Günlerin Ardından « Mavi Didim Gazetesi

17 Haziran 2021 - 19:35

Günlerin Ardından

Günlerin Ardından
Son Güncelleme :

25 Ocak 2021 - 6:15

237 views

Günlerin Ardından

Günlerin Ardından; Yıllardır resmi ağızlardan; ne Uğur Mumcu, ne de Gaffar Okkan adlarını anan olmuyor 24 Ocak günlerinde…
Oysa onların ölümleri sonucunda ve sonrasında yaşanan olaylar  değil midir bugün sürdürdükleri saltanatın altyapısı ?…
Bilindiği gibi 60’lardan sonrasında bu ülkede yaşanan her ölümün ya da her idamın ardından ülkeye kalan kaos/karmaşa ve sonrasında da hep birileri tünedi KOCA Çınar’ın dallarına…
Ki onlar acaba Mumcu, Okkan ve diğerlerinin katillerine mi yoksa bu katledilenlere mi şükran duydular ama dışa vurmadan, sinsice ya da gizlice en içlerinden?…
Uğur Mumcu gibi aydınlık yolcuları; ne bu ülkeye ne de bu ulusa nankörlük etmeden, onu saygıyla ve onu daha da anlayarak andılar, anıyorlar, anacaklar da…
Ve Gaffar Okkan; Diyarbakırlı ‘ya toz kondurmayan şehit Emniyet Görevlisi, o kol kanat gerdiği Kürt kökenli yurttaşlarımız, ulusal birlikteliğimiz bağlamında kardeş saydığımız can yoldaşlarımız hiç onu anarlar mı?…
Kuşkusuz onu saygı ve rahmetle ananlar da vardır ama yedi düvelin oyunlarına kananlar da var aralarında, var ki Türkiye’de olsun, Irak’ta olsun ya da İran’da olsun birileri bir fitne, bir kalleşlik, bir kavga çıkarmak istediler mi…
Örneğin ne demişti ABD’nin Türkiye Eski Büyükelçisi James Jeffry bir kaç yıl öncesinde anımsanacağı gibi?…
– İran’ı çevirmek için Kürtlere ihtiyacımız var.
Zavallı Kürtler; sanki yazgılarında hep kullanılmak, birilerinin kötü amaçlarına alet olup, sonra da bir kenara atılmak var ne yazık ki… Oysa ne olurdu sanki yaşadıkları, bulundukları, yurt edindikleri ülkelerin halklarıyla bütünleşmeyi, ulusal kimliklerine bağlanmayı öğrenebilseydiler ve kullandırtmasaydılar kendilerini şu Okyanus ötesindeki Dünyanın Efendisi geçinenlere… Ve olmasaydılar onların ellerinde birer kukla… Ve de Ortadoğu topraklarında barış gelseydi; insana, kurda, kuşa…
Biliyoruz ki dünya genelinde tutum ve davranışları, izleyeceği politikalarla merakla beklenen Biden; Trump’ın yaptığı pek çok yanlışın, düzeltilmesi için “ki örneğin İklim Sözleşmesi’ne geri dönmek gibi” demokratça kararlar alsa da… Onun için öncelikli bir amaç var o da bir Kürt devleti kurmak Mezopotamya havzasında İran’a rağmen ve elbette ki Türkiye’ye rağmen… Irak ne olacak dersen?… Onun bütünlüğünü bozmuşlardı yıllar öncesinden… Ve bu oyunun en gerisinde gizlenen BOP, sahneye konacaktır yeniden…
Belki de bu plan, proje, pilot bağlamında; yıllardır pek çok değerli yurttaşımız ve Mehmetçikler girdiler kara toprağa, o sömürgenlerin entrikaları sonucunda can verdiler.
Üstelik o “kanlı petrol içici” Sam Amca; yalnızca Ortadoğu topraklarını çevirmekle kalmıyor ölüm bataklığına… Son yıllarda gözü yeniden Latin Amerika topraklarında, özellikle de Venezuella’nın petrol yataklarında… Bu nedenle Amerika “demokrasi götürmek” için her an atakta… Ama ülkenin Başkanı Maduro ezilmiyordu  Başkan Trump’ın karşısında… Bizler de “Maduro kardeşimizi mağdur etmeyeceğiz, onu destekleyeceğiz. Venezuella, Meksika, Küba; Amerika’nın arka bahçesi olmayacak”  diye birer Che olmaya heves etmişçesine “etten önce çömleğe atarken kendimizi” Trump’lı günlerde…
Bir de ne görelim Joe Biden; göreve geldiğinde “yeni bir başlangıç yapmak için” el öpme sırasına önce Maduro girmiş.
Demek ki neymiş?…
Uluslararası siyasette; çıkar ilişkileri çok değişkenli, dostluklar yüzeysel, sol gösterip sağ vuran kolaycılar ve bütün bu düzeni kendi çıkarları doğrultusunda alt-üst eden alaycılar varmış.
Bu durumda bırakalım; Amerikalı’yı, Amerikalı ile baş, başa… Dönelim kendi topraklarımıza…
Küresel salgın nedeniyle; açlık/kıtlık/yokluk/yoksulluk çalarken ülkemizin kapısını… Kime soracağız bu korkunç durumun hesabını?…
Bizler ki…
Kurtuluş Savaşı’nın ardından… Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’nın yıkımından sağ çıkmış bir ulus olarak; yoktan var ederken bu ülkeyi…
Traktör mü vardı?…
Mazot mu vardı?…
Biçer-döver mi vardı?…
Kimyasal gübre mi vardı?…
Halkın yüzde 80’i kırsalda yaşar, köylü atasından gördüğü gibi toprağı eker, karasabanla sürer, orakla biçerdi.
Türkiye borçsuz, halkın karnı tok, uluslararası saygınlığı çok… Kahvehane köşelerinde pinekleyen tembeller yok…
Ama…
Ne yazık ki bugün her nedense o günleri özleyen de yok.
Karasabanlı tarımı düşündükçe, karabasanlar basıyor  onların benliğini…
Çünkü onlar kolayından görmek istiyorlar ceplerinde binliği…
Oysa üretmeyene ne ekmek var, ne para… Bu gidişle olacağız cümleten yoksul, cümleten fukara… Pek çok şeyin olduğu söyleniyor fıtratımızda, ama bu kez açlık var, açlık;  eğer üretim yapılmazsa bereketli Anadolu topraklarında…