FIRSAT EŞİTSİZLİĞİ(!) « Mavi Didim Gazetesi

15 Mayıs 2021 - 09:04

FIRSAT EŞİTSİZLİĞİ(!)

FIRSAT EŞİTSİZLİĞİ(!)
Son Güncelleme :

21 Nisan 2021 - 14:36

231 views

FIRSAT EŞİTSİZLİĞİ(!)

Temel haklar yaşamın, fırsat eşitliği de temel hakların güvencesidir. Fırsat eşitliği hukukun üstünlüğü, adalet, kurumsal işlerlikler ve güvenirlik; demokratik yaşamın olmazsa olmazlarıdır. Öngörülebilirlik, fırsat eşitliğinin olduğu yapılarda geçerlidir.

Yaşamın her alanında eşitsizlikler dal-budak saldı. Genelde yaşama egemen olan ve fakat etik olmayan mantık, birilerinin daha çok eşitsiz olduğunu göstermektedir. Gelirlerin yarıdan fazlasına sahip olan %1’lik kesimin hak ve olanakları, sınırsız sorumsuzluklarla taçlandırılmaktadır. İhaleleri, iadeleri, kredileri, vergi muafiyetlerini ve teşvikleri alan kesim, ayrıcalıklı azınlık konumundadır. O kadar ki, şans oyunlarında bile normal şansa şans tanınmamaktadır(!)

Yılmaz Özdil’in köşe yazısından iki alıntıyı okurlarımla paylaşmak istiyorum:

“Üniversite mezunu, hatta yüksek lisans yapmış, yabancı lisan bilen pırıl pırıl gençlerimiz asgari ücret bile bulamazken, bir yandan din-iman-rabia tweetleri atan, beri yandan kumar fişleriyle, revü kızlarıyla, elinde kadehle jakuzide poz veren, Çankaya’da lüks sitede oturan, lüks otomobil koleksiyonu olan kokainci arkadaş, henüz 20’li yaşlarındayken bu işleri nasıl başardı?

Kalifikasyonla.”(Yılmaz Özdil.)

Özellikle eğitimli gençlerimizin okudukları alanlarla ilgili iş bulamayışları, onların kaliteleri ile ilişkilendirilmek isteniyor. Oysa, iş bulmanın alan uzmanlığı ve liyakat ile bir ilişkisi kalmamıştır. Sadakat liyakatin yerini almıştır! İş bulmak isteyenlerin, ehil olmaları değil; görevli üst düzey yakın veya tanıdıklarının olması veya partili olmaları yeterlidir. Yılmaz’ın yürek burkan örneklerine bakalım:

“Matematik öğretmeni Kamil, öğretmen olarak atanmadı, bir lisede geçici kadroyla hademe oldu, fen bilgisi öğretmeni Alev, öğretmen olarak atanmadı, cep harçlığı için palyaço oldu, Türkçe öğretmeni Ramazan, öğretmenlik yapması gereken okullarda servis şoförlüğü yapıyor, sosyal bilgiler öğretmeni Orkun, su tesisatçılığı yapıyor, beden eğitimi öğretmeni Ahmet, çaycılık yapıyor, Türkçe öğretmeni Aybakır, haftada üç gün, günlüğü 40 liraya, marketlerin tanıtım standlarında duruyor, kimya öğretmeni Gamze, öğretmen olarak atanmadı, canına kıydı, coğrafya öğretmeni İbrahim, memleket coğrafyasının her yerine gitmeye razıydı, ataması yapılmadı, dört yıl sabırla bekledi, kendini astı, cebinden sadece altı lira çıktı.”(YILMAZ ÖZDİL,SÖZCÜ,20.04.2021)

Hukuk sermayenin ve egemenlerin süpürgesidir. Gerektiğinde pisliklerini ve ihtiyaç duyduklarında da istemediklerini(muhalifler) temizlerler(!) Hal böyle iken, birde kendini hukukun üstünde görenler vardır. Yasalar onların hizmetinde ve onlara karşı olanlara karşı bir silah gibi kullanılabilir. Sorumlukları olanlar, sorumsuzların hizmetindekiler olarak kabul edilir(!) Her ne yapılırsa yapılsın, hesabının sorulmayacağı rahatlığı ile hareket edenler azınlıkta olmalarına karşın, yığınları yönetirler.

İki kesimden oluşan yönetimin taraftarları farklı beklentiler içindedirler. Bu olguyu şöyle özetleyebiliriz; büyük ortak yandaşları devlete iş yapmayı(akçalı işler), küçük ortak yandaşları da devletin hizmetinde iş yapmayı tercih etmektedirler. Devleti işgal eden Fetöcülerin yerini küçük ortağın elemanları aldı. Böylece, küçük bir azınlık için fırsat eşitsizliği sağlanmış oldu. Bu eşitsizliği yaşamın her alanında tepe tepe kullanmaktadırlar(!)