KADIN KA­DI­NIN KURDU MUDUR? « Mavi Didim Gazetesi

22 Haziran 2021 - 07:08

KADIN KA­DI­NIN KURDU MUDUR?

KADIN KA­DI­NIN KURDU MUDUR?
Son Güncelleme :

05 Mart 2021 - 17:44

433 views

KADIN KA­DI­NIN KURDU MUDUR?

8 Mart Dünya Emek­çi Ka­dın­lar günü…

Erkek ege­men si­ya­set­çi­ler, bu günde nutuk üze­ri­ne nutuk atar­lar, si­ya­sal me­saj­lar ve­rir­ler…

Tüm bun­la­rın hepsi şekle ve günü kur­tar­ma­ya yö­ne­lik olur. Zaten yıl­lar­dır öze yö­ne­lik ola­rak kadın hak­la­rı­nı ge­liş­ti­ri­ci hiç bir ça­lış­ma­nın içine gir­me­dik­le­ri gibi kadın hak­la­rı­nı da hep ge­ri­ye gö­tür­dü­ler…

Ka­dın­la­rı­mı­za ver­dik­le­ri din­sel eği­tim­le, si­ya­si al­gı­lar­la, te­le­viz­yon prog­ram­la­rıy­la be­yin­le­ri­ni uyuş­tur­du­lar ve tes­lim al­dı­lar…

Tho­mas Hob­bes, “İnsan in­sa­nın kur­du­dur” der. Ona göre insan do­ğa­sı ge­re­ği kö­tü­dür…

Bu ya­zım­da bunu tar­tı­şa­cak de­ği­lim ama göz­lem­le­ri­me da­ya­na­rak, şu tes­pi­ti ya­pa­bi­li­rim ve şunu di­ye­bi­li­rim. “Ül­ke­miz­de kadın ka­dı­nın kurdu du­ru­mu­na gel­miş­tir-ge­ti­ril­miş­tir-”

Ül­ke­miz­de ka­dın­lar bir­bi­ri­ni yiyip bi­ti­ri­yor… Ka­dın­lar bir­bir­le­ri­ni düş­man ola­rak-ra­kip ola­rak- gö­rü­yor ve bir­bir­le­ri­ni de sö­mü­rü­yor­lar…

Tüm bun­la­rı da ka­dın­la­rı­mı­za erkek ege­men an­la­yış yap­tı­rı­yor…

Dü­şü­nün ki, tür­ban da­yat­ma­sı bile erkek ege­men an­la­yı­şı­nın bir da­yat­ma­sı­dır…

Di­ye­cek­si­niz ki tüm bun­lar neden böyle olu­yor… Tüm bun­lar, sis­te­min, din­le­re, mez­hep­le­re ve kül­tü­rel ya­pı­la­ra bu­laş­tı­rıl­mış erkek ege­men an­la­yı­şın adını koy­ma­ya utan­dı­ğı bir sö­mü­rü dü­ze­ne­ği­dir de ondan…

Ne yazık ki bu oyun­dan-sö­mü­rü dü­ze­ne­ğin­den- oku­muş, eği­tim gör­müş, aka­de­mik ka­ri­yer yap­mış ka­dın­la­rı­mız bile kur­tu­la­mı­yor…

Ka­dın­la­rı­mız, Ata­türk Dev­rim­le­riy­le ku­cak­la­rı­na düş­müş olan çağ­daş hak­la­ra bile sahip çı­ka­mı­yor­lar… Çünkü bu önem­li hak­la­ra emek sarf et­me­den, mü­ca­de­le et­me­den sahip ol­muş­lar­dır… Av­ru­pa­lı ka­dın­lar gibi bir mü­ca­de­ley­le bu hak­la­rı ka­zan­ma­mış­lar­dır…

Ül­ke­miz­de kadın hak­la­rı gün­den güne ge­ri­ye git­mek­te, ka­dın­lar her yö­nüy­le sö­mü­rül­mek­te­dir… Ka­dı­nın be­de­ni, giy­si­si, cin­si­ye­ti, an­ne­li­ği üze­rin­den si­ya­set ya­pı­lı­yor… AKP ik­ti­da­rı uy­gu­la­dı­ğı po­li­ti­ka­lar­la ka­dın­la­rı çocuk ma­ki­ne­si gibi gör­mek­te ve ka­dı­nı hep eve bağ­la­ma­nın yol­la­rı­nı ara­mak­ta­dır. Ka­dı­nı ça­lış­ma ya­şa­mın­dan uzak­laş­tı­rı­cı ça­lış­ma­la­rı bir ye­ni­lik­miş gibi öne sü­rü­yor… Ne yazık ki ka­dın­la­rı­mız da buna ka­nı­yor…

AKP dö­ne­min­de kadın is­tih­dam oranı azal­mış­tır ve daha da azal­ma­ya devam ede­cek­tir… İşsiz­li­ğin ne­de­ni­ni bile ka­dın­la­rın ça­lı­şı­yor ol­ma­sı­na bağ­la­yan an­la­yış, Or­ta­çağ Av­ru­pa’sının ka­dın­la­ra bak­tı­ğı açıy­la ba­kı­yor… Or­ta­çağ Av­ru­pa’sında Ki­li­se ka­dın­la­rı 3K’ya hap­set­miş­ti. (Küc­he-mut­fak), Kin­der-ço­cuk­lar), Kirc­he- ki­li­se) ka­dın­la­ra çocuk do­ğur­mak ve bak­mak, mut­fak­ta yemek pi­şir­mek, eşine hiz­met etmek ve ki­li­se­ye git­mek gö­rev­le­ri­ni ver­miş­ti… Süreç için­de Ay­dın­lan­ma ile –re­form ve Rö­ne­sans- bir­lik­te Av­ru­pa­lı ka­dın­lar 3K an­la­yı­şı­na karşı du­ra­rak “ço­cuk­ta do­ğu­ru­rum, ka­ri­yer­de ya­pa­rım, bu ki­li­se­nin bi­le­ce­ği iş değil” de­miş­ler­dir. AKP’de uy­gu­la­dı­ğı si­ya­set­le, 3K an­la­yı­şı­nın başka bir şek­li­ni uy­gu­la­ma­ya ça­lı­şı­yor…

Kadın ka­dı­nın kurdu de­miş­tim… Ka­dın­lar, bir­lik ola­ca­ğı­na hep erkek ege­men an­la­yı­şın oyuna ge­li­yor­lar…

Ba­kı­nız, bazı ka­dın­la­rı­mı­zın te­le­viz­yon­la­ra çıkıp da söy­le­dik­le­ri­ne …
Ko­ca­sı­na ikin­ci bir eş al­ma­sı için mü­sa­ade et­ti­ği­ni be­lir­ten bir kadın: “Ben ko­ca­ma bekâr ar­ka­da­şı­mı gös­ter­dim. Be­ğe­ni­yor­san ala­bi­lir­sin dedim. Ama o kabul et­me­di. Kabul et­sey­di de bo­şan­maz­dım” söz­le­riy­le ekran ba­şın­da­ki­le­ri şa­şırt­tı.

Erkek ya­par­sa zam­pa­ra olu­yor ama kız­la­rın çok ma­su­ma­ne aşk­la­rı ise tö­re­le­re kur­ban gi­di­yor…

Erkek ço­cuk­la­rı­nın sün­ne­ti bir düğün eğ­len­ce ha­va­sın­da ge­çer­ken ve er­gen­li­ğe ge­çi­şi bir gurur kay­na­ğı olur­ken, kız­la­rı­mı­zın ilk er­gen­li­ğe ge­çi­şi bir utanç ola­rak al­gı­la­nı­yor ve ses­siz se­da­sız öy­le­si­ne ge­çiş­ti­ri­li­yor…

Ül­ke­mi­zin si­ya­se­ti­ni dine bağ­la­yan­lar, kendi din­sel ve mez­hep­sel inanç­la­rı doğ­rul­tu­sun­da ka­dın­la­rı­mı­za bir rol ver­mek is­ti­yor­lar… Tüm sı­kın­tı­la­rın kay­na­ğı da bu… Bu yö­nüy­le Cum­hu­ri­yet­ten ön­ce­ye dön­müş olu­yo­ruz… Ken­di­le­ri­ne de zaten “Yeni Os­man­lı” di­yor­lar ya…

Mus­ta­fa Kemal Ata­türk, Os­man­lı zih­ni­ye­ti­nin bu çağ­dı­şı an­la­yı­şı­nı çok iyi gör­müş­tü:

“Bazı yer­ler­de ka­dın­lar gö­rü­yo­rum ki, ba­şın­da bir bez, peş­ta­mal veya buna ben­zer bir şey­ler asa­rak yü­zü­nü, gö­zü­nü giz­ler ve ya­nın­dan geçen er­kek­le­re karşı ar­ka­sı­nı çe­vi­rir veya yere otu­ra­rak yu­mu­lur­lar. Bu tav­rın ma­na­sı neye de­la­let eder? Me­de­ni bir mil­le­tin anası, bir mil­le­tin kızı için bu garip şe­kil­ler, bu vahşi va­zi­yet nedir? Bu hal mil­le­ti çok gü­lünç gös­te­rir ve der­hal dü­zel­til­me­si la­zım­dır”.
1925 yı­lın­da İne­bo­lu ge­zi­sin­de Ata­türk, ör­tü­nen ka­dın­lar­la il­gi­li ola­rak şun­la­rı söy­lü­yor:
“Onlar yüz­le­ri­ni ci­ha­na gös­ter­sin­ler ve göz­le­ri ile ci­ha­nı dik­kat­le gö­re­bil­sin­ler. Bunda kor­ku­la­cak hiç­bir şey yok­tur. Önem­li ola­rak şunu ihtar ede­yim ki, bu halin mu­ha­fa­za­sın­da inat ve ta­as­sup, he­pi­mi­zi en az kur­ban­lık koyun olmak is­ti­da­dın­dan kur­ta­ra­maz…”
Ata­türk’ün ka­dın­la­rı­mı­za ge­tir­di­ği çağ­daş hak­lar ne yazık ki, din be­zir­gân­la­rı ta­ra­fın­dan hep ge­ri­ye gö­tü­rül­dü ve gö­tü­rül­me­ye de devam edi­yor…

Dü­şü­nün ki nü­fu­su­mu­zun ya­rı­sı ka­dın­lar­dan olu­şur­ken Si­ya­set­te, Mec­lis­te tem­sil edil­me oran­la­rı ancak %17dir. Dün­ya­mız­da­ki 192 ülke ara­sın­da ise 117. sı­ra­da­yız. Bu oran­la Af­ri­ka ve Or­ta­do­ğu ül­ke­le­ri­nin de ge­ri­sin­de­yiz… İsveç ve Fin­lan­di­ya tem­sil ko­nu­sun­da % 47’lere ula­şır­ken, Bakan sa­yı­sın­da da %50 üze­rin­de tem­sil edi­lir­ken; biz­de­ki durum içler acısı…

Ka­dın­la­rın si­ya­set­te sos­yal et­kin­lik­ler­de çok etkin ol­du­ğu Didim il­çe­miz­de bile ka­dın­la­rın si­ya­set­te Be­le­di­ye Mec­li­sin­de tem­sil oranı çok dü­şük­tür. Dü­şü­nün ki il­çe­miz Be­le­di­ye Mec­li­sin­de kadın ko­mis­yo­nu ku­ru­lu­yor. CHP hariç diğer par­ti­le­rin ko­mis­yo­na ve­re­ce­ği kadın üyesi yok, erkek üye­ler ta­ra­fın­dan tem­sil edil­mek du­ru­mun­da ka­lı­yor­lar…

Bu yoz an­la­yış­tan dö­ne­bil­mek için ka­dın­la­rı­mı­zın bir­bi­ri­nin kurdu olma an­la­yı­şın­dan vaz­ge­çe­rek kendi ara­la­rın­da güçlü bir da­ya­nış­ma­ya gir­me­le­ri ge­re­kir…

Bu da ancak çağ­daş kadın der­nek­le­ri­nin et­ki­li ça­lış­ma­la­rı ve si­ya­sal­laş­ma­sıy­la olur…

Bu durum böyle devam eder­se, Av­ru­pa’nın bir za­man­lar ya­şa­dı­ğı Or­ta­çağ ka­ran­lı­ğı­na dö­ne­riz…

Haydi, ka­dın­la­rı­mız, ge­ri­ci erkek ege­men­li­ği an­la­yı­şı­na dur deyin ve çocuk da do­ğu­ru­rum-ve­ya do­ğur­mam-, si­ya­set­te ya­pa­rım, ka­ri­yer­de ya­pa­rım kime ne deyin…

Bir­bi­ri­ni­zi ye­me­yin ve uya­nın artık…

8 Mart­lar bir uya­nış­la­rın günü olsun…

Kutlu olsun, Dünya Emek­çi ka­dın­lar Gü­nü­nüz-Gü­nü­müz-…