Günlerin Ardından « Mavi Didim Gazetesi

25 Haziran 2021 - 01:08

Günlerin Ardından

Günlerin Ardından
Son Güncelleme :

31 Mayıs 2021 - 15:33

85 views

Günlerin Ardından

Geçen yıl 27 Mayıs nedeniyle “65 yaş üstü evlerde… Ölmeden mezara koyma projesi sürmekte… Dolayısıyla…
27 Mayıs bildirisini okuyan Albay Alpaslan Türkeş gerçeğini yok sayıp, masal anlattıkları gibi… Daha pek çok masallar anlatabilirler gençlere, evlerde kaldıkça *gerçekleri bilen* 65’likler” diye düşünüyordum evde sıkıntıdan patlarken….
İşte bu yıl yine 27 Mayıs bahanesiyle; saldırdılar, İsmet Paşamız’ın Başkanlığı’ndaki Cumhuriyet Halk Partisi’ne… Kuşkusuz “yavuz hırsız ev sahibini bastırır” deyiminde olduğu gibi her 27 Mayıs 1960 gününün yıldönümünde ne kadar da koparsalar yaygara; Darbe Bildirisi’ni okuyanın MHP’nin kurucusu o günlerin Albayı Alpaslan Türkeş olduğu gerçeğini değiştiremezler.
İstedikleri kadar “demokrasi havarisi” kesilseler de… Pudra şekersiz, Venezuella peynirsiz beyinlerimizi kandıramazlar.

Fatih İstanbul’u işgal ederken, meleklerin cinsiyetini tartışan papazları son yıllarda sıkça anımsar olduk pek çok gerekçeyle… Bugünlerde yine ülkenin onca sorunu, halkın yoksullukla verdiği sınavı, küresel salgınla savaşmayı beceremeyenlerin olumsuz dışsallıklarının en başında gelen kaybolan genç kuşaklar ve boşa giden bir eğitim dönemi kalmışken MAFİA odaklı kapışmaların gölgesinde; ne yazık ki sorunlar çığ gibi büyürken, herkes “acaba kim Melek, kim Şeytan?” sorusunun yanıtını arıyor.

Anımsıyorum da günümüzden tam olarak yine 2 yıl öncesinde “ERDOĞAN’ın ülkesinde herkes kendini ifade ediyor, kimse korkmuyor, kimse çekinmiyor” demişti İçişleri Bakanı SOYLU…
Ve bendeniz de şu sözleri söylemiştim; Bay SOYLU’nun sözleri üzerine…
“İlk soru; öyleyse ben de aralarında olmak üzere neden pek çok yurttaşımız yargılandılar TCK 299 ile?…
İkinci soru; ne zaman ülkenin tapusu çıkarıldı AKBAŞKAN’ın üzerine?…
Bakan SOYLU; ola ki deseydi *ERDOĞAN’ın yönetiminde* anlaşılır ve üzerinde tartışılır bir açıklama olurdu da… Ülkenin sahipliğine, Türkçesi ile iyeliğine vurgu yapan sözler söylenirse… Bu koşullarda ülkenin yurttaşları sormazlar mı bu ülke Türk Ulusu’nun değil mi ki diye?…
Toprağı bol olsun Fransız kralları gibi *Devlet benim* dercesine… Bildiğimiz kadarıyla 1 Kasım 1922’de saltanat kaldırılmıştı bu ülkede…
Unutanlar varsa… Anımsatalım SOYLU’nun bu açıklaması nedeniyle…”
Aradan geçen 2 yıl sonrasında; İçişleri Bakanı SOYLU’nun adı üzerinden koparılırken MAFIASAL bir fırtına, acaba anlatılanlar gerçek mi yoksa masal mı diye sormadan da duramıyoruz aslında…
Bakalım daha neler olacak, neler anlatılacak, neler hasır altı edilecek, neler ortaya çıkacak?…
E ne de olsa “ERDOĞAN’ın ülkesinde herkes kendini ifade ediyor, kimse korkmuyor, kimse çekinmiyor” demişti İçişleri Bakanı SOYLU… Dolayısıyla o “herkes” kavramı içine “Reis Peker” de girer her halde… Ve o da “kendini ifade ediyor, kimseden korkmadan, kimseden çekinmeden” Bakan SOYLU’nun 2 yıl önce yaptığı açıklamada belirtildiği biçimde…
Her ne ise?… Ne gerçek, ne yalan, ne itiraf, ne iftira?…
Kim bilir belki de yine bir 2 yıl sonra; ya unuturuz, dolayısıyla uyutuluruz bu açıklamalar bağlamında ya da hukuk devletinde yaşayan başka halklar gibi bizler de “doğru” olan ne varsa öğreniriz.
Ama şu an için gelecek bilinmezlere gebe…
Ah be canlar; neredeyse son bir aydır MAFIA MUHABBETLERİ eşliğinde içimiz daraldı, sıkıntıdan patlayacak duruma geldik. Sıradan insan ilişkileri üzerine söyleşemez olduk. Şakalaşmayı, gülmeyi unuttuk. Neredeyse Hacivat efendi gibi, Karagöz’ün kapısını çalıp “yar bana bir eğlence” diye bağıracak duruma geldik / getirildik.
El insaf !… Bunca alaveraya, dalaveraya can mı dayanır?…
Ne Moda’dan, ne de Viski-Soda’dan ve özellikle de günümüzün silikonlu dilberlerinden söz edemez olduk.
Oysa onlar, hiç bir şeye aldırmadan, hiç bir şeyi umursamadan ne diyorlar?…
Yeni yetmelerin ve hatta 40’lık evde kalmış dilberlerin; tümünün dilinde ne var son bir kaç yıldır, biliyor musunuz?…
Yalnızca “aşkın ömrü 3 yıldır” tümcesi…
Aldırtmayınca 21. yy model silikonlu kızları, erkek kardeşlerine şu kıskanç görümceleri…
Sonuç olarak avutuyor kızlar da kendilerini “aşkın ömrü 3 yıldır; ne’me gerek evlilik?” sözleriyle ve gününü gün etmeye bakıyor her birisi aldırmadan ülkenin hal ve gidişatına… Bizlerin bilinç altı yıkanmışken “aynı yastıkta 40 yıl” nakaratıyla… Onlardaysa ne gam, ne tasa?… Vur patlasın, çal oynasın; herkese ölüm var en sonunda…
Ne diyorsunuz ?… Yoksa onlar bizlerden daha mı akıllı?…