Hatırlatma Kültürü - Mavi Didim GazetesiMavi Didim Gazetesi

22 Nisan 2021 - 02:05

Hatırlatma Kültürü

Hatırlatma Kültürü
Son Güncelleme :

13 Şubat 2021 - 9:10

478 views

Hatırlatma Kültürü

 Bir kelimenin anlamını bir tek sözle anlatamayınca, o kavramın Arapçadan geldiği anlaşılıyor.

Hatırlama sözü de Arapçadan Türkçeye alınmış. Çok çeşitli anlamı var. Bu yazımda uyarı ve ders çıkarma anlamında kullanıyorum.

Tam yetmiş altı yıl önce, 27 Ocak 1945 tarihinde toplama kamplarının en büyüğü olan Auschwitz (Oswiecim), Sovyetler Birliği Kızıl Ordu tarafından kurtarılmıştı.

Toplama kampında yaşamı kelimeler ile anlatmak çok zor. Ölümden kurtulanların ilk fotoğrafları biraz anlatıyor. Bir deri bir kemik kalan, yarı çıplak insanların yüz ifadelerini görmek bile o zulmü tam anlatamaz. Bu nedenle arşiv, sergi, müze ve görsel anıların iyi saklanması, gelecek nesil ve tarih dersleri için çok, ama çok önemli.

Bu yıl Almanya’da Yahudi tarihinin 1700. yılı kutlanacak. Yani Almanya devleti kurulmadan önce Yahudiler bu topraklarda yaşıyordu.

Federal Almanya Büyük Millet Meclisi’nde (Bundestag) anma töreninde konuşmacılar yalnız tarihi hatırlamak değil, bugün hortlayan Yeni Nazi taraftarlarına karşı mücadele için ders çıkarmaya işaret ettiler.

İş işten geçtikten sonra ders çıkarmada geç kalınmış demektir. O halde okullarda insan hakları, ırkçılığa, ayrımcılığa karşı konular işlenmelidir. Her sınıfta öğrencilerin anlayacağı şekilde anayasa ve demokrasi ana hat ve prensipleri öğretilmelidir.

Toplama kamplarında altı milyon Yahudi inancında kadın, erkek, genç ve çocuklar otuz ülkeden toplanıp öldürülmüştü.

Hitler rejimin zapt ettiği ülkelerde, ilk işi Yahudileri toplama olmuştu. Kimlerin o inançta olduğunu yerli devlet dairelerin yardımıyla buluyordu.

Silahla öldürme pahalı olunca, gaz ocakları inşa edilmişti.

20 Ocak 1942 tarihinde fabrika usulü öldürme [Berlin] Wannsee konferansıyla resmi devlet politikası olarak gerçekleştirildi.

Katliam bir sonuçtu, ama başlayışı hatırlamakla doğru ders çıkarılabilir. Önce meslek, iş olanakları ellerinden alındı. Öğrenciler teker teker sınıflardan toplandı. Yeşil alanlarda bile bankların üstüne buraya Yahudiler oturamaz, yazıyordu.

Tiyatro, sinema tüm kültür etkinliklerine katılmaları yasak edildi. Ev, fabrika ve diğer iş yerlerine el kondu.

9 Kasım 1938 tarihinde sinagog ve işyerleri yakılıp, yıkıldı. İnsanlar sokaklarda dövüldü. Onları bulmak kolaydı, zira görülür şekilde sarı yıldız taşımak zorundaydılar.

Fiziki ölümden önce, önyargılı sözlerde ayrımcılık yavaş yavaş başladı, sızma şeklinde genişledi.

Hitler rejimi 30 Ocak 1933 tarihinde başa gelince kıyım en fazla Yahudilere yapıldı, ama muhaliflerden sesi çıkanlar önce susturuldu, sonra cezaevlerine atıldı. Sinti, Roma ve özürlü, bilhassa ruh hastaları da öldürüldü.

Ari bir çoğunluk toplumu yaratılmak isteniyordu. 1937 – 1939 yılları arasında işverenlerin iş yerleri, fabrikaları ve evleri gülünç fiyatlarla satıp, yurtdışına çıkmalarına izin veriliyordu.

İkinci Paylaşım Savaşı sonunda savaşı kazanan ülkelerin kurduğu Nürnberg mahkemesinde, savaş suçlusu önder rolünde olanlar cezalandırıldı. Fakat çoğu katliama yardım edenler Devlet Dairelerinde, önemli işlerde görev aldı. Susma, şok ve utama kültürü tam yirmi beş yıl devam etti. Ayrıca savaştan sonra hayata tutunma mücadelesi vardı. Alman olma, tüm dünyada hor görülme, ayrımcılığa uğrama ve küçümsenme sırası onlara gelmişti. Soykırım sorumluluğu tüm Alman halkına yüklendi.

Varşova getto anma heykeli önünde 7 Aralık 1970 yılında Federal Almanya Başbakanı Willi Brandt’ın (SPD), diz çökerek atalarının adına özür dilemesini gösteren fotoğraf, kısa zamanda yayıldı. Futbol sahalarında oyuncular diz çökerek ırkçılığa karşı olduklarını gösterdiler.

Artık kapı aralanmıştı, geç kalındı. Tarihte yapılan kara leke, hata, facia ve katliam hakkında konuşma başladı.

Yeni Nazi taraftarlarına göz kırpan Almanya için Alternatif Parti (AfD) partisi, demokrasi düşmanı olarak görülmeli.

Michel Friedmann, 64 yaşında avukat, filozof, yazar ve moderatör, çıban büyümeden öldürmeli, diyor. İslâm ve Yahudi düşmanlığına karşı birlikte çalışmak gerekiyor. Tanışma esnasında Almanya’da doğan Özil Bey’e nereden geldiği soruluyorsa, Siz aslında gerçek Alman olamazsın, anlamına gelir. Almanya Millî Futbol takımında başarılı bir sporcuya bu soru yöneltiyorsa, işte mücadele orada başlıyor, demektir.

İsrail’de otuz bin kişi ölümden kurtulmuştu. Ama çoğu doksan yaşı üstü artık yaşamıyor. Zamanı anlatacak şahit kalmıyor. Okullara çağrılınca Michel Friedmann, ailenize sorun. Büyük babanızın duvarındaki resmi kim yapmış, büyük annenizin gümüş takımı hangi aileden kalmış. Teyzenin oturduğu ev, amcanın işlettiği fabrika kime aitti?

Tren şoförü Yahudileri trenle taşırken nereye taşıdığını biliyordu. Toplama kamplarında müdür olanlar üniforma giyince,

o göreve geldiklerinden gurur duyuyor. Zulmetme hakkını kendilerinde görüyorlardı.

Hitler’in tabancayı eline alıp, bizzat öldürdüğü nadir görülmüştür. Hitler’in gözüne girmek için Hitler’den daha Hitlerci olanlara sorun, diyor.

Böylece bugün tarihten çıkarılacak ders belli. Uyanmak, demokrasiye sahip çıkmak gidilecek yoldur.

Tarih nereden geldiğimizi anlatır, daha önemli ders çıkararak nereye gideceğimizi gösterir.

Tarihle kalın!

 

Kaynak:

Max Czollek und Michel Friedmann, Das ist Gedächtnistheater,

Chrismon, das evangelische Magazin, 01.2021, sayfa 27 – 29

 

 

 

 

%d blogcu bunu beğendi: