına…
Bağırıyor kadınlar “bu ülkede parası olanın haklı, parası olanın suçu hasır altı” düşüncesi bağlamında ama polis karşı çıkıyor onların “hak, hukuk, adalet” içerikli bu dışa vurumlarına…
Yıllardır “Çıkın, çıkın gelin” dedikçe Seda bacıları… Uyarak onun çağrısına; kadınlar geçtiler televizyonlarının karşısına…
Ne yazık ki 6 Ocak 2021 günü Sakarya’da kadınlar yitirdikleri yakınları için “adalet” ararken Adliye kapılarında, onları sürekli yanına çağıran Seda bacıları yoktu yanlarında…
Ve yine “yaşamak istiyorum” diye çırpınarak can verirken kadınlar, bir zamanlar eş, koca, sevgili diye sevdikleri erkeklerin ellerinde; Seda bacıları yine yoktu yanlarında…
Kuşkusuz “Seda bacı” bir simge… O ve benzerleri; televizyon yansılarından başka düşler anlattıkça kadınlara, onlara öykünen, özenen kadınlar ne yazık ki çıkıp, çıkıp gidiyorlar evlerinden ama toprağın derinlerine…
Ki o televizyondaki  kadınlar; genellikle “halk dalkavukluğu” yapar, ben de sizler gibi sıradan bir halk çocuğu olarak doğdum, ama ben başardım kibirliliğiyle gece kondu güzellerine, kenarın dilberlerine tepeden bakar. Çünkü onlar “verdikleri ödünler karşılığında” başarmışlardır ki nasıl bir  başarıysa eriştikleri o yaşam koşulları, onları erişilmez, ulaşılmaz tepeye taşımıştır. Dolayısıyla onlar; estetik cerrahlarının ellerinde, yeniden biçimlendirilirken… Cerrahın masasında kalan bedensel fazlalıklarıyla birlikte, benliklerini de bırakmışlardır ki aldırmazlar kadınların “hak, hukuk, adalet” arayışlarına ya da her gün sayıları giderek artan erkek vahşetinin neden olduğu “cinayet” yarışlarına… Onlar yalnızca toplumsal yapının bozulmasına, erozyona uğramasına, özellikle de kadınların değer yargılarının , ereklerinin, amaçlarının olumsuz yönde oluşmasına hizmet ederler. Her gün televizyon yayınlarında, sıradan kadınlara “ikon” olarak sunulan bu kadınlar; ne eğitimlidir, “eğitimli olmadıkları için”  ne de saygın bir meslek edinmişlerdir. Dolayısıyla işin kolayına kaçmaya eğilimli kadınlar için örnek kişi olarak gösterilen bu kadınlar; kadın cinayetlerine giden ölüm yolunu açan olumsuz etkenlerden birisidir.
Genellikle Yurttaşlık Yasası bağlamında, kazandığı kişiliğin ve kişilik haklarının ayırdında olmadan ya da Batılı toplumlara özgü feminizm gibi değerleri özümseyip, algılayamadan; televizyon yansılarından özendirildiği yaşama ulaşmak amacıyla özgürlük, bağımsızlık arayışına düşen kadınlar, genellikle sonsuzluğa uğurlanmaktalar.
Bağımsız kadın olmak, özgür kadın olmak; sanıldığı kadar zor değil kuşkusuz ama eğitimli, donanımlı, ekonomik bağımsızlığını kazanmış, ayakları üzerinde duran bir kadın olmak/olabilmek koşuluyla…
Bağımsızlık algısı, özgürlük yorumu; televizyon programlarından gözüne sokulduğu, bilinç altına yerleştirildiği gibi olan kadınlar için ne yazık ki yaşam yolculuğu çok çabuk sonlanmaktadır.
Çünkü onlar için “kadın olmak” bir erdem değil; pazara sunulan bir değer, bir mal, bir meta gibidir ki genellikle para ya da başka olanaklarla takas edilen… Ve o pazara sunulan değer, mal, meta; tek taraflı olarak ki genellikle kadın tarafından bozulan o ticari anlaşma sonrasında, parayı ödeyerek sahiplenen ki genellikle de erkek tarafından son yolculuğa uğurlanmaktadır.
Kuşkusuz hiç bir kadın, erkeğin elinde oyuncak, tutsak ya da köle değildir. Ama ilişkinin içine çıkar sağlama, ilişkiyi parasal koşullara bağlama gibi etkenler karışınca; sonuçta kadına yönelik şiddet, daha da ötesinde cinayet hem ilişkileri, hem yaşamları sonlandırmaktadır.
Ne yazık ki son yıllarda kadın-erkek ilişkilerinde gözlenen; çıkara dayalı yakınlıklardır. Günümüz ilişkilerinde “samanlık seyran” ve sevgi dolu aşıklar; yalnızca birbirine tutkun, meftun, hayran değildir. İlişkilerin sürecini de sonucunu da “para” denen olgu belirlemektedir. Belki genellikle değil ama çoğunlukla durum böyledir. Beklentiler karşılanmayınca, eş değiştirme girişimleri sonrasında; ilkel benlikler dışa vurulmakta, sonrasında yüze tokat vurulmakta ya da bedenler bıçaklara, kurşunlara hedef olmaktadır. Ardından kadın derneklerinin; söylevleri havalarda uçuşmakta, başkaldıran gösterileri de sokaklara taşmaktadır.
Ve en başa dönersek…
Örneğin 6 Ocak 2021 günü Sakarya Adliyesi önünde “hak, hukuk, adalet” arayışında olan kadınların yanında kim/kimler yer almaktadır?…  Televizyonun Seda bacıları mı, Sivil Toplum Örgütleri’nin  entel, dantel kadınları mı?… Elbette ki hiç biri, hiç kimse… Ne yazık ki o kadınlar hep yalnız kalmaktadır.
Üstelik biz gibi; onlardan başka bakış açılarıyla bu ilişkilere yaklaşanlara da öfke kusmaktadır o Seda bacılar ve de entel, dantel kadınlar… Olsun; biz yine bildiğimizi söyleriz. Kadınlara; düzenin dayattığı yozlukları değil, Atatürk’ün Türk kadınına gösterdiği aydınlık yolculukları öneririz. Çünkü eninde sonunda kadınlar da erkekler de bu ülkede “hak, hukuki adalet” arayışlarında, aradıklarını bulacaklardır.