İnsan ve Doğa « Mavi Didim Gazetesi

21 Haziran 2021 - 23:09

İnsan ve Doğa

İnsan ve Doğa
Son Güncelleme :

18 Mayıs 2021 - 15:08

140 views

İnsan ve Doğa

Düşünen hayvanmış; insan… Öyle tanımlıyor kendisini…
İyi de… Doğada var olan diğerlerinin; düşünmediği nasıl ileri sürülebilir !…
Ava saldırırken; planlı hareket eden dişi aslanların düşünmediğini/düşünemediğini kim ileri sürebilir?…
Bununla birlikte…
Avına pusu kuran tüm hayvanların; zeki olmadığını kim ileri sürebilir?…
Gerçekte “düşünen” olduğunu savunan insan; doğada en düşüncesizce tutum ve davranışlar sergileyen bir tür.
Ama kendini tanımaktan aciz, kendinin ne olduğunun farkında bile değil. Üstelik de bu düşüncesizliklerinin sonucunda; pek çok türlerin sonu geldiği gibi, insan kendi sonunu da hazırlıyor bunun da farkında değil.
Öldürme ve yaşatma içgüdüsüyle doğmuş şu insan türü… Ama nedense bir türlü baskın gelmez yaşatma dürtüsü…
Öldürür; din adına, iman adına… Hele bir de varmış ya etin tadına; acımadan öldürür, acımadan keser koçları, tavukları, avlar balıkları…
Gün gelir de kaynaklar tükenir ve yiyebileceği ne varsa biter; işte o koşullarda aslan gibi yavrusunu bile yer.
Bilindiği gibi Dünya genelinde; her ne kadar siyasal sorunlar, baskıcı yönetimler nedeniyle ayaklanmalar, kıpırdanmalar, hoşnutsuzluklar yaşansa da…Yine özellikle Ortadoğu topraklarında sonu gelmeyen kanlı çatışmalar olsa da…Bütün bunların da üzerinde; en öncelikli sorun bilindiği gibi bir türlü son bulmayan göçler…
Savaşlar, siyasal çekişmeler ve çatışmalar nedeniyle yaşanan göçlerin yanı sıra; bu göçleri tetikleyen en birinci neden bugün artık iklim değişikliği gerekçesiyle yaşanan olumsuzluklardır. Suriyeli uyanık, kurnaz, asalaklar dışında yalnızca ülkemize değil, özellikle Batılı ülkelere gidenler arasında; iklim değişikliği nedeniyle ortaya çıkan sorunlar sonucunda göçler yaşanmaktadır ki uluslararası literatürde onlar “iklim göçmenleri” diye anılmaktadır.
İşte burada bir duralım ve düşünelim. Böylesi sorunların ülkemizin da başına gelmeyeceğinin güvencesini, acaba kim verebilir?… Elbette ki hiç kimse…
Üstelik de “her ne kadar mistik, dinsel bir öykü ile bilinse de” Nuh Tufanı da iklim değişikliği sonucunda yaşanmış bir göçtür, bilimsel çevrelere göre…Ve Türkler’in Ergenekon Destanı… Çoğalan insan sayısına karşılık, yetmeyen kaynaklar ve sonrasında dağın eritilmesiyle kısılıp, kalınan dar alandan; yeni yerler arayışıyla göç etmek…
Günümüze dönersek…
Dünyamız’ı yüzyıllardır acımasızca kendi çıkarları için tüketen, sömüren, kaynakları yok eden varsıl ülkeler için pek çok varsayımlar türetiliyor; Mars’a kaçacaklarına ilişkin… Oysa ülkemiz gibi azgelişmişler; küresel iklim değişikliği sonucunda, buzulların erimesiyle, deniz sularının yükselmesi sonrasında Kars’a kaçabilecekler mi acaba?… Ne yazık ki bu olasılığı düşünmüyor hiç birimiz…