İnadına Müsilaj « Mavi Didim Gazetesi

23 Haziran 2021 - 01:36

Erol Yıldız

Erol Yıldız

İnadına Müsilaj

İnadına Müsilaj
Son Güncelleme :

06 Haziran 2021 - 14:08

143 views

İnadına Müsilaj

Ben devamlı olarak tekrar ettiğim bir konu var. Önemli günlerden bir kaçı dışında hiç hoşlanmıyorum. Özel ailemizi ilgilendirenler hariç. Sanki annemizi bir kere sevecekmişiz gibi anneler günü, sevgililer günü, dünya emekçi kadınlar günü gibi daha bir çok. Mesela bu yazımı yazmaya başladığımda dünya çevre günüymüş. Çevremizi hatırladığımız tek gün. Memleketin ağaçları kesilmiş yok edilmiş sadece bir gün aklımıza geliyor. Derelerimiz akarsularımız kurumuş, mahvedilmiş sadece bir gün aklımızda, ü. tarafı deniz olan ülkemizde tüm atıklarımızı attığımız denizlerimiz sadece bir gün. Biz böyle yaparsak alın size dünya çevre günü. Ben böyle bir günü kabul edemiyorum.

Şimdi müsilaj dediğimde yine bir çoğumuz anlamayacak. Aynen tecavüz olurken, insanların bir çoğunun anlamadığı istismar diyerek anlatamadığımız gibi. Bu nedenle deniz salyası diye de tekrar etmek gerekiyor düşüncesindeyim. Yıllar önce söylenen ve bilim insanlarının tekrar ettiği bu olay sonunda başta Marmara denizimizi mahvetti. Sıra diğer denizlerimize geliyor. Buna neden olan faktörler kendiliğinden gelişmedi. Bunu başta siyasetçilerimiz olmak üzere hepimiz yaptık. Siyasiler siyaset yaptı kirletti, biz sümüklü mendilimizi atarak, kaçak yağılarla sulara akıttığımız atıklarla başardık. Bu başarımızı daha çok sayıda sayfalara sığmayacak düzeyde halen yapıyoruz. Doğa bizden hıncını alıyor. Bu sadece bir uyarı niteliğinde. İleride deniz diye bir şey kalmadığında saçımızı başımızı yolmaya gerek kalmayacak. Bence şimdiden yolmaya başlayın.

Gelelim neden böyle kirlendiğine. Çevredeki akarsularımız, bunca değişik imkanlar varken enerji politikaları üretmek adına yaptıkları yanlışlar ve mineralleri yok olan akarsuların denizlere bırakılmasın gibi şimdilik basit görülen ama geleceğin uyarısı olan durumlar. Bu akarsulara bırakılan atıklar. Çevredeki fabrikaların atık inadı. Sorumsuz davranarak fabrikalara arıtma uygulanmaması. Sanayi atıklarındaki yoğunluk. Jeotermal atıkları. Burada bir parantez açmak istiyorum. İşletme sahibi, teftiş için Çevre Bakanlığından geleceğini çalışanlarına söylerken, “Yarın teftiş var arkadaşlar. Ona göre atıkları boşaltmayın” sözüyle biz doğanın canına bilerek okuduğumuzun basit bir anlatımı. Bir iş yeri teftişten haberi varsa, bu işin cılkı çoktan çıktığının habercisidir. Ülkemizin üç tarafı deniz diye her seferinde hatırlatıyorum. Kendim yazıp kendim okuyorum. Kızıp sinirleniyorum her şey nafile. Biz henüz Deniz ve su bakanlığını kuramamış bir ülkeyiz. Bu bakanlık kurulsaydı denizleri ve akarsuları denetleyecekti. Bu bela başımıza gelmeyecekti. Geleceğimizin karartılmasına el birliği ile devam ederken, yeni asrın projelerine imza atmak niyetindeyiz. Bir önemli konu daha. Denizlerimiz doğal olarak temizleyen deniz patlıcanı (Hıyarı) Japonlara gönderilirken, dünyalarca dolarları cebe indirenlere ceza bile reva görülüyor. Verdikleri cezalar sadece birkaç tane deniz patlıcanı karşılıyor ama geri kalanı tırlar dolusuyla dışarıya ihraç için kaçırılıyor. Şimdi denizlerin temizlenmesine engel olmuyorsak, atıkların atılmasına eyvallah diyorsak, halen atıkları atmalarına mani olmuyorsak benim diyecek sözüm yok. Sürç-i lisan ettikse affola.