KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN TEMELİ… « Mavi Didim Gazetesi

23 Haziran 2021 - 03:07

KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN TEMELİ…

KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN TEMELİ…
Son Güncelleme :

02 Ocak 2021 - 21:46

356 views

KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN TEMELİ…

Ülkemizde kadına yönelik şiddet artıyor…

Şiddet arttıkça da, konu ülkemizde tartışılıyor!…

Tartışmalar, ne yazık ki bir takım tabulara takılıyor, dine takılıyor, toplumsal baskı korkularına takılıyor ve dolayısıyla derinlemesine inilemiyor… Tartışmaların özgürce yapıl(a)madığını düşünüyorum…

Kadına yönelik şiddetin temelleri nelere, nerelere dayanıyor, kaynağını nerden alıyor, kökleri çok derinlere mi gidiyor, kimse bunu cesaretle sorgulayamıyor, çünkü şiddetin temeli dinimize ve dinimizin oluşturduğu kültürel yapıya dayanıyor… Bunu sorgulayanların, Turan Dursun, İlhan Arsel gibi başlarına nelerinin geldiğini hep biliyoruz… Bu kültürel yapının, Atatürk Devrimleriyle birlikte çağdaş yapılara dönüştürülmesi, din bezirgânları tarafından hep engellenmiştir… Yasa haline gelmiş çağdaş uygulamalar bile sözde bırakılmıştır… Ülkemizde kadına yönelik yasaların yerini ne yazık ki örfler, adetler, gelenekler, dinsel, mezhepsel uygulamalar almıştır.  Bugün  kadına şiddet anlayışının temelinde de bu anlayış vardır…

Düşünün ki:

Dinimizin emirlerine ve yorumlarına göre:

İki kadının şahitliği ancak bir erkeğin şahitliğine denk sayılıyor…

Nisa 34’e yorum yapmıyorum siz okuyun…

Kadınlar yargıç olamazlar…

Kadınlar araba kullanamazlar…

Miras konusunda da; erkeğe iki hisse verilirken kadına bir hisse veriliyor…

Dinimizle ve kültürel yapımızla iç içe girmiş anlayışlara göre de:

Erkeğin boş ol demesiyle kadın kapıya konuyor…

Zina suçu sadece kadınlara uygulanıyor namus kurallarının uygulayıcıları de hep erkekler oluyor…

Saçı uzun, aklı kısa, eksik etek, kaşık düşmanı kavramlarını üreten de bizim toplumumuz…

Karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmemeyi bir marifet sayıyoruz…

Türbanlarla, feracelerle, çarşaflarla sıkı sıkıya sararak gün görmesini, güneş görmesini bile engelliyoruz…

Evlenmelerine, âşık olmalarına, kiminle evlenip evlenmeyeceğine de karar veriyoruz… Kuma, berdel, başlık paralarının yaratıcısı de erkek egemen kültürümüzdür…

Töre cinayetlerine bakınız kurbanı çoğunlukla kadınlarımızdır. Yargılayıcıları ve verdikleri cezaların uygulayıcıları da hep erkeklerdir…

Yukarıda sıralamaya çalıştığım konular dinimizin ve kültürümüzün kadınlara bakış açısını gösteren örneklerinden sadece bir kaçı…

Atatürk: 1925 İnebolu Gezisinde:”Bazı yerlerde kadınlar görüyorum ki, başında bir bez, peştemal veya buna benzer birşeyler asararak yüzünü, gözünü gizler ve yanında geçen erkeklere karşı arkasını çevirir veya yere oturarak yumulur. Bu tavrın manası neye delalet eder? Medeni bir millet anası, bir millet kızı için bu garip şekiller, bu vahşi vaziyet nedir? Bu hal milleti çok gülünç gösterir ve derhal düzeltilmesi lazımdır.” “Onlar yüzlerini cihana göstersinler ve gözleri ile cihanı dikkatle görebilsinler. Bunda korkulacak birşey yoktur…”

Atatürk’le başlayan aydınlanma hareketi, kadınlarımıza çağdaşlığın yolunu açmıştı… Ne yazık ki, din bezirgânları, gericiler, töreciler, süreç içinde Atatürk devrimlerinin gelişmesini engellediler… Bu ülkeyi yöneten siyasiler de kandırabilecekleri, yönlendirebilecekleri, yönetebilecekleri halk yığınları yaratarak,  halkın gözünün açılmasını istemediklerinden, Atatürk devrimleri sürecini sekteye uğrattılar…

Bu zihniyet, kadınlara çocuk doğurmak, evde yemek yapmak, çocuklarına bakmak, akşamda kocasının zevklerini yerine getirmek görevini vermiştir… Kadınların emeğinden, beyninden, düşüncelerinden yararlanmak ise hiç düşülmeyen bir konudur…

Ne yazık ki, bu konuda ülkemizi yöneten siyasiler takiyye yapmaktadırlar… Kadınları ön plana çıkardıkları düşüncesi hep şeklendir ve kandırmacadır… Kadınların çalışması pek istenmemektedir… Ülkemizde kadın istihdamının gerilemesinin temelinde de bu vardır…

Kadına uygulanan şiddetin temelinde dinsel uygulamalar – veya yanlış uygulamalar – töreler, örfler ve âdetler yatmaktadır.

Her ne kadar yasal düzenlemelerimiz kadınlarımıza eşitlik sağlıyor, şiddetin önüne geçmeye çalışıyorsa da, ülkemizde  töre yasaları, toplumsal algılamalar, kültürel ögeler yasaların önüne geçmektedir… Yasaları geçerli kılmanın temel yolu çağdaş eğitimli kafalardır…Şeyhlerden, dervişlerden, yatırlardan, türbelerden, cincilerden, muskacılardan, medet uman bir anlayış bunu çözemez…Dini, dini kuralları sosyal yaşamın , toplumsal yaşamın kuralları içine sokan bir anlayış  bu sorunu hiç mi hiç çözemez…

Çağdaşlığa giden yolları bunlar tıkamaktadır… Bu tıkanıklık bazı partilerin beslenme ve siyaset yapma alanlarını – zeminleri- oluşturmaktadır…

Atatürk, zemine göre siyaset yapsaydı, devrimlerin hiç birini yapmazdı ve kendisi de padişah olurdu… İşte Atatürk bu yüzden büyüktür…

Atatürk devrimlerinin toplumda travma yaratığını savunan bir anlayışın, Kadınlara şiddeti önleyemeyeceğini, öze yönelik davranışlar geliştiremeyeceğini düşünüyorum…